Tahkim hakemi yanıtladı: 'Söke söke' alabilirler mi?

Britanya’nın başkenti Londra’da ticaret hukuku ve uluslararası hukuk üzerine çalışan tahkim hakemi Can Yeğinsu, muhalefet liderlerinin iktidara gelmeleri halinde Kanal İstanbul için ödeme yapmayacağı yönündeki açıklamalarına karşılık Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Söke söke alırlar” demesini değerlendirirken, “Bu sorunun cevabı ayrıntılarda gizli" ifadesini kullandı.

"Bir devlet bir yatırımcıya ya da sözleşme imzaladığı herhangi bir tarafa karşı hukuki yükümlülükler altına girdiyse, bu yükümlülükleri yerine getirmekle hukuken sorumlu" diyen Yeğinsu, "Eğer yerine getirmezse, bunun yasal sonuçları doğar ki bu da hukuk devletinin en temel prensiplerinden biridir.  Ancak bu bağlamda, hukuk devletinin işleyebilmesi için, yönetimde olan hükümetlerin ticari taraflarla bağlayıcı sözleşmelere girmeden önce derinlemesine düşünmeleri ve olabildiğince görüş almaları gerekiyor. Bunun sebebi ise hükümetlerin kamuya karşı var olan yasal sorumluları ve genel kamunun, ki buna en nihayetinde bu projeler ve anlaşmalar için gereken fonları sağlayan vergi mükellefleri dahil, menfaatleri doğrultusunda hareket etmekle bağlı olmaları" bilgisini paylaşıyor.

Diken'den Fatih Gökhan Diler'in sorularını yanıtlayan Yeğinsu, konuya ilişkin şu örneği veriyor:

"Dünyanın dört bir yanında Türk yatırımcılar var. Var sayın ki bu yatırımcıların, yatırım yaptıkları ülkelerdeki her hükümet değişikliğinde, yeni hükümet bir önceki hükümetin üstlendiği yükümlülükleri herhangi bir yasal netice olmaksızın tanımayı reddetsin. Bu hem kaosa yol açar hem de haksız ve hukuksuz bir durum olur.

Tabii, yeni seçilen hükümetler bir sözleşme ya da yatırımla bağlı kalmayı reddedebilir ancak bu beraberinde yasal sonuçlar getirir. Örneğin yeni seçilen hükümet sözleşmenin diğer tarafı da kabul ederse bu taraf ile yeni bir anlaşma müzakere edebilir ya da bu tarafa bir tazminat ödeyebilir.

Ancak bence şu an gündemde olan tartışma garip bir yön aldı. Tahkim genelde bir şeyler yolunda gitmediğinde başvurulacak bir süreç ve hükümetler tahkimden ekonomik olarak devam ettirilebilir ve kamu menfaatine olan anlaşmalar imzalayarak kaçınabilirler. Hiçbir hükümet hukuktan üstün değildir, ancak hükümetler ülkeleri adına hangi sorumlulukların altına girebileceğine işin en başında karar verebilir. Eğer Türkiye Cumhuriyeti yeni anlaşmalar imzalamayı düşünüyorsa o zaman tartışmanın odağı bu anlaşmaların hüküm ve koşulları üzerine olmalıdır, bu hüküm ve koşullar ihlal edilirse hangi uyuşmazlık çözümüne başvurulacağı değil."

Bazı uzmanlar tahkim sürecinin kolay olmadığını, hatta iktidara talip olan partilerin, projelerde ihale, işletme ve denetleme süreçlerinde yolsuzluk, usulsüzlük veya hak ihlali yapılmış olması ihtimaline karşı şimdiden bazı belgeler toplaması gerektiğini söylüyor.

Yeğinsu, "Bu görüşler geçerli mi, uluslararası tahkim neye göre karar verecek?" sorusuna ise şöyle yanıt veriyor:

"Tahkim heyeti tarafların seçtiği hukuku uygular. Yani eğer taraflar Türk hukuku uygulanmasını seçmiş ise, tahkimde Türk hukuku uygulanır. Eğer bir yatırımcı bir devletlerarası tahkim anlaşması uyarınca bir tahkim süreci başlatmışsa, bu tahkimde genel olarak uluslararası hukuk uygulanır.

Tabii, bir devlet herhangi sözleşme ya da uluslararası yatırım anlaşması imzalarken göz önüne alınması gereken belirli hukuki etkenler var. Örneğin yolsuzluk ya da dolandırıcılıkla kazanılmış ihale ve sözleşmeler genelde yasal olarak uygulanamaz. Benzer şekilde, uluslararası hukukça devletlere tanınmış bir düzenleme alanı var. Bu düzenleme alanı çevrenin korunması ve kamu refahı ile ilgili endişelerin varlığı halinde devreye giriyor. Yine insan hakları uluslararası yatırım hukukunda git gide büyüyen bir alan.

Yatırım heyetlerince verilen tüm kararlar düşünüldüğünde, ki ben de farklı sıfatlar ile çok sayıda tahkim sürecine dahil oldum, bu sorunun cevabı ayrıntılarda gizli: Hangi yükümlülükler söz konusu? Bu yükümlülükleri üstlenen taraflar kimler? Bu yükümlülüklerin amacı ne? Ve hangi yetki uyarınca üstlenildiler?"
29 Haziran 2021 18:05
DİĞER HABERLER