Yumurta deyip geçmeyin!

  • Kadir Gürcan
  • Kadir Gürcan
    02 Haz 2025 09:55

     

    Kardeşinin akli takıntısından dert yanan adam, “Doktor bey, kardeşim tavuk olduğunu zannediyor!” deyince doktor, “Kardeşine tavuk olmadığını tellkin et!” tavsiyesinde bulunur. Dertli kardeşin bu terapi teklifine cevabı “Onu yapamam, çünkü benim yumurtaya ihtiyacım var!”  şeklinde olur.

     

    Bakın yine büyük laflar edip, yüksekten atmaya başladılar. Her ne zaman iktidara ait isimler netameli işlerle anılsa, Türkiye'nin coğrafik konumuna yüklenen avantajları kendi başarı hanelerinde gösterip, kredilerini yüksek tutmak için ter döküyorlar. Bereket versin bu kalitesizliği ekonomik gel-gitleri rakama döken uluslaarası değerlendirme kuruluşları dikkate almıyor. Eğer öyle olsaydı, bizdeki bir çok devletli cümle aleme rezil olmuştu.

     

    Hâla aynı yerdeler. Ortadoğu'da oyun kurucu olma şehvetlerinden başlarını kaldıramıyorlar. Ülkenin istihbaratından sorumlu, eskinin Saray sözcüsü, iktidar yüzü gerekli olduğu zamanlarda sukuta bürünürken, olmadık zamanda Saray'ı memnun etmeyi istihbari görevlerinden sayıyor. İran ve Rusya arasında sıkışan istihbarat trafiğinin bölge hakkında ne kadar inandırıcı olabileceğini okurların takdirine bırakalım. İsrail-Filistin krizinde tamamıyla oyun dışına itilmiş olma mahcubiyetinden kurtulmak için uğraşıyorlar. İki yıldan beri söylemekten dilimizde tüy bitti; sorunun parçası olunca, çözüme adres olma şansını kaybediyorsunuz. Açık ve net değil mi?

     

    Saray kontenjanından istihbarat sorumluluğu ile taltif edilen iktidar mensubunun, Türkiye'nin bölgedeki oyun kurucu olduğu iddiasındaki iktidar döküntülerinden oluşan koleksiyona katılmış olması ilginç. Aynı bitpazarı hikayesi ile yüksekten uçanlar, şimdi unutuldu. Ortadoğu'da 'halife' görüntüsü ile bölgeye sistem ihraç etmeye kendilerini çok kötü kaptırmışlardı. Kendilerince “oyun kurucu” olduklarını zannettikleri karşılaşmalarda yedek kulübesinden emekliye ayrıldılar.

     

    Uluslararası faaliyetlerde başarı kadar insicam, süreklilik ve inandırıcılıkta önemli. Arada bir heyheylenip, sonra ülke içi siyaset karadeliğinde kaybolan siyasi yüzlerin güven inşa etme şansları yok. Otokratik rejimlerde odadaki oksijeni tek kişinin tüketmesi alışılmış bir durum. Bütün başarıların tek adreste toplanması bu yüzden yadırganmıyor. Ağzını her açanın, ceza sahasında Saray'ın ayağına yumuşak toplar yuvarlaması bu yüzden.

     

    Saray'ın yandaş listesinde ilk üçü kimseye bırakmayanların iç avludaki kulisleri dış avluya sızdırmaları ilginç. İktidar partisi içinde siyasi gelecek telaşına düşen bazıları, Türk siyasetinin kuşak değişimine yöneldiği şu demlerde yeni arayışlara girmişler. Yandaş yazarın ifadesi ile “Saray sonrası arayışlar!” dışarıdan görüldüğünden çok daha hararetli tartışılıyormuş. Eh biz bu heveslere yabancı değiliz. Mithat Paşa merhumun Osmanlı Hanedanı'nın tükenmeye başladığı günlerde derin bir tutku ve önlenemez bir hırs ile “Şimdiye kadar Osmanoğullarıydı, bundan sonra Mithatoğulları olsun! Ne var bunda?” diyesiymiş. Kasımpaşa'nın ilanihaye ligdeki tek takım olacağını kim söylüyor ki?

     

    Halihazırda Saray ailesinden bayrağı omuzlayacak bir aktör bulunamadı. İktidarın genç kuşakları arasında sayılan ve Saray'a bağlılık konusunda hiç kimsenin şüphe duymadığı, MİT Başkanı ve Dışişleri Bakanı'nın mevcut sistemi devam ettirme sinyalleri vermesi gayet normal. Her iki iktidar yüzünün de “Oyun kurucu!” klişesi ile Saray'a bağlılıkta birbirleri yarışmasını benim gibi siz de yadırgamayın. Şam'da vekaleten Cuma Namazı'nı eda eden MİT Başkanı'nın omuz farkı ile önde olduğunu da buraya kaydedelim.

     

    Saray sonrası için kendisine yer hazırlayan iktidar yüzleri bölgedeki iki gerçeği ıskalıyorlar. Ortadoğu'daki liderler kendilerinden sonrakilere altından kalkılması imkansız ağır yük ve veballler bırakıp gidiyorlar. “Eski kral öldü, yaşasın yeni kral!” geleneği, her yıkılıştan sonra uzun süreli bir tamir ve toparlanma sürecine ihtiyaç duyuyor. Başka bir tabir ile Ortadoğulu liderler, yumurtayı kabuğu ile birlikte yedikleri için kendilerinden sonrakilere hiç bir şey bırakmıyorlar.

     

    Türkiye'nin Ortadoğu proje ve barış görüşmelerinde ısrarla oyun dışında tutuluyor olması, yazarınızın kafasını kurcalamaya devam ediyor. Saray'ın can attığı ama bir türlü gerçekleşme imkanı bulmayan “Ortadoğu Lideri” beklentileri bölgenin sert realitelerine çarpıp eriyor. Türkiye'nin bölgede oyun kurucu olduğunu iddia eden MİT Başkanı ve Dışişleri Bakanı'nın bu gerçeği göremediklerini düşünmüyoruz ama, onlara şimdilik yumurta lazım.

     

    Son iki yazıda tavuk ve yumurta ironisine takılan yazarınız, mahallenin nüktedan takımının diline düşmüş durumda. Kendi aralarında “Bizim komşu, emekli maaşını tavuk sektörüne yatırmaya kararlı!” deyip gülüştükleri kulağıma kadar geldi. Ev yapımı 'Halife' üretip Ortadoğu'da müşteri aramaktansa, arka bahçenin yarısını çevirip yumurta üreterek ülke ekonomisine katkıda bulunmak çok daha realist olmaz mı?

     

    Amerikalı dostum “Trump dört aydır yumurta fiyatlarını düşürmeyi beceremedi!” diye dalgasını geçiyor, iyi mi? Yumurtanın Ortadoğu'daki despot idarelere can suyu ve gelişmiş ülkelerde ise ekonominin turnusol kağıdı olduğunu nasıl olmuşta fark etmemişiz hayret!
    02 Haz 2025 09:55