'Analar Ağlıyor'
Ofisteki telefonum çaldı. Hattın diğer ucunda Adana'dan bir anne, hüngür hüngür ağlıyor.
''Dershaneler ne olur kapanmasın?'' diye ailesinin sürüklendiği felaketi anlatmaya çalışıyordu. Kulak kesildim. Bölemedim. ''Eşim intihar mektubu yazmış onu buldum. Ben ne yapacağım?'' diyordu çünkü...
Hanımefendinin eşi 20 yıllık bir dershaneci. Eğitime gönül vermiş ve onca yıllık birikimini çalıştığı dershaneden hisse alarak değerlendirmiş... Dershanelerin kapatılması ise onu intiharın eşiğine kadar sürüklemiş... Hanımefendi gözyaşları içinde anlatmaya devam etti. Benim yüreğim parçalandı... Sakin olması için sadece bir kaç kelimelik telkinde bulunabildim...
''Eşim bize veda mektubu yazmış'' dedi ve onun yazdıklarını gözyaşları içinde okudu... İşte intiharı düşünen dershanecinin mektubundan o yürek yakan bazı satırlar...
DERSHANECİNİN İNTİHAR MEKTUBU:
Bütün varımı yoğumu bu dershaneye bağladım. Evimi kredi ile aldım. 5 yıl ödemesi var. Evimi satmak zorunda kalacağım. Hayat standartlarım bitecek. Çocuklarıma eşime bunu anlatamam. Kenarda hiç bir şeyim yok. Yaşamamın hiç bir anlamı da yok. Ankara'ya gideceğim. Kendimi meclisin önünde yakacağım. Binlerce insanın ekmeği ile oynadılar. Ailem mahvolacak.
Sadece babanın ruh hali bozulmamış. Ailenin psikolojisi çökmüş. ''Biri üniversite, ikisi ilkokula giden 3 çocuğum var'' dedi o anne. İlkokula giden kızı öğretmenine gidip evde yaşanan travmadan nasıl etkilendiğini anlatmış. Öğretmen anneyi arayıp uyarmış. ''Kızınızın psikolojisi çok kötü onun önünde yaşadığınız sıkıntıları paylaşmayın'' diye. 8 yaşındaki kız okulda öğretmenine ''Babamın işyeri kapanacak. Artık okula da gelemeyecek miyiz öğretmenim? Annem sürekli ağlıyor babam çok mutsuz'' diye küçük dünyasında büyüttüğü dertlerini paylaşmış. Hanımefendi ''çocuklarımı mı eşimi mi toparlayayım? 13 gündür perişanız'' diye hıçkırıklarla anlatmaya devam etti. Kadıncağızı ''Allah büyük lütfen ağlamayın'' diye sakinleştirmeye çalıştım ama nafile... Eşinin psikololojisinin çok bozulduğunu söyledi. Doktora götürmek istediğini ama kabul etmediğini anlattı. ''Ankara'da olsam Başbakanlığın önüne gidip bağırıp sesimizi duyurmaya çalışırdım. Ama bunu yapacak gücüm yok.'' ''Belki evliliğimiz bitecek, belki eşim ölecek. Ne olacak bilmiyorum?'' diye de sözlerini bitirdi. Telefonu gözyaşları içinde kapattı... Kan donduran bir görüşmeyi yapmanın şaşkınlığı ve yaşadıkları çaresizliğin üzüntüsü ile sarıldım kaleme... Dershaneleri yasa zoruyla kapatmak isteyen MEB paydaşlarla gerçek anlamda görüşüyor mu? Acaba bu sıkıntılardan ve acı hikayelerden haberleri var mı? İşin eğitim ve maddi yönünü geçtim sosyolojik olarak toplumda nasıl yaralar açacağının farkındalar mı? ''Analar Ağlamasın'' diye başlayan süreç dershanelerin kapanmasına kadar uzandı. Barış süreci çok önemli ama her ne sebeple olursa olsun hiç bir ana ağlamasın. Şimdi iş döndü dolaştı bu son süreçle başka analar ağlamaya başladı. O analar, dershanecilerin eşi, öğrencilerin annesi... Israrlarıma rağmen hattın diğer ucundaki hanımefendi eşinin ve dershanesinin isminin geçmesini istemedi. ''Eşimden habersiz arıyorum çok kızar'' dedi. Ben de saygı duyuyorum ve bunları paylaşmıyorum... Merak eden MEB yetkilileri, tabi gerçekten ederlerse bana ulaşsınlar onlarla paylaşayım... Çünkü ''Analar ağlıyor'' bilginize...






