Başkalaşma ve özden uzaklaşmaya çareler

Önceki yazıda, İnsanların heva ve hevesleri istikametinde savrulup gittikleri bir dönemde özellikle Kur’ân ve iman hizmetine gönül veren adanmışların başkalaşmama mevzuunda daha hassas olmaları, durdukları yerde daha sağlam durmaları gerektiği konusuna başlamıştık.
Başkalaşmaya Karşı Kararlı Duruş
Çok büyük kayıpları netice veren ve girildikten sonra dönüşü çok zor olan böyle bir duruma düşmemek için başkalaşmaya ve özünden uzaklaşmaya karşı daha işin başında her türlü tedbirleri almak ve çok sağlam bir duruş sergileme azmi ve gayreti içerisinde olmak gerektir:
“Bu sebeple inanmış bir gönlün, başkalaşma yoluna sülûk etmeksizin (girmeden), değişme ve başkalaşmanın bir keresine bile müsaade etmeme kararlılığı içinde olması ve temel disiplinler itibarıyla hep sabitkadem olarak (konumunu koruyarak) yerinde sapasağlam durabilmesi çok önemlidir.
Çünkü değişme veya başkalaşma temkinsizce (dikkatsizce) buzda yürüme gibidir. İnsan orada her an kayıp düşebilir. O hâlde hiçbir meseleyi küçük görmeksizin giyim-kuşamdan şekil ve şemaile kadar her hususta kendimiz olarak kalabilme yollarını bulmalı ve o yolda kararlı bir tavır sergilemeliyiz.
Yoksa sırf değişim fantezisinin zebunu olarak giydiğimiz bir elbiseyi modası geçti diye kaldırıp bir köşeye atarsak, başka bir zaman, onun da modası geçer ve onu da kaldırıp atma lüzumu duyarız.
Zamanla bu hâl şekil ve şemailimize sirayet eder. Artık kendinden kaçan, özünden uzaklaşan bir fert olarak saçımızdan-başımızdan hafif hafif kırpmaya başlarız fakat dönüşüm ve başkalaşma orada da durmaz; bundan sonra sıra kirpiğimize mi gelir, kaşımıza mı gelir bilinmez ve neticede makası öyle bir yere yanaştırırız ki, o bizi kökümüzden koparır.” (Dünyevileşme – Başkalaşma ve Kendimiz Olma)
Baştan böyle bir duruş ortaya konmadığında verilen her bir taviz bir diğerine kapı açacak ve zamanla meydana gelen özden uzaklaşmadan dönüş çok zor hale gelecektir.
M. Fethullah Gülen Hocaefendi, Hizmet insanlarının başkalaşma ve negatif ve olumsuz değişmeye karşı korunabilmeleri için gerekli dinamiklerden ilkinin onların beklentisizlikleri ve istiğnaları (başkalarından fayda ve menfaat elde etme peşinde olmamaları) olduğunu belirtmektediler:
“İnsanı değişip başkalaşmaktan koruyacak önemli dinamiklerden birisi, beklentisiz ve müstağni olmaktır. Yapılan hizmetleri dünyevî yahut uhrevî herhangi bir karşılığa bağlamamaktır. Gözü dünyada olan insanların, önlerine çıkan cazip teklifler karşısında konumlarını muhafaza etmeleri çok zordur.
Bu tür insanlar, başkaları tarafından “satın alınabilirler.” Hâlbuki Allah rızasına kilitlenmiş kimseler, dünyalık hiçbir şey karşısında satılmamalı, peylenmemelidir. Hiç kimseye bel kırmamalı, boyun bükmemelidir.
Minnet altına girmeme konusunda son derece kararlı olmalıdır. Bu konularda bir kere taviz verip zaaf gösteren bir insanın işin sonunda nereye savrulacağı belli olmayacaktır. Bu itibarla adanmışlar, çok küçük çapta bile olsa yürüdükleri yolda herhangi bir inhiraf (sapma) yaşamama konusunda çok kararlı olmalıdırlar.” (Dünyevî Nimetler Karşısında Değişmeme)
İkinci önemli bir dinamik ise yol arkadaşlarına çok vefalı olmaları, onların bu hastalıklara yakalanmamaları için sürekli bir kontrol ve takip içinde olmaları ve eğer yakalanma işaretleri ortaya çıkarsa onları kurtarma adına çok ciddi bir gayret içerisinde bulunmalarıdır:
“Kendileri sırat-ı müstakimden ayrılmadıkları gibi, beraber yürüdükleri arkadaşlarının da ellerinden tutmalı, onların da inhiraf yaşamaması noktasında ellerinden geleni yapmalıdırlar.
Çevrelerinde değişme ve başkalaşma emareleri gördüklerinde, tepkiye sebebiyet vermeyecek şekilde usulünce ve mülayimce onları ikaz etmeli ve yeniden istikameti yakalamalarına yardım etmelidirler.
Âdeta cephede nöbet bekleyen bir asker gibi inhiraflar karşısında sürekli gözleri açık durmalı, ne yapıp edip bunların önüne geçmeye, hata ve yanlışların ıslahına çalışmalıdırlar.” (Dünyevî Nimetler Karşısında Değişmeme)
Diğer önemli dinamikler ise, kazanma kuşağında kaybedenlerden olmamak için çok kararlı bir duruş sergileyerek sürekli Allah’a sığınarak O’na dayanma ve O’ndan dua ile ısrarla bu korunmayı talep etme, imanlarını, Allah hakkındaki bilgilerini, O’na yakınlıklarını arttıracak beslenme kaynaklarından sürekli istifade etme ve faydalanma peşinde olmalarıdır:
“Hâsıl-ı kelam, Cennet yolunda yürürken kaybedenlerden olmak, düz yollarda dökülüp kalmak istemiyorsak başkalaşmaya ve dünyevileşmeye karşı kararlı durmalı ve ayaklarımızı sabitkadem kılması adına sürekli Allah’a dua etmeliyiz.
Dünyanın cazibedar güzelliklerine karşı sabırlı olmalı, dünya karşısında başımızın dönmemesi ve bakışımızın bulanmaması adına daima teyakkuzda olmalıyız.
Değişmeden ve başkalaşmadan salim kalmak, yol yorgunluğuna maruz kalmamak, kalıp yollarda dökülmemek istiyorsak, sürekli irfan, marifet ve yakîn peşinde olmalıyız.
Dünyevî imkânlar karşısında Allah’tan uzaklaşmak istemiyorsak, yürüdüğümüz yolun her menzilinde, her aşamasında yeniden bir kere daha Allah’a ahd ü peymanımızı yenilemeliyiz.” (Dünyevî Nimetler Karşısında Değişmeme)

