Nereye gidiyorsunuz?

  • Numan Yılmaz Yiğit
  • Numan Yılmaz Yiğit
    10 Haz 2022 07:30

    Bir önceki yazıda AKP ve teşkilat önderlerinin bilhassa RTE’nin şahsına ve makamına yakışmayan eylem ve söylemleriyle topluma, kendini takip eden AKP gençliğine hiç de iyi örnek olmadığını, bunun toplumda ahlaki çözülmeye ivme kazandıran en önemli sebeplerden biri olduğuna temas etmiştik. Toplumun iyi veya kötü yöndeki değişiminde o toplumun yönetici ve önderlerinin önemli bir rolü vardır. “Merkezdeki küçük bir inhiraf, muhit hattında kocaman bir açı meydana getirir.” sözünde de ifade edildiği gibi toplumun merkezini tutan yönetici ve alimlerin küçük gibi görünen hataları toplumun ileri katmanlarında tusunami etkisi meydana getirir ve cemiyeti yutacak sosyal, ahlaki felaketlere yol açar.


    AKP önderlerinin ‘’Dava, hilafet, vatan, bayrak’’ diyerek bir parti meselesini ‘’mukaddes bir dava’ ’havasına bürümeye çalışmaları, AKP’nin iktidarda kalması için gençleri suç ve günah ortamlarına teşvik etmekten çekinmemeleri, ahlaki kokuşmanın başka bir boyutu olarak karşımıza çıkmaktadır.


    AK Trol ordusu ve içine atıldığı levsiyat


    AKP teşkilatı, 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe fitnesi döneminde, çoğunluğu AKP Gençlik Kolları’na bağlı, hazır kıta binlerce gençten oluşan adına da “AK Troller” denilen, sosyal medyada faaliyet gösterecek bir ekip oluşturdu. Belli merkezlerce yönlendirilen bu ekibin görevi, önkoşulsuz AKP ve politikalarını sosyal medya da desteklemek, tenkit edenlere de saldırmak, susturmak ve sosyal medyada linç etmekti. ’’Dava, hizmet’’ denilerek kirli bir alana itilen bu gençliğe rehberlik yapan ve onlara örnek(!)olanlar da maalesef onların önde gelen büyükleri idi. Bu öndeki kadrolar Ak Trollere Makyavelist düşüncenin ürünü olan “Hedefe giden yolda her şey meşrudur” sözünü telkin ederek birçok yanlışa imza attırdılar. 


    Kullandıkları bir başka argümanda, “Harp Hud’adır” hadisi idi. Bu hadisi de maalesef “harp hiledir” şeklinde yanlış tercüme edip yanlış yorumladılar ve güya kendilerine meşruiyet alanı oluşturdular. Sonra da “düşman” belletilen Fethullah Gülen Hocaefendi’ye, hizmete, hizmet insanına ve AKP muhaliflerine, sosyal medyadan tabiri caizse ateş püskürdüler. Bu trollerin sosyal medya da attıkları tweet ve mesajlara vs. bakıldığı zaman, bunları hiç tanımayan birisi, bu kişilerin Müslüman veya normal insandan daha çok -bağışlayın- sokak serserileri olduğunu düşünür. Yetişme çağındaki gençleri böyle bir alana itmek onların eğitimi ve terbiyesi adına tarifi mümkün olmayan bir cinayettir. Çünkü ‘’atış serbest’’ kabilinden onlara gösterilen hedefe attıkları tweet ve mesajlara bakıldığı zaman akıl, fikir, düşünce, analiz, sentez, medenice izah, cevap vermekten daha çok, maalesef, küfür, hakaret, alay, gıybet, suizan, tecessüs, ihbar, tehdit, kin, nefret, gurur, kibir, düşmanlık, saldırı, ötekileştirme, fitne saçma, suçlama içerikli oldukları görülmektedir. Bir kişi veya zümrenin haklı dahi olsa dinen, ahlaken, hukuken “suç veya günah’’ olan bu tür işlerle hemhal olması onlarda bu kötü fiillerin bir tortu, bir eser bırakmaması mümkün değildir. 


    Hadiste ifade edilen, “Her bir günahın kalbte siyah bir nokta bıraktığı’’ ( İbn-i Mace, Zühd, 29) hakikati bu konuya işaret etmektedir. Bu kötü fiillerin Allah nezdindeki hesabı, günah olması bir yana sürekli bu günahlarla oturup kalkmanın, arkadaşlık etmenin, ahlaki davranış biçimi olarak onları olumsuz yönde etkileyeceği muhakkaktır. Nitekim AKP ve teşkilatına, o teşkilatın yönlendirmesiyle suç ve günah ortamlarına sürüklenen gençliğe, onların sosyal davranış biçimlerine bakıldığı zaman temel bazı davranışlarda kaymalar yaşandığına şahit olunmaktadır.


    Dini, ahlaki davranış kaymaları


    Bunlardan birkaç misal verilecek olursak;
    a-Menfi tarafgirlik: Ak Trol gençliğinin toplumun kutuplaşmasına sebebiyet veren menfi taraftarlık duygusuna yönlendirildikleri görülmektedir. Bunun neticesinde sırf siyasi görüşlerine katılmadığı veya farklı düşündüğü için pek çok ehli imana sosyal medya ve siyaset platformlarından, neredeyse tekfire varacak hakaretler yapmaktadırlar. Diğer taraftan da siyasi görüşlerine destek veren nice dine muhalif belki de düşman nice insana da melek muamelesinde bulunmaları dini ve ahlaki bir davranış kayması olduğu gibi toplumu da kutuplaşmalara, iftiraka iten olumsuz, yanlış telkinlerdir. Gerçi bu davranış biçimi siyasetin tabiatında vardır ancak, pek çok açıdan olduğu gibi dini açıdan da yanlıştır.


    Bu, menfi, cahiliye asabiyetine benzeyen bir davranış şeklidir. Cahiliye döneminde Arap kabileler arasında bir husumet olduğu zaman herkes zalimde olsa mazlumda olsa haklı da olsa haksızda olsa hiç düşünmeden kendi kabilesine arka çıkardı. Bir Arap şairin “Kardeşin zalimde olsa mazlumda olsa yardım et’’ sözü cahiliye dönemi Arapları arasında neredeyse bir atasözü, kanun gibiydi ve bu ‘’Cahiliye asabiyeti’’ni ifade ediyordu. Nitekim yıllar sonra Allah Resulü (sav) bu yanlışı düzeltiyordu. Bir gün Araplar için kanun hükmünde olan bu atasözünü tekrar etti ve “Kardeşin zalim de mazlum da olsa ona yardım et. Buyurdular. Bir adam: - Ya Resûlallah! Kardeşim mazlumsa ona yardım edeyim. Ama zâlimse nasıl yardım edeyim, söyler misiniz? dedi. Peygamberimiz (as)– “Onu zulümden alıkoyar, zulmüne engel olursun. Şüphesiz ki bu ona yardım etmektir” ( Buhârî, Mezâlim 4; İkrâh 6. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 68) buyurarak ‘’zalime yardımcı olmaya’’ farklı bir buud kazandırdılar.


    Ondan dolayıdır ki haklı mı değil mi buna bakmaksızın kendi kabile, soy sop, ırki, dini, mezhep tarikat taraf ve siyasi görüşünü savunmak, onların tarafını tutmak ve karşı tarafa çeşitli şekillerle saldırmak İslami, dini bir davranış biçimi olarak kabul edilemez. Kur’an’da Allah’ın kafirleri kınadığı/tenkit ettiği hususlardan biri olan (Fetih Suresi,48/26) da geçen, “Hamiyyete’l cahiliyye -cahiliye taassubu, tutuculuğu “tabiri de buna işaret eder. Medine döneminde yaşanan bir olay ‘’cahiliye davası’’ da denilen bu konuya işaret etmektedir. Cabir (ra) anlattığına göre iki genç, biri Ensar diğeri muhacir kavga ederler. İkisi de cahiliye döneminde olduğu gibi “Yetişin ey Muhacirler!”, “Yetişin ey Ensar!” diyerek kendi taraflarını yardıma çağırırlar. Durumdan haberdar olan Efendimiz (as) hemen yetişir ve duruma müdahale eder, ‘Nedir bu hal! hala cahiliye davası mı güdüyorsunuz!’ buyurarak olayı yatıştırarak, bu düşüncedeki kişileri ikaz ettiler.


    Dolayısıyla bir kimsenin kendi kavim, taraftar, klik, parti, zümre ve cemaatine, haksız oldukları halde onları destekleyerek, karşı tarafa maddi manevi zararı vermesi demek olan cahiliye asabiyeti- davası- tutuculuğuna sapması dinen doğru değildir, yasaklanmıştır. Bu davranış biçimi, Peygamberimizin (as) o gün, Müslümanlar arasında, yeniden hortlar diye endişe ettiği bir sosyal davranış biçimidir ve maalesef bunun bugün, birilerince, şuursuzca körüklenmesine şahit olmak üzücü olduğu kadar, Kur’ani, ahlaki davranış şeklinden de bir sapmadır. İslami bir hedef güttüğünü iddia eden bir partinin yani AKP’nin ekseriya üniversite gençliği olduğu bilinen AK Trol ordusuyla, masum gençleri iman ve İslam’dan sonra, hem de asırlar sonra, tekrar cahiliye ahlakına ait tutum ve davranışlarla yönlendirmesi anlaşılır bir durum değildir. Çünkü bu onların ahlakına olumsuz bir müdahaledir.
     

    b-Hakkı batıl, batılı hak görmek/göstermek: AKP teşkilatı ve AK Trol gençliğinde müşahede edilen yanlış davranış biçimlerinden biri de büyük bir inatla  yanlışları savunma, doğruları reddetme eğilimleridir. Buna sebebiyet veren telkin ise “Bir defa hak verirsen her zaman vermek zorunda kalırsın, bizde yanlış olmaz, Reis her şeyi düzgün yapar” düşüncesidir. Bu davranış şeklini de Kur’ani, İslami ahlakla bağdaştırmak mümkün değildir. Bu Hak’tan ve istikametten bir sapmadır. Gençlere bunu telkin etmek kötü bir öğretidir. Doğru ve haklı tenkit, adil olmak, adaleti gözetmek, herkesin bilhassa müminlerin sahip çıkmaları gereken değerler iken, bunlardan rahatsızlık duymak, kızmak, öfkelenmek, sosyal medya mecralarında sağa sola saldırmak haksızlığın bir alametidir. 

    Dinimizde hakperestlik ve adalet önemli bir esastır. Kur’an’ın müminlerden beklediği davranış biçimi, en yakınlarımız bile olsa doğruluk ve adaletten sapmamaktır. Onları korumak adına Hakk’ı, doğruyu saptırmamaktır. "Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakın Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Nisâ :4/ 135) Doğru davranış budur. Bunun dışındaki davranış biçimleri ise ahlaki dini, sosyal bir davranış kaymasıdır.

    3-Günahları hafife alma: AK Parti ve teşkilatının, Ak Trollerin sosyal medya mecralarında attıkları tweet, mesaj vs. Kuran ve sünnet ölçüleri ile değerlendirildiği mukayese edildiği zaman Müslümanlıkla taban tabana zıt bir durum ortaya çıkmaktadır. Bilhassa konuşulan hususların içeriğine bakıldığı zaman ortada dinen oldukça sorunlu bir üslup görülmektedir. Bu içerikler, kısaca Kuran ve sünnetin emirleri kıyaslandığında ortaya vahim bir durum çıkmaktadır. Mesela;

    Yalan, bir münafıklık alametidir, Kuran münafıklardan bahsederken “Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azap vardır." (Bakara Suresi,2/10) buyurur. Kalpteki hastalıklar ise şirk, şek-şüphe, iman zaafı gibi hallerin yanında kin, nefret, gurur, kibir, su-i zan, gıybet, haset vb manevi kalbi tahrip eden günahlardır.

    İftira; "Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir." (Ahzâb ; 58)

    Gıybet; “Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir." (Hucurât Sûresi 12)

    Su-i zan; "Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.’’ ( Hucurât Sûresi 12)

    Tecessüs; “Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın." (Hucurât Sûresi 12)

    Şu Hadis-i Şerif müminler arası davranış biçimlerinin nasıl olması/olmaması gerektiğine dair önemli nasihatler vermektedir. "Sakın zanna yer vermeyin. Zira zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüs etmeyin, haber koklamayın, rekabet etmeyin, hasetleşmeyin, birbirinize buğzetmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, ey Allah'ın kulları, Allah'ın emrettiği şekilde kardeş olun…" "Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona (ihanet etmez), zulmetmez, onu mahrum bırakmaz, onu tahkir etmez (hor görmez) …"


    "Kişiye şer olarak, Müslüman kardeşini tahkir etmesi yeter…"(Buhari, Nikah 45; Müslim, Birr 28-34) Bu hadiste müminlerin uzak durmaları gereken “su-i zan, tecessüs, rekabet, haset, kin ve nefret, müminlere sırt dönmeme, ihanet, zulüm, insani haklardan mahrum bırakma, küçük ve hakir görme’’ gibi ‘’Kötü ahlakı oluşturan davranış biçimleri ifade edilerek bütün bunların kardeşlik hukukuna ters olduğu vurgulanmıştır.


    AK Trollerde en çok müşahede edilen kötü hallerden birkaçı da “Alay etmek, karalamak, lakap -F… gibi-takmak’tır. Bu tutum ve davranışlar’’ Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir’’(Hucurât : 49/11 )ayetiyle beraber değerlendirildiğinde ortak bir nokta bulmak mümkün değildir.Belki konunun daha müşahhas hale gelmesi için tweetlerden, sosyal medyadan bazı örnekler vermek daha uygun olurdu. Fakat takdir edilir ki bunu yapmak bu köşe için uygun olmayacaktır. Muhataplar kim olursa olsun onlarla mücadele ederken dinin yasakladığı yoldan yürümek her zaman kişiyi ve toplulukları yoldan çıkaran bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.


    4-Edeb, terbiye yoksunu ifade tarzları: AKP teşkilatı ve AK Trollerin sosyal medyada kullandıkları dil de maalesef çok problemlidir. Bilhassa sahte isim ve hesaplar kullanan AK Troller, ağza alınmayacak galiz küfür, hakaret içeren paylaşımlarda bulunmaktadırlar. Küpün içinde ne varsa dışa onu sızdırır sözü umarız bu konuda doğru çıkmaz. Fakat bu atasözünün bir hakikati olduğu da bir gerçektir. Dili bu kadar bozuk olan kişilerin, iç dünyalarını tahmin etmek hiç de zor olmasa gerektir. Bu kabil kişilerin islamdan, İslam ahlakından, terbiyeden bahsetmeye hakları yoktur. Vazifesi gereği bu milletin evladına iyi bir eğitim güzel bir terbiye vermek zorunda olan kişilerin ağzı bozuk bir neslin yetişmesine neden olmalarına şahit olmak gerçekten düşündürücüdür.


    “Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların emin olduğu kişidir. (Asıl) muhacir de Allah’ın yasakladıklarını terk edendir.” (Buhârî, İman 4, 5, Rikak 26) "Müslümana sövmek fâsıklık, onunla savaşmak küfürdür." (Buhârî, Îmân 36) Yukarıdaki hadislerden da anlaşılacağı üzere bir Müslüman’a sövmek, küfretmek, onun hakkında ileri geri konuşmak, onun namusuna, ırzına, şerefine vs. dil uzatmak, sözleriyle onu rahatsız etmek gibi hususların hepsi günahtır. Bu durum, yerine göre mekruh veya haram olur. Aslında Müslümanların kardeş olduğunu düşünecek olursak, bir insanın kardeşine karşı bu tür ifadeler kullanmasının kabul edilecek bir tarafı yoktur.


    Evet yakın dönemde ve bugün sosyal medya mecralarında sırf kendi dünyevi menfaatleri için dine, ahlaka ve de insanlığa yakışmayacak suç ve günah seylapları oluşturan, sonra da, kendi gençliğini, nesli yanlış yönlendirmelerle bu günah seylaplarına atan, ifsat eden, onları yanlış mecralara sürükleyen AKP ve önde gelenleri nesillerde dine, dini duygu düşünceye, ahlaka zıt bir  bir anlayışın yerleşmesine sebebiyet vermektedirler. Neslin -maddi manevi- korunması, İslam dininin bütün emir ve yasaklarının beş temel hedeflerinden biri olduğu düşünülecek olursa, sormak gerekiyor;"Nereye gidiyorsunuz?"

    10 Haz 2022 07:30