CHP'nin PR çalışmaları

Siyasi partiler; ister iktidar ve ister muhalefet; memleketleri için çalışma aşk ve şevkiyle mücehhez kurumlardır. Zira varlık gayeleri odur. İsimlerinde ‘Parti’ ibaresinden mütevellit karıştırılıp, eğlence veya şov işiyle iştigal edeceklerini düşünmeyiz tabii ki… Lakin eğlence haricindeki bir ‘şov’u veya başka bir deyişle ‘gürültü-patırtıyı’ zaman zaman kullanırlar. Bunun ölçüsü ve vardığı noktaya göre de ya siyasetin tatlı bir hatırası-cilvesi denebilecek bir şeye veyahut da seviyesizlik ve hatta terbiyesizlik olarak adlandırılan bir sonuca ulaşırlar. *** CHP ve Kılıçdaroğlu… Bir kaset kargaşasıyla geldi. Onun öncesinde de seri bir şekilde elimde belgeler var diye feryat etmişti. Bir-iki belgesi dolu idi ki zahir, istifa filan getirdi. Ama bu işi temcit pilavına çevirerek olayı biraz cıvıklaştırdı. Sonraki söylemlerinde elindeki bir belgeyi değil de; ileri tarihte çıkaracağına emin olmamızı istediği bir belgeyi işaret etmeye başladı… O belgeler çıktı mı-çıkmadı mı bilmiyorum… *** Ardından arkadaşlarının (Silivri'de iken bile bile aday yaptığı Ergenekon sanıkları taze milletvekilleri) serbest bırakılmaması halinde meclise gelmeyeceğini söyledi. Herkes şaşırdı. Öyle ya, milletten meclise girmek için oy istemişti… Bir direndi, iki direndi, üçüncü de girdi… Hatta arkadaşını da ağlattı… Bu arada Avrupa'da Türkiye’yi seçilmiş milletvekillerini hapiste tutuyor olmakla suçladı… Türkiye’ye karşı lobi yapıyor diyenler bile oldu bu hareketine karşılık. Bilemem… Beni aşar… *** CHP resepsiyonlara gitmiyor, Abdullah Gül için ‘bizim Cumhurbaşkanımız değil !’ demek kabalığını, ‘kabalık’ olarak görmüyordu… O sırada dış basın buna ne dedi doğrusu takip etmedim… Bir-iki derken; artık gidiyor… *** Bayram kutlamalarına çeki-düzen verilmek istendi. Saddam’lı Irak, Pyongyang’lı Kuzey Kore, Kaddafi’li Libya’dakine benzer salakça görüntüler vermeyelim dünyaya ayıp ve komik oluyor diye… CHP ve Kılıçdaroğlu buna da itiraz etti… Hayır efendim, biz kendi alternatif kutlamalarımızı sokakta yaparız, gençlerimizi de sokağa çağırırız, kemik militanlarımız ile de (militan lafı bana ait değildir bkz. Emine Ülker Tarhan) polisle çatışır filan ne derece dişli bir muhalefet yaptığımızı eşe-dosta ilan ederiz dedi. Öyle de oldu… 29 Ekim'den yaklaşık bir hafta önce İşçi Partisi'nin Ulusal Kanalı Suriye devlet televizyonu ile işbirliği ve ortak yayın protokolü imzaladı. 29 Ekim'de CHP’li ve İP’li militanlar figürasyonlarını başarı ile yerine getirip polisle çatıştılar, barikat yıktılar. Suriye devlet televizyonu naklen yayınladı. *** Ondan bir gün önce ise WTA tenis turnuvasında kürsüye çıkan bakanları yuhaladılar… Dünya basını şaştı-kaldı… ‘İnanılmaz’ diyerek manşetler attı. *** Ben CHP’den daha iyi bilecek değilim. Onu eleştirmek de haddime değil, zira tarafsız olmam gerek… Onun ‘çün; hükümete bir-iki çift lafım var: Şu milyonlarca dolar harcayıp Türkiye’nin tarihi-tabiatını filan kısa reklamlarla tanıtıyorsunuz ya çeşitli uluslararası TV'lerde felan… Ya söyleyin CHP bunlardan vazgeçsin; ya da o vazgeçene kadar bu paraları sokağa atmaktan vazgeçin… Bir mal ya öyledir ya böyle… Hem öyle, hem böyle olmaz.. Aynı anda iki farklı temada reklam yapılmaz… [email protected]

YAZARIN SON YAZILARI