Çözümsüzlüğün sebebi biziz

Ramazan Bayramı geldi. Milyonlarca insan annesi ile babası ile bayramlaştı… Bu ülkenin bir köşesi var ki 8 aydır her gün aynı acıyla yatıyor aynı acıyla uyanıyor… Bir çok kimsenin umurunda olmasa da Uludure Ortasu yada Roboski, Gülyazı köyü benim umurumda. Siyasi hesaplara kurban verdiğimiz bu acıyı kaçımız yüreğimizde hissettik ki… Bu ülkenin sıkıntılı anayasal sisteminin hatası ile kurban verdiğimiz 34 can, 34 çocuk, genç, 34 ümidin acısı hala yakınlarının içinde. Feci bir şekilde hayata gözlerini yuman 34 kardeşimiz için –menfi milliyetçilik- damarımız şaha kalkıyor ve "Oh olsun! İyi oldu! Ne işleri vardı!" diyebiliyoruz… Genel suçlama neydi bu insanlar terör örgütü PKK sempatizanı, onlara yardım ediyor falan, filan… Bunu söyleyenlerin kaçı o bölgeye gitmişti. O insanlardan birini tanıyordu. Ben eminim ki hiç biri… Ortasu ve Gülyazı köyünde oturanların Karadeniz’in, Marmara’nın ya da Ege’nin bir köyünde oturanlardan bir farklı kaygısı yoktu… Oraya giden çoğu çocuk denecek yaştaki kişilerin derdi geçimdi. Allah aşkına ne oldu ki bize acılarımızı bile ayrıştırıyoruz. Bugün o gençlerden hiçbiri ailesini göremedi, ellerini öpemedi… Kürt eşittir PKK’lı anlayışı maalesef son dönemde ülkemize sindi. 30 yıldır terör örgütünün yapmak isteyip de yapamadığı şeye artık kendimiz malzeme taşır olduk. Hani empati, hani kendini başkasını yerine koyma? Eğer artık hepimizin yüreğini dağlayan bu meselenin çözümünü istiyorsak; 1100 senedir kardeş olan Kürt ve Türklerin direkt köprüler kurması gerekiyor mu? Ortasu ve Gülyazı’da hayatını kaybedenlerin acısını anlamadığımız onların yanında olmadığımız, hukuki süreç işlemediği için bu insanlar terör örgütüne malzeme yapılmadı mı? Şimdi birilerinin kendilerini malzeme yapmasınlar dediğini duyar gibiyim… Af edersiniz ama sizin kaç tane yakınınız bu şekilde öldü? Kaç tane yakınınız fail-i meçhullere kurban gitti? Kaç taneniz silah sesi ile uyudu? Silah sesi ile kalktı? Çocuklarınızın ayağına bir diken batarken neler çektiğinizi onlar biliyor peki sizin çocuğunuz hiç bombayla öldü mü? Evlerinden koparılan bu insanlara kaçımız kucak açtık? Kaçımız ana dillerini konuştukları için onlara saygı gösterdik? Çanakkale’de beraber savaşan dedelerin torunları niye bu hale geldi? Artık kral çıplak dememiz ve her iki taraf içinde hatalarımızı görme vakti gelmedi mi? Vekillerin karman çorman ettiği bu meselede niye asiller devreye girmiyor? Kürt meselesi çözümsüzlükle geçen her kanlı gün sonunda daha da derinleşiyor ve görmemiz gereken şu ki her iki taraf için de duygusal kopuş hızlanıyor. Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi 1000 kapılı bir sarayda neden hep kapalı tek kapıya bakıyoruz? Roboski köyünde ölen 34 kişinin acısını hiç yüreğimize duyduk mu? Duymadıysak nasıl hesap gününe çıkacağız? Neden o insanları kucaklamadınız sorusu gelirse ne yapacağız? Halimiz bataklıkta kavga eden iki kardeşin hali gibi. Birbirimizi çektikçe batıyoruz. Bugün şiddetin her türlüsüne ortak tepki koyamıyorsak, halen dağa çıkışlar bir ümit olarak görülüyorsa nerede yanlış yaptığımızı ne zaman sorgulayacağız? Bugün herkes Nemrut’un ateşine odun taşıyor… Yangını kendimiz büyütmüyor muyuz? Hani İbrahimi yiğitler nerede? Birbirimiz ile nefis yarışı yapabiliriz , nefsimizi üste de çıkarabiliriz. Karşımızdakini mat ettiğimizi de düşünebiliriz peki bunun ne faydası var? Hani nefislerimizi buz denize atacaktık… Çoğumuz en kafatası milliyetçiden bir farkımız yok… Nerede Yunus Emre sevgisi, Mevlana hoşgörüsü… Biz kabul edelim ki önce insanca bakış kabiliyetimizi kaybettik. Bugün kirli bu oyun her eve bir ateş bırakıyor. Ateş evi yakıp gidiyor... Biz bananecilik oynuyoruz. Artık görmeliyiz ki mahalle yanmak üzere. Neden kanın kokusu bize bu kadar tatlı geliyor? Üstad siyasetten şeytana sığınıyor ama biz örtülü bir şekilde en derin siyaseti yapıyoruz. Artık bu derin uykudan uyanmamız lazım… Çünkü bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyenleri yılan yutmak üzere… Ne olur Allah aşkına, Resulullah aşkına, Çanakkale şehitleri aşkına durun kalabalıklar… Şimdi kardeşlik lafı değil, kardeşliği sergileme zamanı… Şimdi, merminin hedef seçmediği bu kirli oyunu durdurma zamanı değil mi? Artık kanlı fotoğrafın arkasındaki kirli şeytani simayı kendimize güldürmeyelim.

YAZARIN SON YAZILARI