İKLİM DEĞİŞİR...

Dile kolay; Tam 31 yıl sonra, hasret kaldığı ülkesine, sürgün kalmakta olduğu İsveç’ten dönecekti... Yaklaşık 3 yıl kadar önce kendisiyle ilk yaptığımız röportajda, “Yurda ne zaman dönmeyi düşündüğünü” sormuştuk… Ve o gün gelip çatmıştı… Evet, bu 3 yıl boyunca kendisiyle –gerek yüz yüze, gerekse telefonla- onlarca röportajlar yapmıştık. Verdiği her röportajında da, derin bilgi birikimi ile; Ülkenin içinde bulunduğu kritik dönemeçlerde yol göstermiş ve gündem belirlemişti. Filhakika, yerinde ve zamanında söylenmiş söz ki, paha biçilmez değerdedir. Ülke, değişik demokratikleşme adımları atarken, atılımlar içine girerken, o da binlerce kilometre uzaktan, bizler aracılığıyla düşüncelerini paylaşmış ve pozitif adımlara katkıda bulunmaya çalışmıştı… …ve geçtiğimiz ay – sözleştiğimiz üzere- bize, ülkeye tam dönüş bilgilerini bildirmişti. Bunun üzerine gerçekleştirdiğimiz haber de birçok gazete yer almış, bazılarına da manşet olmuştu, “İklim Değişti, Yurda Dönüyor” şeklinde… Evet, şiirde de kendisine her zaman “üstat” dediğim Kürt aydın, şair ve siyasetçi Kemal Burkay, Türkiye’ye 30 Temmuz’da dönecekti ve ben de Türkiye’de bulunuyordum. Ama durmak olmazdı. O kadar röportajın üstüne, onun o 376 aylık İsveç sürgününün üstüne bir dönüş belgeseli yapmak ve bu şiire bir kafiye eklemek gerekiyordu… Hemen Stockholm’e gidiş ve kendisiyle aynı uçakta dönüş biletini ayarlamıştık. Biletler ve diğer ayarlamalar hazırdı… Fotoğraflı ve görüntülü olarak, dönüş süreci her plan ve karesine kadar kayıt altına alınacak şekilde planlanmıştı… Fakat kaderin de ayrı bir hükmü vardı… Ağrı dozu sürekli artan bir rahatsızlığımız artık tahammül sınırlarını aşınca, tam da yolculuk arifesinde cerrahi bir müdahaleyi zaruri kılmıştı. Gidemedik ama Azamat kardeşim bu vazifeyi hakkıyla yerine getirmeye çalışmıştı… Ve dahi, haber fotoğrafçılığının duayenlerinden Selahattin Sevi’nin de böylesi bir haber için gidecek olması beni çok rahatlatmıştı. Zira bu kadar tecrübeli birisinin böyle bir haber için davranması, hayalimdeki haberin hakkıyla gerçekleşmesi demekti.. Nitekim öyle de oldu. İki dostu da tebrik ediyorum. Onları karşılamaya İstanbul’a gelmeye çalıştık ama aynı saate yetişemedi arzularımız, çabalarımız…. Ama Ramazan ayı arifesinde, Ataköy’de Sayın Kemal Burkay onuruna verilen davete iştirak etmek nasip oldu… Böyle bir davet aldığımda hemen intikal etmiştim oraya… Bir bakıma onu yormak da istememiştim. Sayın Burkay, gazeteci arkadaşlara, bizi geçmiş olsuna ziyarete gelmek istediğini söylediğini öğrenince, yorulmasın, o kadar telaşı arasında ayrı bir zaman dilimi ayırmasın diye ivedilikle o davete gitmeyi uygun görmüştüm… O davet çok renkliydi.. Sayın Burkay’ın dostları onunla hasret gideriyor ve bazı konuşmalar da yapıyorlardı… Biz de görüştük, sarıldık, hasret giderdik… Kendisi çıktı kürsüye… Bundan üç yıl kadar önce bir gazetecinin, kendisine, “Ülkeye ne zaman dönmeyi düşündüğünü” sorduğunu aktardı ve şöyle cevapladığını söyledi: “Eğer bir gün ülke, benim gibi birisini de kabul etmeye hazır olursa, o zaman dönerim, demiştim ve o gün şimdi geldi.” Evet, o sorduğumuz cevabın vakti anca tahakkuk etmişti. Hep ‘şubat soğukları’ olmaz ya, “İklim değişir, Akdeniz olur” bazen… Ama ne hazindir ki, ülkeyi terk etmek zorunda kalan onlarca, yüzlerce aydından birisi olan Sayın Kemal Burkay’a bu sözü söyletmek zorunda kalmıştı bu topraklar… Hani bir zamanlar, varlığıyla ülke olarak onur duyduğumuz “Ne olursan ol, gel” diyen Mevlana Celalettin-i Rumi’nin yaşadığı topraklar üzerinde… Mevlana Hazretlerinin öğretilerini almak yerine, sadece semasını folklorik olarak almakla mı yetinmiştik yoksa…?! Neler olmuştu da bize, aykırı sözleri, sıra dışı duruşu var diye, aydınlarını, sanatçılarını sokak ortasında vurur, canını kurtaranlarını da sürgüne mahkûm eder olmuştuk? Cuntacı, ittihatçı, derin yapılar bu ülkenin, bu toprakların dokusuyla çok oynadılar… Bizi biz yapan değerlerimizin genlerini bozdular, her daim puslu hava olsun, ihtilal ortamları hiç eksik olmasın diye… Şimdilerde onların bazıları mahkeme salonlarında hesap veriyor, sıradakiler de beklemede… Umarız ki bundan böyle eski karanlık dönemlere dönülmez, millet olarak buna fırsat verilmez… Şu mübarek şehr-i Ramazan vakitlerinde Mevla’dan ülkemiz için esenlikler, güzellikler diliyoruz… Ve de Sayın Burkay misali, başkaca hüzünlü gurbet mahkûmlarının da ülkeye teşriflerini, bu renklenen, zenginleşen yapıya kendi “Sıbga”larını katmalarını temenni ediyoruz, İklimlerin Sahibi’nden… Bu seferkinin belgeselini yapmak bize nasip olmadı ama öylesi dönüşleri kayda almak ve tarihe bir not düşmek bize nasip olur inşallah. Kim bilir?! (02.08.11) AV. RAMAZAN KERPETEN (www.kerpeten.biz , [email protected] )

YAZARIN SON YAZILARI