KARA SENARYOLAR VE BİRAZ CESARET
Birileri Anakara'da yeniden kara senaryolar yazmaya başladı. Nedir bu senaryo? Ak Parti'nin Meclis'ten geçirdiği anayasa paketini Cumhurbaşkanı onaylarsa, CHP paketi Anayasa Mahkemesi'ne götürecek. Başvurunun gerekçesi olarak da, değişikliklerin Anayasa'nın değiştirilemez maddelerine aykırı olması gösterilecek.
Ancak bu başvurudan birçok postun çıkarılması amaçlanıyor. Öncelikle Anayasa Mahkemesi'nin paketi reddetmesi sağlanacak. Sonra bu girişimi dolayısı ile AK Partiye kapatma, Başbakan Erdoğan başta olmak üzere birçok parti yöneticisine de siyasi yasağın önü açılacak.
Bitmedi. Bütün bunların bir an önce yapılarak paketin referanduma gitmesi de engellenecek. Böylece Anayasa Mahkemesi daha paket milletin onayına sunulmadan durduracak ki, millet iradesine rağmen bir karar vermiş görüntüsünden de kurtulmuş olsun. Bu kadarla yetinecekler mi? Tabi ki hayır.
Hedeflerinde cuntacıların hayalindeki CHP-MHP iktidarı var. Böylece bu senaryonun da önü açılmış olacak. Ondan sonra da ne Ergenekon Davası’nda yargılanan isim kalır ne de diğer darbe girişimleri ile ilgili herhangi bir soruşturma yapılabilir. Zaten cuntacılar, kendi adlarına her şeyi yoluna koyduktan sonra göreve getireceği zayıf karakterli bir iktidarın icabına nasıl olsa bakar. Tıpkı 28 Şubat'ta getirdiklerinin icabına baktıkları gibi.
Ve final. Cuntacılar, hayallerinde şekillendirmek istedikleri Türkiye'yi istedikleri yöne götürecekler. Tabi bu onların senaryosu.
İyi de onlar bu fırıldağı çevirirken, milletin iktidar görevi verdiği hükümet ve yine kendilerini temsil etsin diye meclise gönderdiği vekiller korkuluk gibi olup biteni seyretmekle mi yetinecek? Yani, “biz elimizden geleni yaptık ama görüyorsunuz bu adamlar Milli İrade'ye saygı göstermiyor” diye gelip yeniden millete dert mi yanacaklar?
Böyle bir bahane bugünden sonra asla ama asla kabul edilemez. Bundan sonra ki zaman ne denge kriteri gözetilerek korkak davranılacak zaman, ne de “aman kurumlar arası çatışma görüntüsü vermeyelim” diye suskun kalınacak zaman.
Yüksek yargı kararlarını verirken kurumlar arası çatışma görüntüsü vermeyelim diye bugüne kadar ne zaman kadar hassas davrandı? Milletin iradesine ne kadar saygı gösterdi? Kaos oluşturacağı bilinen ve hukuka aykırı olduğunu herkesin haykırarak dile getirdiği birçok karara imza atmadı mı? Kendini Meclis'in yerine koyarak karar vermeye kalkmadı mı? Hukukun merkezi olması gereken, dengeyi en çok gözetmesi beklenen yüksek yargı temsilcilerinin bu güne kadar buna riayet ettiklerini gören var mı? Kurumlar arası çatışma görüntüsü vermeyelim diye bir kez geri adım attıklarını gördünüz mü? Karar verirken “milletin adına” diye haykıran bu güruh her seferinde zinde kuvvetlerin önünde el-pence-divan durduklarını biz medya mensupları defalarca gözlerimizle görmedik mi? O zinde kuvvetler hukuk devletinin altına dinamit koyan açıklamalar yaparken ayağa kalkıp avuçlarının içi şişinceye kadar alkışlamadılar mı? Bir kere darbe girişimcilerine karşı yürüdüklerini, açıklama yaptıklarını, tavır aldıklarını, tepki gösterdiklerini gördünüz mü? O zaman böyle bir bakışa karşı bundan sonra hareketsiz kalmak mümkün değil.
Biliyorum aklınıza şu soru geliyor: Anayasa Mahkemesi Anayasa paketini anayasanın değiştirilemez maddelerine aykırı bulursa Hükümet ve Meclis ne yapacak? Öncelikle Meclis, Anayasa Mahkemesi'nin vereceği böyle bir kararın uygulanabilir olmadığı yönünde karar alacak ve kabul etmediğini açıklayacak. Yani “Anayasa Mahkemesi, sadece maddeleri şekil yönünden inceleyebilir esasa yönelik karar vermesi bir yetki aşımı. Mecliste alacağı bir kararla bunun bir yetki aşımı olduğunu açıklar. Meclis'in alacağı böyle bir karara karşı Anayasa Mahkemesi veya başka bir kurumun söyleyeceği hiçbir söz olamaz.
Aslında Meclis bunu 367 ve üniversitelerde kılık kıyafet yasasını düzenleyen maddenin reddi kararlarında da yapabilirdi. O zaman yapmadı. Bu gün yapacağını göstersin.
Sadece bu kadar da değil. Anayasa Mahkemesi'nin kararları ancak Resmi Gazete'de yayınlanırsa geçerliliği vardır. Yani resmi gazetede yayınlanmayan bir Anayasa Mahkemesi kararının hiçbir geçerliliği yok. Resmi Gazete ise Başbakanlığa bağlı. Başbakanlık bu kararı yayınlamadığı sürece de Anayasa Mahkemesi'nin kararı uygulanamaz.
Demek ki neymiş? Millet iradesini temsil eden Meclis'inde, Hükümet'inde yapabileceği çok şey var. Bu kez biraz cesur olsunlar yeter. Bu kez öyle koltuğu bırakıp gitmeye de gerek yok. Çünkü bu millet bu cesareti gösterecek herkesin arkalarında aynı cesaretle duracaktır. Yeter ki sizde bu milletin geleceğini karartmak isteyenler kadar cesur olun yeter.
YAZARIN SON YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER

