'Ekonomide bir devrin sonu'

Son açıklanan haziran verileri enflasyonun son 14 yılın en yüksek seviyesine çıktığını gösterirken, gıdadan yiyecek ve içeceğe her alanda zam üstüne zam yağıyor.
İşsizlik çift hanelerden inmezken, fabrikalar kapanıyor, yoksulluk gün geçtikçe daha da artıyor. Birgün gazetesi'nden Yağmur Öztürk, ayak sesleri duyulan ekonomik krizin etkileri, yansımalarını ve önümüzdeki dönemlerde yaşanabilecek olası gelişmeleri ekonomi yazarı Uğur Gürses ve Prof. Dr. Osman Altuğ ile konuştu.

Türkiye ekonomisinin 2003-2004 yıllarına geri döndüğünü belirten Gürses, “Görünen o ki bir devrin sonu bu. Bol para döneminin sonuna gelindi. Dolayısıyla muhtemelen kurdan fiyatlara geçişkenlik daha yüksek oranda seyrediyor gibi görünüyor. Türkiye bol para döneminde uzun yıllar enflasyon meselesini idare etmeye çalıştı. Şimdi bol para dönemi bitince daha sert vurmaya başladı. Giderek acı reçeteye doğru ilerliyor. Yani daha yüksek faiz, daha sıkı maliye politikası gerektiren bir fotoğrafa doğru gidiyor. Bu tabii işsizlik, ekonomik daralma ve muhtemelen durgunluk dönemine sokacak bizi” dedi.

Enflasyon yoksulu vurdu

Gıda fiyatlarına özellikle dikkat çekmek gerektiğini ifade eden Gürses şöyle konuştu: “Gıda grubundaki enflasyon yüzde 19. Bunun özellikle dar- düşük gelirli insanların harcama sepetinin ağırlıklı gıda ve barınmaya ait olduğu düşünülürse, bu enflasyonun daha çok yoksulu vuran bir enflasyon olduğu söylenebilir”

Gürses, ithal malların gıda fiyatlarına olan etkisini şu sözlerle aktardı: “Satın aldığımız birçok mal ve hizmetin içinde aslında ithal mallar var. Domatesi taşımak için kamyona ihtiyacımız var, kamyonu çalıştırmak için akaryakıta ihtiyacımız var. Akaryakıt fiyatları arttığı zaman ister istemez gıdaya uzanan zincirdeki fiyatlar da artıyor. Türkiye, - düşük ya da yüksek- ithal mallarla üretim yaptığı için, kurdaki artış otomatik olarak fiyatlara geçiyor.”

‘İşsizlik yükselecek’

Gürses, enflasyon oranının işsizlik oranına etkisinin orta vadede sonuçlarını göreceğimizi ifade ederek, “Ekonomide oluşacak durgunluk işsizliği ister istemez yukarı doğru atacak. Reel sektör firmalarını; yüksek enflasyon, yüksek maliyet ve düşük satış vuracak. O da tabii ister istemez işsizliğin yükselmesine neden olacak” dedi.

Ekonominin gidişatına yönelik de değerlendirmede bulunan Gürses, “Şu anda işsizlik alanında, büyümede ve enflasyonda negatif yönde ilerliyoruz. Tablo beklediğim gibi gidiyor. Göstergeler bozuluyor ve henüz müdahale edilmedi. Ekonomide olumlu tabloya gidip gidemeyeceğimizi söylemek için hükümetin nasıl yanıt vereceğini görmemiz lazım. Mesela şu noktada bile hala faizleri artırmak gerekiyor. Merkez bankası faizleri artırabilecek mi artıramayacak mı? Artıramadığı zaman bu sefer kur yukarı gidecek. Kur yukarı giderse tekrar aynı döngünün içine gireceğiz. Onun için nasıl cevap vereceğini görmemiz lazım. Hükümetin ekonomi alanındaki politikaları iyi değil, bizi getirdiği yer burası. Ama yeni bir hükümet, yeni bir sistem kurulup da yeni bir adım atılacağı görünüyor. Hangi kadroyla hangi ekonomi politikalar izlenecek, göreceğiz. Kabine kurulacak, ekonomi politikası ortaya çıkacak. Görelim nasıl önlem alınacak. Ama açıkçası çok da umut vadetmiyor. Bekleyip göreceğiz” şeklinde konuştu.

‘Kayıt dışı ekonomi’

Prof. Dr. Osman Altuğ ise Türkiye ekonomisinin kayıt dışı olduğunu, dolayısıyla enflasyon oranının gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Altuğ, “Birincisi enflasyon nedir? Üretimle tüketim arasındaki olumsuz farktır. Bir ülke ürettiğinden daha fazla tüketiyorsa orada enflasyon vardır. Enflasyonun hesaplanmasına gelince; Türkiye ekonomisi kayıt dışıdır. Dolayısıyla yapılan enflasyon hesapları gerçeği yansıtmaz. 14 sene evvel de gerçeği yansıtmıyordu. Şimdi de gerçeği yansıtmıyor. Gerçeği, üretimle tüketim arasındaki farktır. Siz ne yapıyorsunuz? Üretimi bilmiyorsunuz çünkü kayıt dışı, tüketimi bilmiyorsunuz kayıt dışı. Tutuyorsunuz malın sadece fiyatlarını alt alta yazıyorsunuz. Geçen ayı topluyorsunuz, bu kadar. Aradaki farka da enflasyon diyorsunuz. Mal ve hizmet bedeli miktar çarpı fiyata eşittir. Burada miktar bilgisi yok. Sadece fiyatları topluyorsunuz. Dolayısıyla hesap tamamen dandik” ifadelerini kullandı.

Bu sepetle enflasyon ölçülmez

Altuğ sözlerini şöyle sürdürdü: “Öyle bir sepet yapıyorlar -ki bu hesaplarla sepet yapsanız ne yazar, yapmasanız ne yazar- diyorlar ki, Türkiye’de salatalık fiyatları şu kadar arttı. Ama ne kadar salatalık ithal edilmiş, ne kadarı tüketilmiş belli değil. Miktar bilgisi yok. Onun için bu enflasyon rakamlarından hareketle gerçeğe varamazsanız. Sağlıklı bir veri tabanına dayanmadığı halde, her ay sırf laf olsun diye o ay enflasyon makamından şarkılar türküler söyleniyor. Herkesin enflasyonu kendine. Parası olan adamın enflasyonu ayrı, asgari ücretle bile iş bulamayan adamın enflasyonu ayrı. İşsiz adamın enflasyonu kafadan yüzde 100. Çünkü geliri yok. Peki, yarın ne olacak? Dandik hesap devam edecek. İnsanlar da dandik hesaplamaya bakacak. Yani bu ay da bir enflasyon makamında şarkılar dinledik.

Ben yorumlamaya ‘Şayet bu rakamlar gerçeği yansıtıyor ise diye’ başlıyorum. Kendimize bir hayal dünyası oluşturmuşuz. Kayıt dışı bir ekonomide enflasyon rakamı falan olmaz. Çünkü gelir-gider, envanter belli değil. E neye dayanarak yapıyorsun bunu? Sadece fiyattan bir yere varamazsın. Miktar çarpı fiyat olmalı. Denklem budur. Malın bedeli buna eşittir. Sadece fiyatla hesaplamak matematik bilmemezlik değil üşütüklüktür.”

Birgün
05 Temmuz 2018 13:04
DİĞER HABERLER