HDP bu oy oranını koruyabilir mi?

HDP son seçim sürecinde bir dönüşüm gerçekleştirerek barajı aşmakla kalmadı Türkiye’de dengeleri değiştirdi. HDP bütün tazyik ve saldırılara inat çizgisini hiç değiştirmedi. Zira bu bir dönüşüm. Toplum her dönem arzuladığı dönüşümü gerçekleşen partiye hak ettiği desteği verdiği gibi, bu seçimde de HDP’ye yöneldi. HDP, ortaya koyduğu vizyon ile bir Türkiye partisi olduğunu iddia etmesinin yanında, barışı istediğini, çözüm sürecinin sekteye uğramaması gerektiğini ve her türlü etnik ve mezhepsel kimliğe sahip çıktığını deklare etti ve seçmeni de buna inandırdı. Sonuçta da hak ettiği sonuca ulaştı. 
Emanet oylarla bu seviyeye çıktığı iddia edilse de aslında HDP, emanet verdiği oyları geri aldı. Önceki seçimlerde birçok ilde aday göstermediği için başka partiye kayan, başka partiye oy vermek zorunda kalan seçmenlerinin oylarını kazandığı gibi, barajı aşamayacak düşüncesiyle kaybettiği oyları da geri aldı. Ve en önemlisi Kürt muhafazakâr kitlenin oylarını almayı başardı. 

Şimdi ise temel tartışma konusu, acaba HDP bu oy oranını koruyabilecek mi?


Bütün senaryolara inat erken seçim olursa oy kaybetmeyeceği kesin olan tek parti HDP. Bunda ortaya koydukları kararlı ve ilkeli duruşun ciddi etkisi olduğu kesin. Aynı zamanda AKP’nin şahsında Muhafazakâr partilerin, Kürtler arasında kaybettiği itibarının da büyük bir etkisi var. 

Bu güne kadar Milliyetçi ve sol partiler Kürt meselesi konusunda hiç güven vermediği için Kürtlerden oy aldıkları söylenemez. Ama Muhafazakâr Partiler her dönem Kürtlerden çok oy aldılar. Muhafazakâr Kürtler, yaşanan acıların çözümü konusunda Muhafazakâr Partilere ciddi bir güven duyuyorlardı ve HDP ve benzeri partiler yerine onları tercih ediyorlardı. Özal’ın ANAP’ı, Erbakan’ın Milli Selameti(MSP), Saadeti (SP), Erdoğan’ın AKP’si Kürtlerden büyük saygı ve sevgi gördü. Fakat gelinen bu son süreçte AKP, Kürtlerin bu ümidini yerle bir etti. Güvenlerini sarstı. Yani aslında bir tabuyu yıktı. Artık Kürtler onlara da güvenmiyor. Kürtler, bu işi ancak Kürtler çözer inancına sahip artık. 

AKP’nin çözüm sürecini tekrar başlatması, hızlı adımlar atması bunu değiştirmeye yetmez. Yeni bir söylem hatta yeni bir parti bile bu güveni geri getirmeye yetmez. Zira Kürtler Cumhuriyet tarihi boyunca en çok sevdiği liderden yani Erdoğan’dan en büyük darbeyi yedi. Aldatıldığını, kandırıldığını, oylandığını anladı. Oy ve iktidar için, bütün yapılanların bir köşeye atılabileceğini gördüler. Hatta oy için canlarının hiçbir kıymetinin olmadığını gördüler. Toplumsal infiale yol açabilecek olayların bile rahatlıkla yapılabildiğini gördüler. 

Havuz medyasının ve AKP’lilerin, HDP’ye oy verenlerle alakalı sarf ettikleri sözler bu kırılmayı daha da arttırdı. Bu süreç, HDP’ye oy veren insanları daha da HDP’li yaptı. Her daim Milli İrade diyen insanların, HDP’ye oy veren dindar, muhafazakâr insanların, dinini, imanını, itikadını sorgular tarzda kullandıkları ifadeler, terörist, vatan hainliği yakıştırmaları insanları daha da AKP’ye küstürdü. HDP üzerinden tüm Kürtleri zan altında bırakan, Barzani ailesini Yahudi ilan eden, Kürtlere Zerdüşt diyen zihniyet bu kopuşu daha da hızlandırdı. 

Böylelikle HDP, Kürtler açısından bu sorunu bitirebilecek tek parti konumunda ve artık bu Kürtlerin genel bir kabulü. HDP bu çizgisini öteye taşımasa bile, sadece bu süreçteki duruşunu muhafaza etse, Türkiye’deki tüm Kürtlerin partisi olmaya devam edecektir. İttifak Kurduğu diğer yapılardan gelecek oyları da hesaba katarsanız mevcut oy oranından daha düşük bir oy alma ihtimali yok. 

YAZARIN SON YAZILARI