Almanya'da Türkçeye yarım asırlık ayrımcılık devam ediyor

Dil bilimci Prof. Dr. Christoph Schroeder ve Dr. Almut Küppers'e göre Türkçe Almanya'da canlılığı bilimsel olarak da kanıtlanmış olmasına rağmen sadece hukuki statüden yoksun değil. Aynı zamanda etnikleştirilme sorunuyla karşı karşıya. Türkçe zorunlu ders olmadığı için oldukça sınırlı sayıda öğrenciye ulaşıyor. Bu öğrencilerin ezici çoğunluğu Türk. Bu durum Türkçenin Almanya'da Türklerin öğrendiği ders olarak algılanmasına yol açıyor ve ayrımcılık da burada başlıyor.

Türkçe, Almanya'da birçok ailede yaygın olarak konuşulan bir dil. Sokaklardaki afişler, ilanlar, dükkânların vitrinlerinde bu dil sık sık boy gösteriyor, bu dilde yayın yapan gazeteler, dergiler, radyo televizyon kanalları var. Durum böyleyken; hukukta Danca, Sorbca, Frizce gibi azınlık dilleri kadar karşılığı yok. Berlin Türk Cemaati Başkanı Bekir Yılmaz da 3 milyonluk bir Türk nüfusuna rağmen Türkçenin seçmeli ders bile olamamasına içerliyor: "Hâlbuki Latince, İspanyolca bile seçmeli ders olarak veriliyor."

KÖTÜ ALMANCANIN MÜSEBBİBİ OLARAK TÜRKÇE GÖRÜLÜYOR

Schroeder ve Küppers, Türkçenin taşıdığı potansiyelin görmezden gelinmesine üzülüyor ve bu dilin müfredata alınmasını, modern yabancı diller kapsamında geniş kesimlerin faydalanacağı şekilde öğretilmesini, çoğunluk toplumun tek dilli çocuklarına da açılmasını istiyor. Bilim adamları bunun entegrasyona da büyük fayda sağlayacağını düşünüyor.

Ayrımcılığın başka olumsuz sonuçları da var. Türkçenin anadili dersi ve yabancı dil dersi olarak yeterli miktarda verilmemesi ve verilen derslerdeki eksiklikler homojen sınıfların oluşmasını engelliyor. Çocuklar aynı dil seviyesi ile sınıfa girmedikleri için ders mükemmel de olsa sorun bitmiş olmuyor. Ayrımcılığın yol açtığı en büyük sorunlardan biri ise meşruiyet sorunu. Almanya'da Türk çocukları Almanca bilmedikleri için PISA ortalamasının düştüğü kanaati hâkim. Bu da Türkçenin meşruiyetine halel getiriyor.

TÜRKÇE DERS PLANININ BİR PARÇASI HALİNE GELMELİ

Schroeder ve Küppers bunun önüne geçmek için şu tavsiyelerde bulunuyor: "Türkçe yabancı dil olarak yaygınlaştırılmalı ve etnikleştirmenin önüne geçilmeli, Türkçe ders planının bir parçası haline gelmeli ve öğleden önce verilmeli ki, ders öğrenci ve veliler için yük olmaktan çıksın, dersin ve bu dilin değer ve imajının yükselmesi için not verilmeli, bazı ilkokullarda Türkçe için öğrenciye sertifika veriliyor, Türkçenin imajının artması için bu bütün ilkokullarda ve ortaokullarda kural haline getirilmeli."

Yazarlara göre KMK'nın 2013 yılındaki tavsiyesi de buna uygun. KMK tavsiyesinde, kültürlerarası eğitimin altını çiziyor, okullarda çeşitliliği bir norm olarak görmek istiyor, çocukların çokdilli olmasını takdir ve teşvik edilmesini istiyor. Ne var ki, Türkçe için bu normdan bahsetmek mümkün değil. Türkçenin karşısındaki engeller ve kurumsal ayrımcılıkla ise araştırma kapsamına girmediği gibi mağdur öğrenciler de günah keçisi haline getiriliyor.

AYRIMCILIĞA ÖRNEK OLARAK ABİTUR DERSİ

Esin İleri lise bitirme dersi (Abitur) dersi olarak Türkçeyi ele alarak bir ayrımcılık örneğini gözler önüne sergiliyor. 'DieGaste' adlı yayında bilgilerini paylaşan İleri, 1995'te yayınlanan müfredat programı ile Türkçenin lise bitirme sınavlarında 'Grundkurs' olarak resmen kabul edildiğini hatırlatıyor ve ekliyor: "Bu, kuşkusuz olumlu bir gelişimdir, tabiî eğer bu uygulama liseye giden Türk kökenli öğrencilere 1. sınıftan lise son sınıfa kadar Türkçeyi anadili/aile dili dersi olarak almayı sağlarsa. Yok, eğer bu uygulama ile Türkçenin ilköğretim ve orta öğretim düzeylerinden (örneğin "Hauptschule" ve "Realschule"den) 1. yabancı dil yerine Türkçe dersini çıkartıp yalnız liseye yöneltilmesi amaçlanıyorsa ki, durum bunu gösteriyor, o zaman bu uygulama Türk kökenli öğrencilerin okuldaki başarısını arttırmak için değil, Alman kökenli öğrencilerin (Çince ve Japonca gibi) Türkçeyi de öğrenmesini sağlamak için yapılmıştır. Çünkü Türk kökenli öğrencilerin yalnız yüzde 9'u "Gesamtschule" veya "Gymnasium"u (lise) bitirebilmektedir; yüzde 60'ı "Hauptschule"den (ilköğretim) ya diplomalı, ya da diplomasız ayrılmakta ve yüzde 30'u "Realschule"den (orta öğretim) diploma alabilmektedir. "Hauptschule" ve "Realschule"de 2. yabancı dil zorunlu ders değildir."

İleri'ye göre bu uygulamanın Türk öğrencilere yönelik olmadığının başka bir göstergesi de Türkçe dersinin müfredat programına "Leistungskurs" olarak değil de, "Grundkurs" olarak alınmış olması. Çünkü "Leistungskurs" daha kapsamlı ve nitelikli olduğu için, "Grundkurs"tan alınan puan sayısı lise bitirme karnesine olduğu gibi geçtiği halde, "Leistungskurs"tan alınan puan sayısı iki ile çarpılarak geçiyor. "Bu da diploma ortalamasını daha olumlu bir biçimde etkiler." diyor İleri.

LEHÇEYE TANINAN HAK TÜRKÇEDEN ESİRGENDİ

Ayrımcılık ise bu hakkın Lehçe dersi söz konusu olduğunda Türkçeden iki yıl önce ve 'Leistungskurs' olarak verilmesinde ortaya çıkıyor. İleri'nin anlattığına göre, Polonyalılar Türklerden yaklaşık 30 yıl sonra Almanya'ya gelmelerine rağmen Lehçe dört yıl içinde yabancı dil olarak kabul edilmiş, hem de Polonyalı çocuklar için birinci yabancı dil dersi olarak. Türk çocukları ise Türkçeyi 30 yıl sonra Grundkurs seviyesinde, 2. hatta 3. yabancı dil dersi olarak almaya başlamış. Bu imkânı da Kuzey Ren-Vestfalya, Berlin, Hamburg, Bremen ve Aşağı Saksonya sunuyor.

Okulda Türkçe konuşulmasının yasaklanması gibi uygulamalar, Almanya'da Türkçe öğretmeni yetiştiren sadece bir üniversitenin olması, Hamburg'daki Türkçe öğretmenliği yetiştiren bölümün kapatılması da ayrımcılığa verilecek örneklerin başında geliyor.

İNGİLİZCE GELDİ TÜRKÇE ORTADAN KALKTI

Bir ayrımcılık örneği de ilkokulların tamamında İngilizce mecburi olunca yaşanmış. Bu dersin ilkokullara girmesiyle birlikte 80 ve 90'lı yıllarda Hessen, Bavyera ve KRV'de yabancı dil olarak verilen ve oldukça beğeni toplayan Türkçe dersleri ortadan kalkmış. Türk çocuklarının anadilinin Türkçe olduğu ve kendi dillerini tam öğrenmeden yabancı dil olarak Almancanın yanı sıra bir de İngilizce öğrenmek zorunda kalmalarının pedagojik açıdan taşıdığı tehlike ise hesaba katılmamış.

Ancak eyalete komşu olan ülkelerin dili ders olarak verilmeye devam etmiş. Örneğin KRV'de Hollandaca, Baden-Württemberg'de Fransızca, Saksonya'da Çekçe, Brandenburg'da Lehçe İngilizce mecburi oldu diye ortadan kalkmamış. CİHAN
29 Aralık 2015 15:26
DİĞER HABERLER