Savaş ne zaman biter?

  • Arif Asalıoğlu
  • Arif Asalıoğlu
    19 Ara 2022 12:41
    24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaş bir yılını doldurmak üzere. İki Slav halkı arasındaki bu savaş, tarafların on binlerce insan kaybına ve Avrupa'nın II. Dünya Savaşı'ndan bu yana yaşadığı en büyük mülteci krizine neden oldu. Bu göçler, Ukrayna’ya sınır olan Polonya’da demografik yapıyı değiştirdi. Almanya nüfusu ilk kez 85 milyona tırmandı. Rusya topraklarında çatışmalar olmamasına rağmen, 1917 Ekim Devrimi'nden bu yana en büyük göçünü verdi. Savaş, ayrıca küresel çapta gıda kıtlığına ve ekonomik krizlere neden oldu. Peki, küresel etkisi bu kadar büyük olan savaş ne zaman biter, taraflar müzakere masasına ne zaman oturur?


    BM gibi kurumsal yapılarla evrensel insani ve hukuki medeniyet kriterlerinin daha net belirlendiği günümüzde böylesi trajedilere yol açan savaşı tasvip etmek mümkün değil. Karar alıcıların bu sonuca varmalarına etki eden unsurları tam olarak bilmekte mümkün değil. Bu açıdan yukarıdaki soruların doğru cevabına ulaşmak adına bu güne nasıl gelindi kısaca özetlemek gerekiyor. 


    Ukrayna yönünü Batı'ya doğru çevirdi


    Bilindiği üzere, Aralık 1991'de Rusya, Ukrayna ve Belarus liderleri, Sovyetler Birliği'ni feshederek Bağımsız Devletler Topluluğu'nu kurdu. Haliyle Moskova, eski Sovyet ülkeleri üzerindeki nüfuzunu devam ettirmeyi amaçlıyordu. Cumhuriyetleri, oralardaki ağır sanayi tesisleri ve ucuz doğal gaz arzı gibi yollarla kendisine bağlı tutmaya çalıştı. Belarus, Moskova ile yakın bir ittifak kurarken, Ukrayna yönünü giderek Batı'ya doğru çevirdi. Kendi iç problemleriyle uğraşmakta olan Moskova yönetimi, 1997'de imzalanan ve "Büyük Antlaşma" olarak bilinen mutabakatla Ukrayna'nın sınırlarını tanımış oldu.


    2003 sonbaharında, Rusya beklenmedik şekilde Kerç Boğazı'nda, Ukrayna'ya bağlı Tuzla adasına doğru bir baraj inşa etmeye başladı. Kiev bu adımı, "sınır ihlali ve Tuzla'yı ilhak" olarak gördü. Kriz giderek tırmandı ve ancak başkanların baş başa görüşmesinin ardından sorun çözüldü. Baraj inşaatı durduruldu, ancak iki ülke arasındaki Post-Sovyet dostluğu derin bir yara aldı. Ukrayna'da 2004 devlet başkanlığı seçimlerinde Moskova, Viktor Yanukoviç'i destekledi. Batı yanlısı siyasetçi Viktor Yuşçenko "Turuncu Devrim" olarak geçen halk ayaklanması sonunda muhalif devlet başkanlığı koltuğuna oturdu. 2006 ve 2009 yıllarında Ukrayna ile Rusya arasında iki kez doğal gaz krizi yaşandı. Benim de Ukrayna’da olduğum dönemlerde bizzat gözlemlediğim bütün bu olaylar, Kiev’i Batı’ya daha çok yaklaştırdı. 


    2008 yılında dönemin ABD Başkanı George Bush, NATO'ya üye olma hedefiyle Ukrayna ve Gürcistan'ı resmî bir hazırlık programına dâhil etmeye çalıştı. Moskova, şiddetle tepki gösterdi. Bükreş'teki NATO zirvesinde Ukrayna ve Gürcistan'a üyelik sözü verildi ancak somut bir tarih belirlenmedi. Fakat bu tarihten itibaren Moskova ile NATO gerilimi hep arttı. Ukrayna, Batılı ülkelerle ilişkilerini bir AB Ortaklık Anlaşması imzalayarak geliştirmeye çalışıyordu. AB ile ortak gümrük anlaşması ve ticareti geliştirme anlaşmanın imzalanmasına bir kaç ay kala Moskova yönetimi, 2013 yazında Kiev'e büyük bir ekonomik baskı uyguladı ve Ukrayna'nın ithalat yapmasını engelledi. Çok sayıda sektörde ve sanayi yatırımlarında Rusya’ya bağımlı olan Ukrayna, Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç zamanında, imza aşamasında olan AB ile ortaklık anlaşmasını askıya aldı. Bu, muhalefetin büyük protestosuna neden oldu ve sonunda Yanukoviç, Şubat 2014'te beraberinde çantalar dolusu paralarla Moskova'ya kaçmak zorunda kaldı.


    Kremlin, Kiev'deki siyasi otorite boşluğundan yararlanarak, Mart 2014'te Kırım'da referandum yaptı.  Bu, "ilan edilmemiş bir savaşın" başlangıcı ve iki ülke arasındaki krizin dönüm noktasıydı. Aynı zamanda, Rusya’nın etkisiyle, Donetsk ve Lugansk'ta tek taraflı “Halk Cumhuriyetleri" ilan edildi, idarenin başına Rusya yanlıları getirildi. Ukrayna ise buna cevap vermek için ülkedeki devlet başkanlığı seçimlerinin sonucunu bekledi. Haziran 2014'e gelindiğinde yeni seçilen Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin, Normandiya Çıkarması'nın 70'inci yıldönümü anma törenlerinde Almanya ve Fransa'nın arabuluculuğunda ilk kez bir araya geldi. Böylece "Normandiya formatı" adı verilen diplomasi trafiği başladı.


    Çatışmaların başlaması ve Minsk Anlaşmaları


    Bu arada Ukrayna ordusu, Donbas bölgesinde ayrılıkçıları geri püskürtmeyi başardı. Ancak Moskova tekrar askerî açıdan yoğun şekilde müdahil oldu ve Ukrayna birlikleri, Donetsk'in doğusunda yenilgiye uğradı. Savaş, Eylül 2014'te Minsk'te imzalanan ateşkesle sona erdi. Ardından bugüne kadar devam eden bir mevzi savaşı başladı. Nihayetinde Batılı ülkelerin arabuluculuğunda, bugüne kadarki barış çabalarının temelini oluşturan Minsk-2 Anlaşması üzerinde mutabakat sağlandı. Ancak barış umutları bir türlü gerçeğe dönüşmedi ve Moskova sonunda ‘Batı’yı ve NATO’yu suçlayarak “Ukrayna’yı tahrik ediyor, Rusya’ya karşı örgütlüyor, sınırlarımızda NATO tehdidi oluşuyor” diye 24 Şubat’ta kapsamlı bir askeri harekâta girişti.
     

    Bir yıla varan savaş sürecinde her iki taraf da çok büyük insani kayıplar verdi. Ukrayna’da şehirler haritadan silindi. Fabrikalar, önemli enerji ve diğer bütün tesisler vuruldu. 14 milyona varan büyük göç dalgaları oldu. Atak ve baskın olan taraf Rusya olmasına rağmen Kremlin yönetimi bu savaşta karşılaştığı zorlukların boyutları ve ülkeye uzun vadeli sorunlar sarmalına neden olduğunu görmeye başladı. Fakat başlatılan bu “operasyon” sonuçlandırılmadan geri çekilmenin riskleri yönetim ve ülke yapısı için daha ağır bedelleri doğuracağından mevcut strateji değiştirilmedi. “Operasyon” devam ettirildi.


    Taraflar şartlarından taviz vermeye hazır değil


    Gelinen gün itibariyle Rusya’da karar alıcılar kayıpların çok ağır olduğunu ve ülkeye uzun vadeli sorunlar getirdiğini biliyor. Fakat Rusya'nın her şeye rağmen bu durumla başa çıkabileceğine, savaşa yeni askerler gönderebileceğine, farklı taktikler kullanıp kazanacağına inanıyor. Çok sayıda askeri uzman, Ocak-Şubat aylarında en geç bahar aylarında güçlü bir karşı saldırının başlayacağını söylüyor. The Economist dergisine röportaj veren üst seviyede Ukraynalı yetkililer bile Rusya tarafından kapsamlı saldırıların ocak ayında başlatılabileceği uyarısında bulundular.


    Yani Kremlin yönetimi, Rusya'nın Ukrayna'daki hedeflerine ulaşabileceğinden eminler. Bundan dolayı, resmî açıklamalarda şart olarak öne sundukları maddelerden taviz vermiyorlar. Öte yandan bütün bunların farkında olan Ukrayna tarafı hazırlıklarını artırıyor. Yeni füze savunma sistemleri, tanklar, uzun menzilli roket atarlar gibi teknolojik silahlar ediniyorlar. Kanada ve diğer ülkeler Ukrayna ordusuna kaliteli kışlık üniformalar sağlıyor. En önemlisi Ukrayna askeri motive açısından üstün gözüküyor. Rusya tarafında olduğu gibi Kiev yönetimi de şart olarak öne sundukları maddelerden geri adım atmıyorlar. Bu konuda ABD ve AB’nin desteğini de tam olarak alıyorlar.


    Genel manzara bu olunca barış nasıl temin edilecek? Müzakere masasına taraflar nasıl ve ne zaman oturacak? Ukrayna Askeri İstihbarat başkanı Tümgeneral Kyrylo Budanov savaşın 2022'nin sonunda biteceğini söylemesi gibi bu güne kadar çok kez verilen tarihler tutmadı. Putin’in Şanghay İşbirliği Zirvesi'nde Hindistan Başbakanı Narendra Modi'ye Ukrayna'daki çatışmayı mümkün olan en kısa sürede sona erdirmek istediğini ve Hindistan'ın çatışmalarla ilgili endişelerini anladığını söylemesinin üzerinden üç ay geçti. İnşallah bir sonraki yazımızda beş senaryo üzerinden, savaşın maalesef, en az altı ayla iki yıl devam edebileceğini ele alacağız.

    19 Ara 2022 12:41