Köprüden Önce Son Çıkış
Seçime kısa bir vakit kaldı ve seçmen büyük oranda oyunun rengini belli etmiş durumda. Tarihin en büyük kutuplaşmasını yaşadığımız bu dönemde bu kadar yolsuzluk, kayırmacılık, torpil, dinin siyasete alet edilmesi ve insanı küfre bile götürebilecek ifadeler kullanılarak dinin bu kadar tahrip edilmesine rağmen, AKP’nin oy oranının %40 bandında seyretmesi çok garip. Zira geçmişe baktığımızda bunlardan herhangi birini yapan partiler alaşağı edilmiş. Anlayacağınız bu süreç tarihte görülmemiş bir durum.
AKP’nin bu kadar oy almasını algı operasyonuna bağlıyoruz. Zira Her gün onlarca yandaş TV ve Radyoda orantısız bir şekilde propağandaları yapılıyor. Halkın bundan etkilenmemesi mümkün değil. Fakat şunu gerçekten merak ediyorum. Meseleyi evirip çevirmeden harbi olarak, AKP’ye oy vermeyi düşünen insanlar şu soracağım soruları kendi kendine hiç sormuşlar mıdır? Ya da imkânım olsa da birçok AKP’liye bunları sorsam. Darbe deyip geçiştirmeden, harbi olarak cevap vermek kaydıyla acaba ne cevap verecekler? Zire seçime çok az kaldı ve Türkiye’nin kaderini etkileyecek bir seçimde köprüden önceki son çıkıştayız.
Birincisi; Cumhuriyet tarihi boyunca iktidar partisi ve liderlerinin, gazetecilerin karşısına çıkarak hesap verdiğini görüyoruz. Cumhurbaşkanının ve Başbakanın hiçbir muhalif parti yetkilisi ya da gazetecinin karşısına çıkamamasını nasıl görmek lazım?
İkincisi; Bu gün Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer olsaydı ve o miting senin bu açılış benim deyip şehir şehir dolaşıp CHP’ye oy isteseydi ne düşünürdünüz?
Üçüncüsü; Mit tırları yakalandı ve bu gün savcıları bile cezaevinde. Neden Suriye’deki Türkmenlere gönderilen gıda ürünlerini taşıyan tırlar, gizli olarak ve mit elemanları tarafından götürülür? Makarnayı, pirinci bu kadar gizli kılan şey ne? Neden yetkili mercilere haber verilmiyor? Neden her gün Türkmenlere yardım ediyoruz diyerek meydanlarda haykıran hükümet, bunun naklini çok gizli bir şekilde taşıma ihtiyacı hissediyor?
Dördüncüsü; Yolsuzluklarla alakalı ‘çalıyorlar ama yapıyorlar’ ifadesi hangi ahlaka ya da kültürel değere ya da dini inanışa uygun?
Beşincisi; Torpille adam almak büyük bir ahlaksızlıktır. Bunda bütün toplumun hemfikir olduğunu düşünüyorum. Peki, işe alınan kişi benim adamım ya da akrabam olunca bunun caiz olduğuna fetva veren bir inanış var mı?
Altıncısı; hayatı boyunca diğer partileri eleştirirken; memlekette arazi bırakmadılar, her tarafı yandaşlarına peşkeş çektiler diyen insanların, bunu AKP yapınca ses çıkarmamaları hangi vicdana sığar?
Yedincisi; basın özgürlüğü deyince, ‘dünyada basının daha özgür olduğu bir ülke yok’ diyen Hükümet yetkililerine; ya arkadaşım bu nasıl özgürlük anlayışı? Sana soru soracaklar korkusuyla gazetecileri kendi toplantılarında kapıdan içeri bile almıyorsun. Hangi özgürlükten bahsediyorsun ve bu korku ne?
Sekizincisi; Cumhurbaşkanı ve hükümet aleyhine konuşan herkesin hain ilan edildiği bir ortamda yaşıyoruz. Bu memleketin hepsi mi hain? Bu kadar hain olur mu? Varsa böyle bir ülkede nasıl yaşıyorsunuz?
Dokuzuncusu; çözüm süreci yürütülürken masada oturan taraflardan biriolan, şu an meclis çatısı altında temsil edilen ve grubu olan HDP için, barajı aşarsa çok kötü olur ve çözüm süreci biter diyen yetkililere arkadaşım onlar zaten mecliste değil mi ve siz süreci onlarla yürütmüyor musunuz? Onlar meclise giremezlerse siz bu süreci kiminle yürüteceksiniz?
Onuncusu; Kobanê olaylarında ‘düştü düşecek’ diyen bir kişiye arkadaşım sen IŞİD’çi misin diye sormayacak mısınız? Sınırın diğer yanında Suriyeli Kürtler yerine IŞİD’in olması kimi mutlu eder? Bunu istemek hangi mantığa sığar?
On birincisi; HDP bürolarına yapılan bombalı saldırıya neden basın yasağı konuluyor? Bunun gizli olmasını gerektirecek sebep ne olabilir? Hüküm neden bunu gizleme ihtiyacı hissediyor?
On ikincisi; Mavi Marmara olayında İsrail’li komutanlara ceza verildi ve kırmızı bülten çıkartıldı. Peki, aradan bir yıla yakın süre geçmesine rağmen bu dosyalar İnterpol’e neden gönderilmedi?
On üçüncüsü; Böcek davasında, neden çalışma ofisine girilirken oranın güvenlik görevlisi de dahil hiç kimse içeriye alınmadı? Neden kamera çekimi yapılmadı? Cumhurbaşkanı, neden aranan iki askerle alakalı suç duyurusunu geri çekti?
On dördüncüsü;bu gün herhangi bir parti lideri eline Kur’an-ı Kerim’i alıp mitingde sallasaydı onu ne hale getirirdiniz. Oda yetmezmiş gibi kendisine oy veren insanların %70’inin namaz kıldığı HDP’ye Zerdüşt diyen bir cumhurbaşkanına bu kadarı da olmaz demeyecek miyiz?
On beşincisi;
Bakara makara olayında Ayeti Kerime ile dalga geçilen görüşmede, telefonun diğer tarafında olan Metehan demir özür diledi, işinede son verildi. Egemen bağış ise montaj dedi. Buna inandınız mı?
On altıncısı;
Peygamber gurura kapıldı
Serok(Başkan) Erdoğan, selli ela Muhammed
İnsanların günah işleme özgürlüğüne engel oluyorlar
Yolsuzluk hırsızlık değildir
Sözlerine karşı bir diyeceğiniz yok mu?
Ve en can alıcısı,
On yedincisi;
Allah’ın tüm sıfatlarını üzerinde taşıyan lider
Onun doğduğu yer bile mübarektir
Ona dokunmak bile ibadettir
O bizim ezeli ve ebedi başkanımızdır
Ona; Anam, babam, eşim, çocuklarım feda olsun
Hoş geldin ey Allah’ın elçisi
Bu ifadelerin muhatabı olan kişi, kim olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. bununla alakalı tek bir kelime söyledi mi? Estağfurullah, haşa bu ifadeler yanlış dedi mi? Benim için bu ifadeleri kullanamazsınız, hiçbirinizin haddi değil dedi mi? Ya da siz yani AKP seçmeni, bunu dediniz mi?
YAZARIN SON YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER

