CHP'de muhalefet sesini yükseltiyor

CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, 16 Nisan'daki referandumdan sonra eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın başlattığı olağanüstü kurultay tartışmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

2014'teki 18. Olağanüstü Kurultay'da Kılıçdaroğlu'nun karşısına aday olarak çıkan CHP'li İnce, "CHP kendini bu yeni düzene göre yeniden düzenlemelidir. Yapılması gereken bellidir. Derhal seçimli olağanüstü kurultay yapılmalıdır" diyerek çağrısını yineledi. CHP'li İnce, "CHP Genel Başkanı istediği zaman istediği kişiyi genel başkan yardımcısı yapıyorsa, Cumhurbaşkanı'na 'İstediğin valiyi istediğin zaman görevden alıyorsun' diyemeyiz" ifadeleriyle eleştirdiği partinin lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na çağrıda bulundu: "Toplayın olağanüstü kurultayı, bu işi bitirin. Olağan kurultay sürecinde ise bu yüzde 49'u, yüzde 51 yapmaya çalışalım." 

Kılıçdaroğlu'nun "Parti içindeki kavgaya izin vermeyeceğim. Edenleri kapının önüne koyacağım" sözlerinden sonra CHP MYK'sından çıkan CHP Mersin Milletvekili Fikri Sağlar için disiplin soruşturması talebine de değinen İnce, "Kurultay isteyenleri disipline gönderirim demek yerine, birlikte kahve içmeye ihtiyacımız vardır. Kavga lüksümüz yok" yorumunda bulundu.

CHP'de Fikri Sağlar ve Deniz Baykal'la birlikte olağaüstü kurultayı seslendiren bir diğer isim olan Muharrem İnce, "CHP milletvekillerinden ibaret değildir. Ruhen burada olan çok sayıda arkadaşımız var. Sayımız az değil" görüşünü dile getirdi. 


İnce TBMM'de basın toplantısı yaptı. İnce'nin açıklamalarından satır başları şöyle:

16 Nisan’a kadar çok iyi bir çalışma yürüttük ama o günden sonra böyle olmadı. AKP kanunsuz bir başvuru yaptı. YSK tamamen kanunsuz bir karar verdi. CHP yönetimi de ne yazık ki üzerine düşeni yapamadı.

"Derhal seçimli olağanüstü kurultay yapılmalıdır"

30’u 35 yapmak yetmiyor. Artık 50+1 gerekiyor. CHP kendini bu yeni düzene göre yeniden düzenlemelidir. Yapılması gereken bellidir. Derhal seçimli olağanüstü kurultay yapılmalıdır.

Yeni sistemde cumhurbaşkanını yüce divana göndermek için 400 milletvekili gerekiyor, "Bu imkansız" deyip meydanlarda Cumhurbaşkanı'nı eleştirirken "CHP'de olağanüstü kurultay için 650'ye yakın imza gereklidir, yüzde 50+1 gereklidir" dersek insanları kandıramayız. Türkiye için demokrasi istiyorsak önce partimizde bunu sağlamalıyız. CHP Genel Başkanı istediği zaman istediği kişiyi genel başkan yardımcısı yapıyorsa, Cumhurbaşkanı'na "İstediğin valiyi istediğin zaman görevden alıyorsun" diyemeyiz. Delegelerden korkmamalıyız. Mevcut delegeler de bizim kardeşimizdir, yeni delegeler de kardeşimizdir.

"Kavga lüksümüz yok"

Kurultay isteyenleri disipline gönderirim demek yerine, birlikte kahve içmeye ihtiyacımız vardır. Kavga lüksümüz yok. Bu delegeler Genel Başkanı bine yakın oyla seçti. Delegelere güveneceğiz. Ortak iyiyi bulmak zorundayız. Kendi üyesinin eleştirilerine katlanamayanlar, büyük uzlaşmayı nasıl kulacaklar. 2019'da yapılacak seçimlerde milliyetçilerle, Kürtlerle, bizim dışımızda oluşumlarla nasıl bir araya gelecekler. Kendi arkadaşlarına katlanamayanlar bunu millete nasıl anlatacaklar. "Ben aday değilim, ama adayı ben belirlerim" demek, "Ben aday olursam seçimi kazanamam" demektir. Bu anlayış, yenilgi ruhunun içselleştirildiğini göstermektedir. Bu durum, yeni bir heyecana ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Marjinal bir kişi, yüzde 10'luk bir dünya görüşünü yüze 50'lere getirmişse, sosyal demokratlar yüzde 65'i hedeflemelidir. 

Değerli arkadaşlarım, bizim çağrımızdır. Partimizi lütfen yormayın. Ülkemizi lütfen yormayın. Olağan kurultay diyerek 8 aya yayarak tartışmayı uzatmayın. Değişim taleplerini kapatmaya çalışmayın. CHP'nin yeni kadrolara, yeni söylemlere ihtiyacı vardır. Bunu zamanında yapmazsanız, zamanı yöneten olmaktan çıkar, zamanın yönettiği kişi olursunuz. Toplayın olağanüstü kurultayı, bu işi bitirin. Olağan kurultay sürecinde ise bu yüzde 49'u, yüzde 51 yapmaya çalışalım.

Bazı çizgilerimizi öyle kalın çizmeliyiz ki, adalet, hukuk, demokrasi, dayanışma... Bu çizgilerimizi en kalın çizgilerle çekmeliyiz. Ben 25'i 30 yaparım demek bir işe yaramıyor. Politik dili bir öne çıkaran, korku değil, umut saçan, ayrıştıran değil, birleştiren, savrulan değil kararlı bir CHP'ye ihtiyacımız var.

"Ben iddialarından vazgeçmiş birine benziyor muyum?"

Olağanüstü kurultayda aday olacak mısınız?

Şunu söyleyeyim. Ortada bir olağan kurultay takvimi yok. Benim elimde yok, sizin elinizde var mı? Hani takvim? Bu olağanüstü kurultay talebini kapatmak için alelacele alınmış bir karardır. Bu ilk kez yapılmıyor. Olağanüstü kurultaya ihtiyacımız var. Adaylık konusu burada konuşulmaz, tabanla konuşulur. Ben iddialarından vazgeçmiş birine benziyor muyum?

Kapının önüne koymak çözüm değil. Kapının dışında bekleyenleri içeri almalı. Sayın Genel Başkan o televizyon programında benim için de bir şeyler dedi. Biz kendisine şunu hatırlatmak isteriz. Biz birlikte milletvekili olduk. Baykal'a "Çekil" diye çağrı yaptık. 31'ler bildirisi, burada Kılıçdaroğlu'nun da benim de imzam var. Sadece ikimiz kaldık. Biz Baykal "Çekilmelisiniz, yanlış yapıyorsunuz" dedik. Baykal bizi yine milletvekili yaptı. Listeye koydu. Bunlar doğru işler değildir. Sonra ben Sayın Genel Başkan'a 14 Şubat günü Yalova'ya riske atma dedi, öyle aday oldum. Korktuğumuz için falan değil. Bunları doğru bulmuyorum.

2014 deneyimi var, geçmişte yaşadık. Asla buna izin vermezdim, asla. Partinin delegeleri var, onlar karar versin. "Partili biri olmasın, genel başkanı olmasın, dışarıdan biri olsun. MİT'i o belirlesin, Genelkurmay Başkanı'nı o belirlesin". Arkadaşlarımızla günlerdir tartışıyoruz, bizim önerimiz kurultay buna karar versin. Yüzde 51 "Hayır" çıktı, parlamenter sistem devam ediyor da ben ve arkadaşlarım boşuna mı bunu teklif ediyoruz. Muhafazakarlar yok mu bunun içinde, Kürtler yok mu bunun içinde. Bu salt CHP'nin başarısı mı? Ortada bir başarı var da biz mi çomak sokuyoruz? 

05 Mayıs 2017 12:26
DİĞER HABERLER