Yargıtay’dan SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı için kritik karar

Okuma Süresi 6 dkYayınlanma Çarşamba, Haziran 24 2026
Paylaş
X Post
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, birden fazla sigorta statüsünde çalışan milyonları ilgilendiren emsal bir karara imza attı. SGK'nın "son 7 yıl" dayatmasına karşı açılan davada yüksek mahkeme, hizmet birleştirmede kurumların kuralının değil, vatandaşa en erken emekliliği ve en yüksek maaşı sağlayan hak sahibinin iradesinin esas alınmasına hükmetti.
Yargıtay’dan SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı için kritik karar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, çalışma hayatı boyunca SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı gibi birden fazla sigorta statüsünde prim ödeyen ve emeklilik aşamasında son kurumun kuralları nedeniyle mağduriyet yaşayan milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren emsal niteliğinde bir karara imza attı.

Yüksek mahkemenin verdiği bu karara göre, birden fazla statüde hizmeti bulunan sigortalılar, hizmet birleştirmesi yapılırken kendilerine en yüksek maaşı ve en erken emeklilik imkanını sağlayan statülerin birleştirilmesini talep edebilecek, kendilerini zora sokan ya da emeklilik sürecini uzatan statüleri ise sistemin dışında tutabilecek.

KARAKAŞ: KARAR BİR DÖNÜM NOKTASI

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Uzmanı İsa Karakaş, bu gelişmenin birden fazla statüde çalışması olan kişiler için bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Karakaş, yargının bu hamleyle kurumların dayatması yerine vatandaşın lehine olan hak ve iradeyi esas aldığını kaydetti.

REDDEDİLEN EMEKLİLİK TALEBİ YARGIYA TAŞINDI

Türkiye Gazetesi’nde yer alan bilgiye göre; milyonlarca çalışan için emsal teşkil eden dava süreci, bir sigortalının SSK bünyesinde 6730 gün, Emekli Sandığı’nda 450 gün ve Bağ-Kur kapsamında 2092 gün prime esas çalışmasının ardından 28 Mart 2002 tarihinde emeklilik (tahsis) talebinde bulunmasıyla başladı. Davacı, SSK şartlarına göre 25 yıllık sigortalılık süresini ve 5000 prim gününü fazlasıyla doldurmuş durumdaydı.

Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu, sigortalının son 7 yıllık hizmet süresinde Bağ-Kur primlerinin ağırlıklı olduğunu gerekçe göstererek, kişinin Bağ-Kur şartlarına tabi olması gerektiğine ve emeklilik için 9000 günü tamamlaması gerektiğine hükmetti. Kurum bu doğrultuda başvuruyu reddederek davacıyı bir yıl daha bekletti ve süreç sonunda daha ağır şartlarla, daha düşük bir emekli aylığı bağladı.

Yaşanan bu durum üzerine sigortalı, Bağ-Kur hizmetleri hesaba katılmaksızın sadece SSK ve Emekli Sandığı süreleri üzerinden, SSK şartlarıyla yaşlılık aylığı bağlanması ve uğradığı maddi zararın yasal faiziyle tahsil edilmesi talebiyle yargı yoluna başvurdu. Davalı SGK ise yapılan işlemlerin mevcut mevzuata tamamen uygun olduğunu savunarak davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesini talep etti.


MAHKEMELERİN HUKUK MÜCADELESİ VE YARGITAY’IN BOZMA KARARI

Davayı inceleyen ilk derece İş Mahkemesi, “sigortalının hizmet birleştirmesine zorlanamayacağı ve hak sahibinin iradesine üstünlük tanınmasının esas olduğu” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verdi. Mahkeme, davacıya 1 Nisan 2002 tarihi itibarıyla emekli aylığı bağlanması gerektiğine hükmederek, biriken maaş farkları ile faiz alacağının davacıya ödenmesini kararlaştırdı. Bu karar, İstinaf Mahkemesi tarafından da hukuka uygun bulunarak onaylandı.

Ancak dosya temyiz incelemesi için Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’ne taşındığında karar bozuldu. Daire bozma gerekçesinde; davacının dava dilekçesinin sonuç kısmında yalnızca “SSK hizmetleri doğrultusunda emekli maaşı bağlanmasını” talep ettiğini, yerel mahkemenin ise Emekli Sandığı hizmetlerini de hesaba katarak hesaplama yapmasının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan “taleple bağlılık” ilkesine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürdü. 10. Hukuk Dairesi, Emekli Sandığı günlerinin dışarıda bırakılarak sadece SSK üzerinden hesaplama yapılması gerektiği yönünde görüş bildirerek yerel mahkeme kararını bozdu.

İŞ MAHKEMESİ DİRENDİ, HUKUK GENEL KURULU SON NOKTAYI KOYDU

İş Mahkemesi, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin bu bozma ilamına karşı ilk kararında direnme yönünde hüküm kurdu. Direnme kararında, dava dilekçesinin sadece sonuç kısmına bakılarak karar verilemeyeceği; dilekçenin başlangıç ve açıklama bölümlerinde “Bağ-Kur dışındaki Emekli Sandığı ve SSK süreleri gözetilerek aylık bağlanması” talebinin açıkça ifade edildiği vurgulandı.

SGK’nın bu direnme kararını da temyiz etmesi üzerine dosya, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun gündemine geldi. Dosyayı bütünüyle inceleyen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, davacının yalnızca kendisini mağdur eden Bağ-Kur hizmetlerinin birleştirilmemesini talep ettiğini, Emekli Sandığı hizmetlerinin dışlanmasına yönelik bir iradesinin bulunmadığını saptadı.

Dava dilekçesinin bir bütün olarak değerlendirildiğinde yerel mahkemenin davacının talebini aşmadığını ve yerinde bir karar verdiğini belirten Hukuk Genel Kurulu, İş Mahkemesi’nin direnme kararını usul ve yasaya uygun bularak haklı gördü ve tartışmalı sürece son noktayı koydu. Şartları sağlayan sigortalılar, artık kendi istekleri doğrultusunda avantajlı olan statüleri birleştirerek emeklilik başvurusunda bulunabilecek.

En Çok Okunanlar

Safvet Senih

SAFVET SENİH

Kemal Gülen

KEMAL GÜLEN

Ertuğrul İncekul

ERTUĞRUL İNCEKUL

Abdullah Aymaz

ABDULLAH AYMAZ

Kadir Gürcan

KADİR GÜRCAN

ÇOK OKUNAN HABERLER