En fazla kuşatılan şehirlerden biri

En fazla kuşatılan şehirlerden biri
Geçtiğimiz günlerde ülkemizin önemli internet yayın kuruluşlarının yöneticileri ile 3 günlük keyifli ve duygusal bir Bosna Hersek ziyareti gerçekleştirdik.
Saraybosna ve Mostar’ı kapsayan gezimizin önemli ayrıntılarını, bir başka deyişle tamamen bizden olup fakat bizim hakkında çok fazla bilgiye vakıf olmadığımız kardeş vatan Bosna Hersek’i kısa notlarla anlatmaya çalışacağım. Bu notların sonunda eminim bir çok okur "Bosna’yı mutlaka görmeliyim" diyecektir. Hele ki Ramazan ayında… Bosna Hersek’e giden her insanın söylediği gibi söyledim ben de. "Sanki Adana’dayım, sanki Konya’dayım, sanki Diyarbakır’dayım." Her nedense Saraybosna’ya indiğinizde başka bir ülkeye inmiş olmanın farklı duygularını yaşamıyorsunuz. Uçaktan inip sizi bekleyen araca bindiğinizde ve yavaş yavaş şehre doğru hareket ettiğinizde gördüğünüz manzaralar sonrası sizi bekleyen canlı bir tarihin olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bu hissiyatın oluşmasında ecdadımızın 500 yıl bu topraklarda hüküm sürmesi ve burayı tamamen İslamlaştırması vardı sanırım. Bu topraklara yabancı değildi ruhum. NOTLAR (1) - Saraybosna’nın nüfusu yaklaşık 4 milyon fakat en son nüfus sayımı 1990 yılında yapılmış. Bu rakamın içine malum savaş sırasında ölen şehitlerin de sayıları dahil ve nüfusun yüzden 90’ı Müslüman. - 2 Nisan 1992 ilk çatışma tarihi. - Kaldığımız otel olan Holiday Inn çatışmalarda mermi, top ve füzelerden nasibini almış ve yanmış bir otel. Yine ayrıca savaş sırasında ilk mermi de bu otelin çatısından atılıyor ve ilk şehit bu mermi ile hakkın rahmetine kavuşuyor. - Sırplar tarafından ilk şehit edilen kişi 1958 doğumlu SUADA DİLBEROVİC (1992 yılında 34 yaşında şehit oluyor) - Savaş zamanında Çinliler Sırplar ile anlaşma yapıyorlar ve buraya yatırım yapıyorlar, Sırplara önemli yardımlarda bulunuyorlar. Karşılığında ise Çinli 50 bin insanın Yugoslavya'da yaşamasına ve çalışmasına izin veriyor Sırplar. - Saraybosna'da evlerin yerleşim şekli tıpkı Türkiye'de bulunan gecekondular gibi. Fakat gecekondu gibi görünüyor olsa bile mimari ve çevre düzenlemesi Avrupai bir izlenim veriyor. Bu görünüm ülkenin dağlık bir ülke olması sebebiyle aslında. - Ülke’nin %85’i dağlık ve yüzde 8 ekilebilir alan var. - Sırplar 3.5 sene boyunca mermi, top ve füzelerle dövmüşler bu güzelim cennet mekan şehri. - 1065 gün ile dünyada en fazla kuşatılan şehirlerinin başında geliyor Saraybosna ama şehir yine de düşürülemiyor. - Burada bulunan tepelerden birinden Sırp Kasabı Dr. Radovan Karadziç ilk emrini veriyor ve sabah başlayan çatışmanın başında "akşam saat 5’te aşağıda kahvemi içeceğim" diyor. - Şehirde en yeni gözüken binalar dahi kurşun delikleri ile dolu. - Bazı binalarda mermi delikleri yok. Bunun nedeni savaş sırasında Sırplara "şehri ele geçirdiğimizde dükkanlar ve evler sizin olacak" sözlerinin verilmiş olması. Hatta mermilerden nasibini almayan bazı evler yine savaş öncesi Sırpların oturduğu evler. - Bosna Hersek içinde ayrı bir Sırp Cumhuriyeti var ve burası özerk bir bölge. Devlet olmak için Kosova’yı bahane ederek girişimler başlatmışlar fakat şu an uluslararası konjonktür buna müsaade etmiyor. - Her şeyin sebebi Ratko Mladiç zamanında uygulamaya konulmak istenen Büyük Sırbistan Projesi - Sırplar o zamanki Yugoslavya bünyesinde bulunan ülkelerdeki ırkdaşlarını organize ediyorlar ve bu süreçten sonra katliamlar başlıyor. - Önemli bir ayrıntı: Sırp halkının tamamı bu katliamlara katılmıyor. Hatta ve hatta Boşnak Müslümanlar ile birlikte kalıp şehri terk etmeyen ve Müslümanların yanında savaşan Sırp-Hırvat insanların sayısı hiç de az değil. - Halkın yaklaşık %50’si devlet memuru. - Savaş öncesi Yugoslavya’nın ağır sanayisi burada kurulu. - Hafta sonları yerli halk pek şehirde kalmıyor. Genellikle şehrin dışındaki evlerinde geçiriyorlar tatillerini. Her şeye rağmen yaşamayı ve yaşamdan keyif almayı biliyor Boşnaklar. - Türkiye’yi bir anne gibi görüyorlar ve çok yakından takip ediyorlar. One Minute, Seçimler, hatta ve hatta 13 şehit olayına kadar her şeyi çok yakından takip ediyorlar. - "Bosna Hersek’in başına üzücü savaş olayının gelmesinde ve büyük trajedilerin yaşanmasında acaba Bosnalı Müslümanların yaşantılarındaki bozukluk sebep olmuş mudur?" sorusuna şöyle cevap veriyor Bosnalı bir öğretim görevlisi; "Evet haklısınız, eğer bu üzücü ve trajik olay yaşanmasaydı 5-10 seneye kadar burada ben Müslüman’ım diyen kimseye rastlayamazdınız. Yaşanan savaş sonrası biz düşünmeye ve özümüze dönmeye başladık. Kendi benliğimizi bulduk. Bu olay zahiren trajedi gibi gözükse de bizim için hayır oldu aslında" Sarper Erkılınç
08 Ağustos 2011 16:32
DİĞER HABERLER