Yolu gözlenen ay: Ramazan

On bir aydan beri, tüm mümin ve maneviyat kahramanlarının beklediği kutlu/mübarek/bereketli ay; Ramazan-ı Şerif'e nihayet ulaştık. Şimdi bize düşen şey, bu ayın önemini idrak edip en iyi bir şekilde değerlendirmek. Ramazan'ın en iyi şekilde nasıl değerlendirilebileceğine dair şimdiye kadar değerli pek çok şey söylendiği, yazılıp çizildiği muhakkak. Zamanı ve yeri geldikçe önemli konuların -her ne kadar tekrar gibi gözükse de- yeniden gündeme getirilmesinde fayda olduğu herkesçe malumdur.

Bilhassa Ramazan ayı bu hatırlatmayı hak ediyor. Yani ne kadar üzerinde durulursa durulsun, değer. Bir de meseleye insanın unutkanlık, gaflet, günlük meşgale, yoğunluk gibi zaafları açısından bakacak olursanız, buna hak vereceğinizi düşünüyorum. Zaten insanın dünyevi, uhrevi hayatına önemli katkılar sağlayacak Ramazan ayı gibi önemli bir zaman diliminin farklı farklı enstrümanlarla tekrar edip hatırlatılması Kur'an’ın müminlere ders verdiği önemli bir tavsiyedir. Ayette bu hakikat "Bununla beraber yine de hatırlatıp öğüt ver! Zira gerçeği hatırlatıp nasihatte bulunma, inananlara ve inanacaklara fayda verir." (Zariyat, 55) şeklinde ifade edilmek suretiyle dikkatlere sunulmaktadır. O halde Ramazan ayının nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair birkaç hususu kısa kısa hatırlatmakta yarar var.

Öncelikli olarak Ramazan ayının bir ibadet, bir dua, adeta manevi bir yunma-yıkanma, bakım-görüm, bir yenilenme ayı olduğunun hatırdan çıkarılmaması gerekmektedir. Onun için elden geldiği kadar bu hususa konsantre olmaya çalışılmalıdır. Yani bu aya Allah’la münasebetlerimiz açısından bakmaya gayret etmelidir. Acaba bu ayda işleyeceğimiz hangi ameller Allah’la münasebetlerimizi güçlendirir? Ramazan ayında kişiyi Allah’a yaklaştıran, rahmete vesile olan amelleri bu yazıda iki ana kalemde ele alabiliriz. Birinci kategoride Allah'a arz edebileceğimiz şahsi kulluğa dair amelleri, ikinci kategoride de Ramazan ayına mahsus kullara yönelik vazifelere ait amelleri zikredebiliriz.

Evet mümin, ortaya koyacağı kulluk performansıyla mübarek Ramazan ayında rahmet-i ilahiyeye mazhar olabilir. Bu kulluk performanslarının en önde gelenleri namaz, oruç, Kur'an ile meşguliyet, itikaf ve muhasebe adına yapılacaklardır.

a- Namaz dünyamız adına

Madem Ramazan-ı Şerif bir ibadet, bir dua ayıdır; bu ayda, tabiri yerindeyse ibadetin dozu bir tık artırılabilir. Mesela her gün kılınan beş vakit namazın, zaten yapageldiğimiz en önemli ibadet olarak günlük bir rutinimiz olduğunu düşünüyoruz. Buna ilaveten bu aya mahsus sünnet-i müekkede bir namaz olarak teravih namazı da yerine getirilmesi gereken çok önemli bir kulluk vazifesidir. Teravih namazını cemaatle kılmak, hatta hatimle kılınan bir cami/mescidi tercih etmek bu mübarek ayın manevi atmosferini hissetme adına oldukça önemlidir. Namaz konusunda bir ileri seviyede kulluk sergilemek isteyenler için de yapabilecekleri bazı şeyler hatırlatılabilir. İmkan bulanlar için farz ve teravih namazlarına ek olarak güneş doğduktan yaklaşık olarak bir saat sonra iki rekat "İşrak namazı" kılması tavsiye edilebilir. Bu namaza "Kuşluk Namazı" da denir ki, İşrak vaktini kaçıranlar için zeval vakti girmeden önceki zamana kadar kılınabilecek bir namaz olarak zikredilebilir. Bu oldukça faziletli, nafile bir namazdır. (Tirmizî, Vitir, 15) Aslında İşrak veya kuşluk namazı olarak adlandırılan bu namaz her gün Ramazan ayı dışında da kılınabilen nafile bir namazdır. Normal zamanlarda kılamayanlar, şayet Ramazan ayında vakit bulup kılabilirlerse bu tür nafile namazlar daha sonraki aylar adına kalıcı bir alışkanlığa dönüşebilir. Günlük nafile namazlardan biri de akşam namazından sonra eda edilmesi sünnet olan Evvâbîn (Allah’a yönelen, dönen, tövbe edenlerin namazı anlamındaki) namazıdır ki Efendimiz (as)'ın devam ettiği, fazileti yüksek bir namazdır. (Tirmizî, Salât, 204)

Ramazan ayında teravih namazının akabinde biraz istirahat ettikten sonra gecenin son üçte birinde uyanarak kılınabilecek bir namaz daha vardır ki o namazın adı da malum olduğu üzere "Teheccüd Namazı"dır. Bu namaz da Kur'an’da zikredilen (İsrâ 17/79), Efendimiz (as)'a farz/vacip, ümmetine sünnet olan oldukça faziletli bir namazdır. Tabii ki geceleyin "Kıyam-ı Leyl, Gece Namazı" adına teheccüde ilave olarak başka namazlar da kılınabilir. Bunlar nafile namazlar olabileceği gibi kaza namazı borcu olanlar için kaza namazları da olabilir. Nitekim Efendimiz (as): "Farz namazlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır." (Müslim, Sıyâm, 202) buyurmuşlardır.

b- Farz oruç ve ona saygı adına dikkat edilmesi gereken hususlar

Ramazan orucu İslam'ın beş şartından biri olarak farz kılınmış olup hiç kuşkusuz namazdan sonra bu aydaki en önemli (Bakara 2/183), en faziletli ibadettir. (Buhârî, savm 2) Orucun dış rüknü yememe, içmeme, ailevi münasebette bulunmamak ise iç rüknü de oruca manen zarar verebilecek günah olan söz, tutum ve davranışlardan sakınmaktır. Bir hadiste: "Yalan söylemeyi, kötü söz ve kötü fiilleri bırakmayan bir insanın, yemeyi içmeyi bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur." (Buhârî, savm 8) buyrularak oruç sevabının kamil manada kazanımı adına bu konuya dikkat çekilmiştir. Bir başka rivayette de: "Oruç, mümin için kalkandır. Oruçlu iken kötü şeyler konuşup cahilane hareket etmeyin. Eğer bir kimse size kötü söz söyler ya da kötü muamelede bulunursa, 'Ben oruçluyum.' desin ve mukabele etmesin." (Buhârî, savm 9) buyurarak Ramazan orucu tutan bir kişinin göz, kulak, dil ve eline sahip çıkmak suretiyle bunlarla günah olan bir fiile girmemelerini; aksi takdirde orucun fazilet ve bereketinden mahrum kalacaklarını bildirilmiştir.

c- Kur'an’la münasebetlerimiz adına

Kur'an’ın Ramazan ayı içinde Kadir Gecesi'nde inmeye başladığı bilindiğine göre (Bakara, 185; Kadir, 1) bu ayda ibadet dışındaki en güzel meşguliyetlerden biri hiç şüphesiz Kur'an öğrenmek/okumak/manasını anlamak, müzakere etmek olacaktır. Bütün bir sene Kur’ân’dan uzak kalmış veya gönlüne göre alakadar olamamışlar için Ramazan’ın nurefşân iklimi iyi bir fırsat sunabilir. Bunun en önemli vesilelerinden biri de bu gufran ayında, yaygın olarak her yerde yapılan mukabelelere katılmaktır. Peki mukabele nedir?

Kur’ân’ın, Allah tarafından indirildiği şekilde korunması ve ayet ve surelerin tertibinin doğru olarak tespit edilmesi için Cibrîl (as) her sene Ramazan ayında –bir rivayete göre Ramazan ayının her gecesinde– Resûl-i Ekrem Efendimiz’e (sav) gelir; Allah Resûlü (aleyhi ekmelüttehâya) Kur’ân ayetlerini Hazreti Cibrîl’e okur ve sonra da onun okuyuşunu dinlerdi.

İşte Kâinatın İftihar Tablosu ile Cibrîl-i Emin’in Kur’ân-ı Kerim’i bu şekilde karşılıklı olarak okumalarına "mukabele" denilmiştir. Hem o mukaddes hatıraya saygının bir tezahürü olarak hem de Kur’ân’ın Ramazan’da nazil olması ve özellikle bu ayda Kur’ân okumanın kat be kat fazla mükafatlandırılacağının müjdelenmesi sebebiyle müminler Ramazan boyunca camilerde ve evlerde "mukabele" okumayı ve hatimler yapmayı adet hâline getirmişlerdir. (Oruç)

d- Kullukta derinleşme adına: İtikâf yapma

Ramazan ayını değerlendirme adına en önemli ibadetlerden biri de itikaftır. İtikaf; inzivaya çekilme, bir şeye kendini verme, bir yere kapanma gibi anlamlara gelir. Istılahî olarak ise bir Müslüman’ın, beş vakit namazın cemaatle kılındığı mescit ve benzeri bir mekâna çekilerek kendini ibadet ü taate, fikr u zikre ve duaya vermesine denir. Ramazan-ı Şerif'te bilhassa son on gününde itikafa niyetlenmek Efendimiz (as)'ın sürekli uyguladığı bir ameldir. Hz. Aişe validemizin (ra) ifade ettiğine göre: "(Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), Ramazan ayında diğer aylardan daha fazla ibadet ederdi.) Ramazan'ın son on gecesini sair gecelere nispetle daha ciddi ihya eder, bu geceleri ihya etmeleri için hususiyle aile fertlerini de uyandırırdı. Ciddiyetle ibadete yönelirdi." (Müslim, itikâf, 7) Bunun sebeplerinden birinin Kadir Gecesi'ni yakalamak ve ihya etmekle de ciddi bir irtibatı vardır.

e- Bir yılın değerlendirmesini yapma adına

Ramazan ayı; dini, manevi hayatımız adına bir milat, bir takvim gibi kabul edilerek her Ramazan geldiğinde dünü, bugünü ve yarınımızı değerlendirme muhasebesini yapma adına da bizlere güzel bir fırsat sunar. Dolayısıyla Ramazan ayı, Allah ile münasebetlerimiz adına her sene "Neredeydik, nereye geldik ve hangi noktayı hedefliyoruz?" sorularına cevaplar bulacağımız bir ay olarak planlanabilir. Nasıl ki bir işletme her sene yılbaşında mali olarak kendini gözden geçirerek karda mı zararda mı olduğunu hesap eder, daha sonra da gelecek seneye yönelik plan, proje yapıp kararlar alır; tıpkı bunun gibi bir mümin de her Ramazan'da dini, manevi hayatı adına geçmiş seneye yönelik bir kısım değerlendirmelerde bulunur; hata, eksik ve günahlarını tespit eder, onlara tövbe, istiğfarda bulunur, bir sonraki Ramazan ayına kadar kulluk adına neler yapmayı düşündüğünü planlar, kararlar alabilir. Böylelikle Ramazan ayı bizler için her sene kulluk merdivenlerinden bir üste tırmanmayı planladığımız, dini ve manevi hayatımızı değerlendirdiğimiz bir aya dönüşebilir.

Gelecek yazımızda bir Müslüman açısından Ramazan ayına mahsus kullara yönelik vazifelere değinerek rahmet ayı olan Ramazan'da sosyal hayatta yapılabilecek amellere değinmeyi düşünüyoruz.

YAZARIN SON YAZILARI