Onlara oy vermeyi düşünen Kürtlere son sözüm

Aylardır Ortadoğu’daki ve Türkiye’deki Kürtlerin en temel gündemi IŞİD. Aslında bu bütün dünyanın gündemi fakat Kobani istilası, Musul ve Kerkük’te ırak Kürdistan bölgesinin cephe savaşları ve Şengal, bu durumun Kürtler adına daha farklı bir boyutta ele alınmasına sebep oluyor. Bu süreçte binlerce Kürt genci kendini feda etti. Her gün cenazeler geliyor. Hatta cenazenin gelmediği gün yok. Irak Kürdistan Bölgesi'nde de durum farklı değil. Orada da binlerce Peşmerge şehit oldu. 

Bu süreçte Kürtler adına en büyük sıkıntı ise ellerindeki silahlarla, IŞİD’in elindeki ağır silahlara karşılık verememeleri. Bunu da tüm dünyaya duyurdular. Başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülke yaptığı yardımlarla bu çağrıya cevap verdi.

Kürtler de IŞİD’e karşı verdikleri mücadele ile tüm dünyanın takdirini kazandı. Kürtler direndi. Her şeye rağmen direndi. Bütün şarlatanların şarlatanlıklarına rağmen direndi. Şom ağızlılara rağmen direndi. Hala da direniyor. 

Bu süreçte Kürtler, ‘Eyyyy Kürt Kardeşlerim’ diye bağıranlardan da destek bekledi. Zira kardeşim diyorlardı. Fakat nafile hep hayal kırıklığına uğradılar. Arka arkaya gelen beyanlar daha da acı oldu. Bunun üzerine en azından önümüzü kapatmayın dediler ona bile razı olmadılar. Kobani’ye geçiş izni vermemeleri, düştü düşecek beyanları sadece aklımızda kalanları.

Onlar, çözüm süreci ile birlikte Türkiye’deki Kürtler arasında kazandıkları sempati, ticari ilişkilerle de Irak Kürdistan bölgesi ile olan dostluklarına rağmen, çok farklı bir yol tercih ettiler. Yardım etmeyi bırakın tavır ve beyanlarıyla IŞİD’in yanındaymış gibi davrandılar.   

Bu tavırları Kürtlerle aralarındaki bağın kopuşunun da başlangıcıydı. Bundandır ki Kürtlerin Bunlara bakışı IŞİD öncesi ve sonrası diye birbirinden ayrılıyor. Ve her geçen gün aralarındaki bağ daha da kopuyor. 

Fakat bu defa iş çok daha ciddi. Yasin Aktay’ın açıklamalarından sonra Başbakan Davutoğlu’da MİT TIR'larında silah olduğunu itiraf etti.  Son olarak Cumhuriyet Gazetesinin yayınladığı görüntüler de bunun delili oldu. İlaç kutularının altına gizlenen silahlar, birçoğumuzun çok iyi bildiği bir kısmımızın inanmak istemediği ve koca bir kitlenin kabul etmediği silahlar.

Acaba nereye gidiyordu? Kime gidiyordu? Kime karşı kullanılacaktı?

Başbakan bu silahların Türkmenlere gönderildiğini söyledi. Fakat Türkmenlerden gelen cevap tam aksi olunca işler değişti ve herkesin malumu olan mevzu gün yüzüne çıkmış oldu. Bu silahlar Türkmenlere gitmediyse gittiği yer belli. Maalesef anlaşıldı ki öldürülen Kürtlerin kanına bunların eli bulaşmıştır. Şimdiye kadar bunu inkâr edenler, şimdi de bunu ortaya çıkaranları tehdit ederek ve Cumhuriyet Gazetesini paralele bağlayarak meseleyi sulandırmaya çalışıyorlar. Fakat bunlar MİT TIRlarında IŞİD’e silah gönderildiği gerçeğini değiştirmez. Bu silahların Kobani’de, Şengal’de, Kerkük’te ve Irak Kürdistan bölgesinde Kürtlere sıkıldığı gerçeğini değiştirmez.  Yerle bir edilen Kobani gerçeğini değiştirmez. Gelen cenazeleri, gözyaşlarını, feryatları ve geride kalan acı tabloları değiştirmez. Ve bu acı tabloda AKP hükümetinin parmağı olduğu hakikatini hiç değiştirmez.

İnsanlar oy kullanırken demokratik tepkilerini ortaya koyarlar. Bende Kürtlerin bu demokratik tepkilerini ortaya koymasını bekliyorum ve bunlara oy vermeyi düşünen her Kürdü tekrar muhasebe yapmaya davet ediyorum. Şimdiye kadar binlerce Kürt gencinin öldüğü, insanların yakılıp boğazlandığı, kadınların köle pazarında satılıp tecavüze uğradığı olaylarda parmağı olan bir zihniyetin ortağı olmasınlar. Kendi ellerini de kardeşlerinin kanına bulamasınlar. 

Hala köle pazarlarında satılan Kürt kızlarının hali içinizi acıtıyorsa, yerle bir edilen Kobani gözünüzün önüne geliyorsa, bu zulme ortak olmayın. Zulmeden zalim olduğu gibi, zulme rıza gösterende zalimdir. Zulme taraf olanda zalimdir. Hatta zulme sessiz kalanda zalimdir. 

YAZARIN SON YAZILARI