Seçmen İrfanı

  • Kadir Gürcan
  • Kadir Gürcan
    08 May 2023 07:42
    Siyasi tarihimizin kaydettiği demokratik arızaların haddi hesabı yoktur. Bununla birlikte Türk halkının demokrasiye uyum için gösterdiği gayret, modern demokrasinin kıblesi sayılan ülkeleri kıskandıracak kadar ilginçtir.


    Seçim günlerinin, dini bayram sevinci ve ciddiyeti ile karşılandığı kaç ülke gösterebilirsiniz? ABD’de buna dahil. Sabahın erken saatlerinde “Aman gecikmeyelim, ne olur ne olmaz!” telaşı ile oy sandıklarına akın eden genel eğilimi hangi motivasyonların tetiklediği ile alakalı ciddi bir araştırma da okumadım. Bu o kadar tabii bir hal almış ki, istatistik firmaları bu kaliteyi değerlendirme ve kayda geçirme ihtiyacı duymuyorlar.


    Seçim öncesinde Amerikalı siyasiler parti ve aday propagandasından önce halkı oy vermeye ikna etmek zorundalar. 2016 Trump-Hillary mücadelesinde “Bu iki idiots’a oy vermek için sandığa gitmem!” diyenlerin oranı rekor kırmıştı. Kaldı ki, 2016 seçimi ABD siyasetinin önemli olaylarından biri olarak anılmaya devam ediyor. İki dönemde sandığa küskün birçok Amerikalı’yı oy kullanmaya ikna etmiş olması Siyahi Başkan Obama’nın önemli başarılarından sayılıyor.


    Türkiye seçim için son haftaya girerken miting meydanlarındaki heyecanın oy sandıklarına fazla bir tesiri olmayacak. Halihazırda zihinler, eğilimler ve oyların rengi çoktan yerini buldu. Havuz medyasında yazıp da, oyunun rengini söyleyerek güya okuyucu ve takipçilerine yön vermeye çalışan yazar müsveddelerini ciddiye almayın. Onların özgül ağırlıkları ibre oynatacak güçte değil. Hem zihinleri hem de karakterleri Saray ipoteği altında.


    İktidarın ağır ve ölçüsüz saldırganlığı ve muhalefetin lojistik eksiklikten kaynaklanan acizliğine rağmen halkın iktidar ve muhalefet ayırmadan miting coşkusuna kendisini kaptırması dikkate şayan. “Şehrimize bir devletli gelmiş, gidip bir görelim!” nezaketi mi dersiniz “Televizyonda gördüklerimiz acaba aynı adamlar mı?” merakını gidermek için sabi-subyanı omuzuna alıp güneşin alnında bronzlaşan safdil heyecanlar mı? Hepsi de, yaklaşmakta olan seçimlerde oy kullanma şansını elinde bulunduran “Asıl” olma insiyatifine sahip.


    Muhalifleri dinlemeye giden iktidar seçmenleri, seçimi militanlığa döken marjinal kesim gibi ölüm-kalım divaneliği çizgisinde ele alacakları kanaatinde değilim. Siyasi tarihimizin kırılma noktalarından sonra oluşan siyasi kamplaşmalar da bir şekilde unutulmuş ve demokratik reflekslerin önünü açan yeni oluşumları netice vermişti. Seksen ihtilalinin karamsar ve griye çalan renkleri üç sene içerisinde yeni umutlara kapı aralayabileceğini kimse ihtimal vermiyordu. İhtilal sonrası ilk demokratik seçimde, darbe konseyinin adayı kaybetmişti ancak, seçim sonrasında oluşan yumuşak ve yaşanır hava onların da uyumuna kapı aralamıştı. Üniformayı çıkarıp takım elbise ve kravat takarak kendini bir de siyasette denemeye kalkanların siyah-beyaz ekranlardaki durumlarına gülmekten karnımız şişmişti. Darbe aktörlerinin ağır baskısının alabildiğine kendisini hissettirdiği kritik günlerden bahsediyorum, bilesiniz!


    Hedefleri farklı da olsa bağnazlık ve saplantıların eğitim seviyesi ve yaş ile alakası yok. Nereden biliyoruz? Yıllarca Saray’ın içişleri bakanlığını yapmış olmasına rağmen hala kapı önünde paspas ya da “Kabineden ilk postalanacak Bakan!” muamelesinden kurtulamayan birinin bundan böyle diline dökülen zihni arızlarına itibar edilmez. Bu kadar seçim görmüş birinin sandıktan istemedikleri bir netice çıkması durumunda işi “darbe” fukaralığına dökmeleri tatmin olamayan siyasi hırsların neticesi. İşin kötüsü, millet de böylesi omurgasız tiplere hiç prim vermiyor, iyi mi? Bu farkındalığı, yıllar içinde gelişmiş seçmen irfanı olarak da görebiliriz ki, yeni sürprizlerin kapısını da işte bu sezgiler aralayacak.


    Türk halkının demokrasi tecrübesini sandıktan kendi beklediği neticeyi alma tutku ve dayatmasına bağlayanların seçmen hakkındaki kanaatleri sezonluktur. Yani, halk onların istediği yere oy verdiği ve iktidarda tuttuğu sürece öngörülü ve ferasetli ama muhalifleri iktidara taşıyınca, anti-demokratik yollarla terbiye edilmesi gereken bir güruh muamelesine layıktır. Seçim sonrasında olası bir yenilgiye karşı iktidar ve Saray’ın aba altında sopa gösterme eğilimleri bu gafletin izlerini taşıyor. 
    Seçime bir hafta kala, seçmeni rüşvet-i kelam ile ayartma derdinde değiliz. Bu satırların yazarı oyunun rengi ve siyasi tercihleri ile kanaat belirleyici olmadığını itiraf etmek durumundadır. Bu seçimde istediğini alamama riskine karşı anti-demokratik hazırlıklar içinde olanların deneyecekleri yöntemler bu gün olmazsa yarın kendilerine ağır bir fatura olarak dönecektir. Bunda şüpheniz olmasın. 14 Mayıs seçimi önemli bir seçim ama ölüm-kalım meselesine dökmek için bir sebep yok. Bütün mesele, iktidar ve muhalefetin holigan ve maganda kılıklı tiplerinin gazına gelip yılların siyasi kazanımını boşa çıkarmamakta düğümleniyor. Bu seçmen size bir sonraki seçimde yine lazım, iyisi mi şansınızı fazla zorlamayın.


    Gelecek pazar akşamı, aylardır süren seçim yarışının sona ereceği heyecanlı bir gece olacak. Yazarınız, bazı dostların “Seçim sonuçlarını beraber izleyelim!” tekliflerine sıcak bakmıyor. Kime oy vereceğimiz konusundaki ferdi kararın, seçimi kazanma durumundaki taşkınlık ya da kaybetme durumundaki hicranı göğüsleme rüştüne dönüşmesi şart. Kalabalık ortamlarda bu dengenin kurulması oldukça zor. 


    Bu arada yazarınız, seçim gecesini kendi çapında küçük bir eğlence ve partiye dönüştürme hazırlıklarına başlamış durumda. Ramazan sonrasında tanıdık doktorların  “Hazret siz, bir kaç ay çayın altını söndürmeyin. Ancak kendinize gelirsiniz!” tavsiyelerini seçim gecesinde de sürdürmeye kararlı. Sürprizlere karşı gerekli olan, kalp, tansiyon haplarına ilaveten yeşil reçete ile satılan hafif dozajlı teskin edicilerin de hemen ulaşılabilecek mesafede olması gerektiği yine doktor tavsiyeleri arasında. 


    Şimdiden kendimizi alıştıralım: Netice ne olursa olsun 15 Mayıs sabahı kıyamet kopmayacak. İyisi mi seçmen irfanına güvenip, seçim gecesinin tadını çıkarmaya bakalım.




    08 May 2023 07:42