Tarihin en ağır yargı krizi

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan ile Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin gizli müttefiği Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek, Türkiye'de mahkemelerin hükümetin emrine nasıl amade olduğunu şu sözlerle özetlemişti: "Hukuk siyasetin köpeğidir." 25 baronun başkanı Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun tamamen siyasi hâle geldiğini belirterek, "Artık yeter!" mesajı verdi.
Ege, Akdeniz, Marmara Genişletilmiş Baro Başkanları Toplantısı 22-23 Şubat tarihlerinde İzmir'de yapıldı. Toplantının akabinde açıklanan 7 maddelik sonuç beyannamesinde çarpıcı ifadeler yer aldı.

Yürütmenin yargıya doğrudan müdahalesinin kabul edilemez boyuta ulaştığı, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) tamamen siyasallaştığı vurgulanırken, "Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en ağır yargı krizini yaşıyor." denildi.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNİN EN AĞIR YARGI KRİZİNİ YAŞAMAKTADIR”

25 baronun imzaladığı 7 maddelik bildirge şöyle:

1) Son dönemde, kamuoyunun dikkatle takip ettiği toplumsal önemi haiz davalarda yaşanan hukuksuzluklar ve yürütmenin yargıya doğrudan müdahalesi anlamına gelecek uygulamalar kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. 

Hâkimler ve Savcıları Kurulu (HSK), mevcut yapısıyla tamamen siyasileşmiş ve yürütmenin talimat niteliğindeki açıklamalarını görev addederek bağımsız yargıçlar üzerinde bir baskı mercii halini almıştır. 

Barolarımız bu duruma karşı hukuk devletini sonuna kadar savunmakta ve avukatları hukuksuzluğun şahidi konumuna indirgeyen her türlü yaklaşımı temelden reddetmektedirler.

2) Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en ağır yargı krizini yaşamaktadır. Mahkemeler verdikleri kararlar sonrasında dağıtılmakta, karar veren yargıçlar hakkında henüz imzalarının mürekkebi dahi kurumadan soruşturmalar açılmakta, yargıç bağımsızlığı ilkesi her geçen gün yeni bir örnekle ihlal edilmektedir. 

HUKUK GÜVENCESİ ORTADAN KALKTI

Bugün, Yüksek Mahkeme ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması dahi olağan hale gelmiştir. Toplumun her kesiminden vatandaşlar, hukuk güvencesinin ortadan kalktığı bir ortamda hayatlarına devam etmektedirler. 

Bizler aşağıda imzası olan Baro Başkanları, Türkiye’yi evrensel hukukun tüm usul ve kurallarıyla uygulandığı çağdaş bir ülke olmaktan çıkarmaya yönelik her türlü girişimin karşısında olacağımızı bir kez daha deklare ediyoruz.

“MESLEKTAŞLARIMIZIN ADİL YARGILANMAYA DAİR TALEPLERİ İÇİN AÇLIK GREVİNE GİRDİĞİ…”

3) Barolar, yurttaşların özgürlük arayışında onlara ses verebilen yegane kurum hüviyetini almış durumdadırlar. Bizler, yurttaşların demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinde yaşamalarının garantisi olmaya devam edeceğiz. 

Bu bağlamda; tüm kişi, kurum ve kuruluşların anayasal sorumluluklarını yerine getirmesi için yılmadan çalışmaya söz veriyoruz. Barolar, halkın adalet arayışının temsilcisi sıfatıyla Avukatlık Kanunu uyarınca görevlendirildikleri tüm alanlarda, her türlü yapıcı çalışmayı sürdürecektir.

4) Türkiye, son yıllarda yaşadığı demokrasi krizi ile dünyanın en büyük avukat hapishanelerinden biri haline gelmiştir. 

Meslektaşlarımız, mahkemelerin etki altında bırakıldığı bir ortamda yargılanmakta, usul hukukunun dahi doğru düzgün uygulanmadığı mahkemelerde hüküm giymekte ve avukatlara pek çoğu mesleki faaliyet gereği gerçekleştirdikleri fiiller sebebiyle çok ciddi cezalar verilebilmektedir. 

ADİL YARGILANMA HAKKI ELLERİNDEN ALINDI

Bugün yaşanan Türkiye gerçekliği, meslektaşlarımızın adil yargılanmaya dair talepleri için açlık grevine girdiği bir ülkeyi yansıtmaktadır. 

Dosyaların esasına girmeksizin mahkemeleri, avukat yargılamalarının tümünde evrensel hukukun zorunlu kıldığı tüm kuralları eksiksiz şekilde yerine getirmeye, her türlü siyasi etkiye karşı koymaya davet ediyoruz. 

Cezaevindeki avukatların yaşadığı bu süreç, meslektaşlarımızın sağlığına zarar gelmeden demokratik usuller içinde çözülmek zorundadır.

5) Avukatların gerek ekonomik yararları gerekse gündelik iş hayatlarının kolaylaştırılması için gerekli uygulamalarda ortaklaşma kararı alınmıştır. 

Bu kapsamda bazı barolarımız tarafından uygulamaya konulan barolar üzerinden ihtarname gönderilmesi çalışmalarının yaygınlaştırılmasına karar verilmiştir.

“AYRIMCI UYGULAMA DERHAL SONLANDIRILMALIDIR”

6) Stajyer avukatların yaşadığı ekonomik sıkıntılar ortada iken Adalet Bakanlığının stajyer avukatların maaş alamayacağına dair görüşü genç meslektaşlarımız için ciddi bir sorun oluşturmaktadır. 

Hâkim ve savcı stajyerlerine maaş vermekte beis görmeyen Adalet Bakanlığının stajyer avukatlara ücret ödenmesine karşı çıkmasını kabul etmiyoruz. Söz konusu ayrımcı uygulama derhal sonlandırılmalıdır.

7) Avukatlar gerek mahkeme kalemlerinde, gerekse cezaevi ve geri gönderme merkezi gibi kapatılma kurumlarında birbirinden farklı ve çoğu zaman keyfi uygulamalara maruz bırakılmaktadırlar. 

Pilot icra uygulaması gibi kimi yenilikler avukatların yaşadığı sıkıntılar dikkate alınmadan sürdürülmekte ve meslektaşların yaşadığı mağduriyetler her geçen gün artarak devam etmektedir. 

Söz konusu hatalı ve keyfi uygulamaların sonlandırılması için resmi kurumlar barolarla iletişime geçmek zorunda olup mevzuatlarını yeknesaklaştırmalıdırlar. 

Biz aşağıda imzası olan Baro Başkanları olarak, avukatların meslek hayatında yaşadığı ve sürekli hale gelmeye başlayan her türlü keyfi uygulamaya karşı birlikte hareket etmeye söz veriyoruz.”

BEYANNAMENİN ALTINDA 25 BARO BAŞKANININ İMZASI VAR

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin "arka bahçesi" olarak nitelendirilen yargı düzenine tepki gösteren barolar şunlar: Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Burdur, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Manisa, Mersin, Muğla, Şanlıurfa, Tekirdağ, Van ve Yalova.
24 Şubat 2020 12:50
DİĞER HABERLER