Değerini kaybeden sadece banknot değil!

İran, İslami Devrim'in 47. yılını kutlarken büyük hayal kırıklıkları ile yüzleşmek durumunda. Rejimi ayakta tutmanın İran Halkı'na çok pahalıya mal olduğunu göre göre luzumsuz bir ısrarın ülkeyi her açıdan iflasın eşiğine getirdiği muhakkak.

 

Devrimin kısa geçmişini yad ettikleri günde, rejimin koruyucuları köşeye sıkışmış olmanın telaşını gizleyemeye ihtiyaç duymuyorlar. Temellerinden çürüyen sistemi ayakta tutmak için son bir ayda öldürdükleri altı bine yakın gösterici -Yabancı kaynaklar bu rakamın 12 bin ile 30 bin arasında olduğunda ısrarlı- İran halkına mevsimsiz bir Kerbela yaşattı.

 

Haberlere konu olan ve güya İran'ın Amerika'ya gözdağı vermek için hazırlandığı iddia edilen altı bine yakın mezara dair spekülasyonlar geçtiğimiz hafta itibariyle açıklığa kavuştu. Son bir aydır İran'da yaşananlar, 1980'den bu yana yaşanan iç karışıklıkların en ağır insani kayıplarından biri kabul ediliyor.

 

İran Devrim Muhafızları 85 yaşında ve bir sürü hastalık ile pençeleşen, hatta sağ tarafı hiç tutmayan Hamaney'i korumak -rejimi korumak demeliydik!- için kimsenin gözünün yaşına bakmıyorlar. Eğer anlatılanlar doğruysa, devrimin bekçileri dıştan gelecek saldırılar için değil, bizzat iç karışıklıkları bastırmak için eğitim görüyorlarmış. Hemen her ay dünyaya mahşer ve kıyamet tehditleri savuran İran, Temmuz ayında İsrail tarafından gerçekleştirilen hava saldırısını saymazsanız, on yıl süren Irak Savaşı'ndan sonra fiili bir dış müdahale ile karşılaşmadı.

 

Namlunun ucundaki lider Hamaney, Humeyni mirasının kendi üzerine devrildiğine şahit olması açısından oldukça şansız. Hadiseyi dini literatür ve bilindik klişelerle çözmekte zorlanıyor. İran halkı dini hamaset ile ekonomik krizin aşılamayacağını 47 yıllık tecrübe ile çok yakından anlamış olmalı. Herkes için ortak payda sayılan Ayetullah Humeyni tesiri, İran banknotlarının değer kaybı gibi çoktan tükenmiş. Beş bin İran Riyali üzerindeki Humeyni resmi artık devrimin ütopik vaadlerinden daha çok iflas, çöküş ve ümitsizliğin sembolü.

 

İran yakın komşularının içine düştüğü sistem krizlerinin zirvesinde duruyor. La-yüs'el idarecilerin dokunulmazlığı ülkeyi tam bir mafia sistemine sürüklemiş. Lider kadrosuna yakın çevrenin hükmettiği ülke gelirleri ekonomik sıkıntı içindeki halk kitlelerine ulaşmıyor. Ekonomik endeksi raporlayan kuruluşlar, yirmi beş yıllık yolsuzluğun İran'a 125 milyar dolara mâl olduğunu tesbit etmişler. Son sokak gösterilerinin asıl sebebi İran Riyali'nin piyasada işlem göremeyecek derecede değer kaybına uğramış olması. Anlayacağınız, direnişi -bizim İstanbul terminolojisi ile- Kapalı Çarşı esnafı başlatmış.

 

Canı burnunda yaşayan halk öngörülemez enflasyon, yolsuzluk, astronomik rüşvet ve sağlık hizmetlerinin yetersizliğinden şikayetçi. Rüşvet verilmediği sürece sıradan bir ameliyat için en yakın randevu ancak üç sene sonrasına alınabiliyor. Devrimin önemli isimlerinden sayılan Ali Hamaney, İran'ın içine düştüğü krizi, Fars Mitolojisindeki yedi başlı ejderha ile izah ediyor, “Bir kafasını kesseniz bile, diğer kalanları ile mücadele etmek zorundasınız!”

 

İran'daki mevcut iktidarın uluslararası itibarı da yerlerde. Bölgeye komşu ülkeler dahil hemen herkes İran'ın verdiği sözlere ve dahil olduğu anlaşmalara sadık kalmayacağı noktasında hemfikir. Çok değil, daha geçtiğimiz hafta barış görüşmeleri için zemin yumuşatılırken, İran'a ait bir dron ABD savaş gemisi tarafından vuruldu. ABD'li komutan “Operasyon ekibi, dostça olmayan her yakınlaşmayı vurma yetkisine sahip!” diyerek şaka yapmadıklarını ifade ettikten sonra “İran deniz suyunun sıcaklığını ölçüyor!” demeyi ihmal etmiyor.

 

İran-ABD görüşmeleri için yer belirleme aşaması da dikkat çekti. Türk Hükümeti'nin İran Rejimine verdiği sınırsız desteğe rağmen, görüşmelerin Türkiye'de olmasına karşı çıkan ABD değil, bizzat İran oldu. Anlaşılan o ki, değer ve itibar kaybına uğrayan sadece, üzerinde Humeyni figürü olan beşbinlik İran Riyali değilmiş. Trump'ın Türkiye’deki mevcut iktidarı oyuna dahil etme çabası da işe yaramadı.

 

Hamaney son gelişmeleri “İçimizdeki Batılı işbirlikçiler, gül gibi sistemimizi modern dünya modelleri ile değiştirmek istiyorlar!” şeklinde anlıyor. Gerçekten öyle. Bölge insanı demokrasi, insani hak ve özgürlükler ve eşit gelir dağılımı gibi dünyaca kabul edilen taleplerde ısrar ediyorlar. İran halkının bu ısrarı altı bin ceset ile durdurulamayacak kadar derinlerden geliyor.

YAZARIN SON YAZILARI