BİR YAZI OKUDUM BAKIŞIM DEĞİŞTİ

Yazı, Ahmet Hakan hakkındaydı.
Dolayısıyla değişen de Ahmet Hakan hakkındaki bakışımdı. Şimdi çok rahatım; bakıyorum ki “Zat-ı Muhterem” yine köşesinde Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında bir yazı döktürmüş hiç çekinmeden, kızmadan, okuyorum. Çünkü bakışım değişmiş niye kızacağım ki! Mahallesini beğenmediği için değiştirmiş bir yazardan beklenenden daha fazlasını veya eksiğini kaleme almıyor. Bu mahalleden öteki mahalleye göç eden, sonra o mahalledeki köşesinde tutunmak için çaba gösteren birinden başka ne beklenir ki deyip başlıyorum okumaya ve acizliğin resmini görüyorum satır aralarında ve yazının bütününde. Sadece acizlik mi, eski mahallesindekilere küfretmenin getirdiği şöhretin içinde boğulmuş bir adamın çamura yatışları, çırpınışları ve batışlarını da görüyorum böylesi yazılarda. Ben de eskiden, yani bakış açımı değiştiren o muhteşem yazıyı okumadan önce, valla niye yalan söyleleyim çok kızardım Ahmet Bey'e. Yazarın, köşesinde yayımlanan yazılara geldiğini iddia ettiği küfürlü maillerdeki gibi olmasa da benim de içimden de dualar geçerdi; “Allah senin...” diye başlayan. Fakat sadece içimden geçerdi başkası ile paylaşmazdım, sese dökmezdim, yazıya dökmezdim, hele hele bu mailleri fırsat bilip köşesinde yeni yazılar yazmasına zemin oluşturacağı için yüreğinin yağı eriyerek o mailleri bekleyen Yazara yeni ekmek kapısı açmamak için maile hiç dökmezdim. Emin olun o Yazar, kendisine sataşılsın da yeni mahalledikilere kendini daha iyi ıspat etme fırsatı doğsun diye köşesinde, baykuşun gecenin karanlığında bir dala tüneyip beklediği gibi bekliyor maillerinizi. Evet, Ahmet Hakan'ı okuyorum inkar edemem ama benim için sosyolojik bir vak'a kıymeti taşıdığı için okuyorum. Mahallesini değiştiren bir yazar eski mahellesinde edindiği ve şimdi kıymetsiz gördüğü “geçmişini nasıl satar”, bunu tarihe sosyolojik açıdan not düşmek için okuyorum. Bu yüzden sadece okuyup hangi derekeye düştüğünü ibretle, hüzünle ve ne yalan söyleleyim artık keyifle görüyorum. Kusuruma bakmayın, kendi yazıma daldım ve bakış açımı değiştiren yazının kime ait olduğunu ve hangi yazı olduğunu size anlatmayı unuttum. Ona geliyorum şimdi. Zaman Gazetesi'nden Mümtaz'er Türköne Hoca'nın bir yazısını okumuştum vakti zamanında. Ahmet Hakan hakkında yazmıştı. Yazının başlığı: “Geçmişini Pazarlayan Adam” İşte o yazı benim Ahmet Hakan'a bakışımı değiştirdi. O yazıyı okuduktan sonra artık Ahmet Hakan'ı daha bir keyifle okuyorum, çünkü artık bir mihenk taşım var. Köşesindeki cümlesine çok mu kızdım; hemen başımı yazıdan kaldırıp, tavanın en ücra yerine dikiyorum gözlerimi, sonra aklıma sadece bakışımı değiştiren yazının başlığını getiriyorum: “Geçmişini Pazarlayan Adam” Çok etkili bir başlık bu bir kaç saniye içinde etkisini gösteriyor ve yeniden yazıya dönüyorum kızmadan, dişlerimi gıcırdatmadan bitiriyorum. Aranızda, Ahmet Hakan'ın iddia ettiği o “sinkaf”lı yazıları yazanlar varsa sözüm onlara; siz de benim gibi yapmayı deneyin. Ahmet Bey'in değirmenine su taşımaktan iyidir.

YAZARIN SON YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER