Benim Beş Güzelim ve ...

  • Abdullah Aymaz
  • Abdullah Aymaz
    21 Nis 2023 17:49
    “Lî hamsetün utfî  bihâ nâre’l-vebâi’l-hâtıma 
    El-Mustafa ve’l-Murtezâ ve’bnâhümâ ve’l-Fâtıma 
    Benim için siperdir
    Ve bir kalkan;
    Kırıp geçiren, yalayıp yutan
    Ateşte tutan
    Vebâya..
    Ve 
    Cehennem azabına 
    Beş güzel esmâ:
    En başta 
    Muhammed Mustafa 
    Sonra Aliyyü’l-Mürtezâ
    Onun oğulları Hasan ve Hüseyin
    Ki: Rehberân-ı  şühedâ
    Ve bir de Can Parçası
    Fâtımatü’z-Zehra
    İşte bunlar Ehl-i Abâ
    Âl-i Abâ
    Muhammedî ridânın serasında  
    Mirac şehsüvarının kanatları altında..
    Fâtımatü’z-Zehra ki;
    Gelip girince Yüce Huzuruna 
    Kalkardı ayağa
    Efendisi kâinatın…
    Muhammed Mustafa;
    Efendilerin Efendisi 
    “Babasının annesi:
    Ümmü Ebîhâ!..”
    Diye diye basardı bağrına
    O Can Parçası
    Muhterem kızı
    Fâtımatü’z-Zehra’sını
    ** * *
    İşte onların torunu 
    Ayak altına  alıp izzet ve onuru
    “Benim ismim Kıtmir,
    Anlatamaz hiçbir tabir!
    İmzam ‘Hiçbir Şey”
    (Mahlası  üç noktadan ibaret 
    Nokta ki, boyutsuz
    Nisbî mevcut…
    Bence de)
    Ve devamında 
    “Bitirmediğini Allah’ın
    Bitiremez
    Hiçbir mahluk”
    Diyordu
    John Esposito’ya
    Ki, o söylemişti söyleyeceğini
    Kosovalı Hizmet sevdalısına
    ** * *
    Hocalar hocası 
    78 yaşındayken 
    Şöyle demişti:
    “Altmış sene ömrümde 
    Huzur dünyası rüyalarım içinde 
    Gayret ediyor,
    Hep istiyordum;
    Batılı Doğulu 
    Kuzeyli Güneyli
    Siyah beyaz 
    Herkes,
    Kucaklaşsa birbiriyle…”
    (Diyorum ki: 
    ‘Fakir-ulu
    Hepsi Allah kulu
    Dünya onlarla dolu’…)
    Evet hep hasret duymuştu
    Hep hayal edip durmuştu
    Hedeflemişti hep umumî sulhü..
    Zaten bu; 
    Onun şu güzel hayali
    Ve dimdik duruşu
    İnşaallah devam edecek
    Evet edecek!.
    Tâ Kıyamete dek!
    Hem diyordu;
    Engin ve derin bir nidâ ile: 
    Dağılın âleme
    Birer tohum misâli
    Yepyeni dillerle 
    Cezbedici  renklerle
    Gittiğiniz yerlerde
    Parıldayın ziya ziya..
    O geniş mozayiklerde 
    Çeşitli pırıltılarla…
    Yer bulup kendinize 
    Açılın çiçekler gibi
    Orijinal renklerinizle ve
    Mest olsun cihan bir de 
    Sizin ruhanî neş’enizle
    Taptaze tutun titreşimlerinizi
    Rezonanslara vesile hislerinizi 
    Ve böylece
    Bir atar damar olun
    Herbir heyecan yüklü
    Uykudan uyanıp bir yürek gibi atan  
    Öbek öbek bütün cihanda
    Farklı din ve ırktan 
    Hem de çok farklı renkten
    Elvan elvan haykıran 
    Diyalog yoldaşlarınızla…
    Sonra da 
    Yek vücut halde ayakta durarak
    Dönüşün tek bir sütuna 
    Öyle ki, gökleri kucaklayan
    Habire kan ve can pompalayan
    Bitmez bir memba misâli
    Ölü topraklara 
    Uyuşturulmuş ruhlara… 
    Hocam sen ağlama
    Biz çok üzülüyoruz
    Sen ağlayınca
    Yeter ki sen ağlama 
    Gideriz biz 
    İtirazsız, sessiz
    İstersen eğer,  buzullara 
    En bilinmedik diyarlara…
    21 Nis 2023 17:49