Zengin geleneksel Batı; Saldırgan ve kolonici Batı

  • Arif Asalıoğlu
  • Arif Asalıoğlu
    28 Eki 2022 13:00
    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Uluslararası Düşünce Kuruluşu Valday Forumu’nda katıldı. Valday Forumu (Valdai Discussion Club), uluslararası ilişkiler, siyaset, ekonomi, güvenlik, enerji ve diğer alanlarda günümüz dünyasının sorunlarını tartışma ve bu sorunlara çözüm bulma maksatlı, uzmanları, politikacıları, gazetecileri ve akademisyenleri bir araya getiren önemsenecek bir platform.


    Moderatörlüğünü gazeteci ve uluslararası ilişkiler uzmanı Fyodor Lukyanov'un yaptığı oturumda konuşan Putin, bir açıdan Batı’yı hedefine koyarken diğer açıdan da zeytin dalı uzattı. Batı’nın istediği dünya düzenine ilişkin, “Gücü elinde bulunduranlar kuralsız yaşamak istiyorlar” değerlendirmesini yaptı. “Dünyadaki olaylar, sadece askeri-siyasi alanda değil, aynı zamanda ekonomik ve beşerî alanlarda da büyük ölçekli, sistemsel bir krize dönüştü" diyen Putin, Batı'nın değişik coğrafyalarda "tehlikeli ve kirli bir oyun oynadığını" kendi şartlarını da tüm dünyaya dayatmak istediğini belirtti.


    Ukrayna'ya yönelik nükleer saldırı düzenlemeye ihtiyacımız yok


    Aslında son zamanlarda bizzat kendisinin de benzer şekilde suçlandığı, güç zehirlenmesine maruz kalmış çok sayıda liderin ya da yönetimin içine düştüğü durumu özetleyen Putin, "Dünyada kendilerini iktidarın sahibi sayanlar kuralsız yaşamak istiyor, gerilimi tırmandırıyor." ifadelerini kullandı. Batı’yı kastederek "kanlı ve kirli" nitelendiren Putin, “Ülkelerin ve halkların egemenliğini, özgünlüklerini ve benzersizliğini reddediyor ve diğer devletlerin çıkarlarını hiçbir yere koymuyorlar” dedi. Nükleer silah kullanımına ilişkin de açıklama yapan Putin, "Ukrayna'ya yönelik nükleer saldırı düzenlemeye ihtiyacımız yok. Bunun ne siyasi ne de askeri anlamı var. Ancak nükleer silah var olduğu sürece onu her zaman kullanma tehlikesi var" ifadelerini kullandı.


    Soğuk Savaş'ın zirvesinde bile, "rakiplerin kültür ve sanatını iptal etmek hiç kimsenin aklına gelmedi." diyen Rus lider, “Evet, bazı kısıtlamalar vardı. Ancak yine de tüm liderler, insani değerlerin hassas bir şekilde ele alınması gerektiği konusunda yeterince anlayışa sahipti” dedi. "Naziler kitapları yakmıştı ve bugün ise Batı'da Dostoyevski ve Çaykovski'yi yasaklıyorlar." “Batı, kültürün ve dünya görüşünün evrensel olması gerektiğini iddia ediyor. Dostoyevski, Çaykovski, Puşkin yasaklanıyor."


    ABD politikasını hegemonya olarak nitelendiren Putin, Batılı seçmenleri, oy verenin üstünlüğünü korumayı düşünmeye çağırdı. Ona göre, dünya halkları Batı'nın öne sürdüğü itibarsızlaştırıcı zorlama politikalara göz yummamalı. Batı’nın hegemonyasını koruma arzusunun aksine Rusya, kendisi bir hegemon ülke olmayacak. 


    Hemen burada, Kazakistan'ın başkenti Astana'da CICA Zirvesi kapsamında Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahman’ın benzer yaklaşımlarla Putin’e hitaben “bizim gibi devletlere saygı duyulmalı” sözlerini hatırlatmak isterim


    Liberal ideoloji, bugün tanınmayacak kadar değişti


    Valday konuşmasının devamında Putin, “Başlangıçta klasik liberalizm, insanın özgürlüğünü istediğini söyleme, istediğini yapma olarak anladıysa da 20. yüzyılda liberaller, açık toplumun düşmanları olduğunu ve bu düşmanların özgürlüğünün sınırlandırılması, hatta ellerinden alınması gerektiğini söylemeye başladılar. Şimdiyse liberalizm absürt hale geldi, herhangi bir alternatif bakış açısı yıkıcı, propaganda ve demokrasi tehdidi ilan ediliyor.” ifadelerini kullandı.


    “Birleşmiş Milletler ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısının, dünyadaki çeşitliliği yansıtacak biçimde değiştirilmesini değerlendirmemiz gerekiyor. Mevcut sert çatışma koşullarında, bağımsız, kendine özgü bir medeniyet olan Rusya, Batı'yı hiçbir zaman düşman olarak görmedi ve görmüyor. Amerikan, Fransız, İngiliz ve Alman düşmanlığı gibi yabancı düşmanlığı tezahürleri, Rus düşmanlığı ve Yahudi düşmanlığı gibi ırkçılığın biçimleridir. Yeni dünya düzeninin en başta yasalara ve hukuka dayanması, özgür ve adil olması gerektiğini düşünüyoruz. Küresel ticaret daha adil ve açık hale gelmeli.”


    Rusya, uluslararası ödemeler dahil olmak üzere, yeni uluslararası finans platformları oluşturma sürecinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyor. Bu platformlar bağımsız, siyasetten arındırılmış olmalı ve tek bir yönetim merkezine bağlı olmamalıdır. Bu yapılabilir mi? Elbette. 


    Özel harekatın sebepleri


    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, kendisini Ukrayna'da özel bir askeri operasyon başlatmaya sevk eden sebepleri sıraladı. Bunlar arasında NATO'nun genişleme gayretleri; Kiev'in Minsk anlaşmasını uygulamaması… Bu gelişmelerin karar alıcıları "Donbass için bir şeyleri yapmaya" sevk ettiğini ve bu bölgeleri kendi istekleriyle Rusya'ya dahil etmek gerekli olduğunu söyledi.


    Ona göre Ukrayna, Donbass'a karşı yeni bir askeri operasyon düzenlemeye hazırlanıyordu. Ayrıca, özel harekâtın başlaması ne kadar uzun süre ertelenirse, Kiev'in sınırlarda daha güçlü hale geleceğini kaydeden Putin, “Rusya için durum daha da kötüleşecekti” dedi. NATO'nun genişlemesi Rusya için kabul edilemezdi ve Batı bunu biliyordu, ancak görmezden geldi. NATO'nun genişlememesine ilişkin müzakereler basitçe reddedildi. Özenle hazırlanmış uzun konuşmasında Rus lider, “İki tane Batı var: birincisi zengin kültüre sahip olan geleneksel Batı; ikincisi ise saldırgan ve kolonici Batı” diyerek Rusya için Türkiye’nin önemini vurguladı. Erdoğan'ın "kolay partner" olmadığını ama her zaman kendi ülkesinin çıkarları için mücadele ettiğini ve optimum çözümler peşinde olduğunu yineleyerek, Türkiye'nin birçok alanda Rusya için çok önemli bir ülke olduğunu belirtti.


    Sonuç olarak Vladimir Putin’in bu anlatımlarını tarihten beri Rus yönetici elitlerin yaklaşımlarıyla örtüştüğünü söyleyebilirim. Dillendirilen Batı karşıtlığı Rusya’nın en az beş asırlık bir refleksi. Zaman içinde, doğal olarak, koşullar değişmiş ve değişen koşullara bağlı olarak, ülkenin siyasal yönetiminde farklılıklar ortaya çıkmış, ancak iktidarı elinde tutan güç, değişmeden aynı formatta kalmayı başarmıştır. Çarlık dönemlerinde Çar, Sovyetler Birliği döneminde Komünist Partisi Başkanı ve Genel Sekreteri ülke yönetiminde daima mutlak söz sahibi olmuştur. Bu özellik günümüzde de aynen devam etmektedir. Dünyanın hiçbir ülkesinde lider, karar alma mekanizmalarında Rusya'da olduğu kadar etkili değildir, daha da önemlisi liderin güçlü konumu, bin yıllık zaman içinde böylesine süreklilik göstermemiştir.  

    28 Eki 2022 13:00