İstifa eden ve istifa ettiren AKP'liler yargı önüne mi çıkıyor?

İstifa ettirilen AKP’li belediye başkanlar ve istifa ettirmekle suçlanan AKP'li yetkililer hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ve istifa ettirilen AKP’li belediye başkanları hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. 60 sivil toplum örgütünün bir araya geldiği Ankara Demokratik Kitle Örgütleri Platformu üyelerinin bulunduğu suç duyurusunun ardından, grup adına hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu da açıklama yaptı.

“Anayasayı ihlal” ve “Siyasi hakları kullanmayı engelleme” gerekçesiyle bulunulan suç duyurusunda, “Büyükşehir Belediye Yasası ve Belediye Yasası uyarınca, belediye başkanlarının, gerek seçilme yeterliliklerini kaybetmeleri gerekse bu yasalarda belirtilen diğer nedenlerle ancak Danıştay kararı ile görevlerine son verilmesi olanaklıdır.” ifadeleri kullanıldı.

Odatv'nin haberine göre suç duyurusunun sonuç ve istem bölümünde ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Yıldırım ve istifa ettirilen AKP’li belediye başkanları hakkında soruşturma açılması talep edildi.



Ankara Demokratik Kitle Örgütleri Platformu üyelerinin suç duyurusu şöyle:

"ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA

ŞÜPHELİLER

 1.   Recep Tayyip Erdoğan; AKP Genel Başkanı

2.   Binali Yıldırım; AKP Genel Başkan Vekili

3.   Kadir Topbaş; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Önceki Başkanı

4.   Mehmet Keleş; Düzce Belediyesi Önceki Başkanı

5.   Faruk Akdoğan; Niğde Belediyesi önceki Başkanı

6.   Recep Altepe; Bursa Büyükşehir Belediyesi Önceki Başkanı

7.   İ. Melih Gökçek; Ankara Büyükşehir Belediyesi Önceki Başkanı

8.   Ahmet Edip Uğur; Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Önceki Başkanı

SUÇ: Anayasayı ihlal (TCY md 309/1-2),  Siyasi hakları kullanmayı engelleme (TCY md 114/1-b)

SUÇ TARİHİ: Eylül-Ekim 2017

AÇIKLAMALAR

Anayasanın 127 nci maddesi uyarınca; belediye başkanları beş yıl için seçilmekte, belediyeler yerinden yönetim ilkesi esas alınarak yetki ve görev kullanmakta, belediyeler üzerinde idari vesayet yetkisi bulunmakta, belediye başkanları ancak işledikleri bir suç nedeniyle soruşturma ve kovuşturma süresince İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilmektedirler.

Seçimle göreve gelen belediye başkanlarının, kendileri tarafından görevi bırakmaları dışında görevlerine son verilmesi söz konusu değildir.

Büyükşehir Belediye Yasası ve Belediye Yasası uyarınca, belediye başkanlarının, gerek seçilme yeterliliklerini kaybetmeleri gerekse bu yasalarda belirtilen diğer nedenlerle ancak Danıştay kararı ile görevlerine son verilmesi olanaklıdır.

Merkezi yönetim veya mensup olduğu bir siyasi parti, asla belediye başkanını görevden ayrılmaya mecbur bırakamaz, bağlayıcı biçimde istifaya zorlayamaz.

Belediye başkanları bu anayasal güvenceye sahip olmalarına rağmen, AKP genel başkanı ve başkanvekilinin açıklamaları sonrası, anayasal güvencelerini yok sayıp, seçimle geldikleri bu görevlerinden ayrılmak durumunda bırakılmışlar ve onlarda demokratik hukuk devleti gereğince anayasada kendilerine sağlanan güvenceleri yok sayarak, dışlayarak, anayasanın dışına çıkarak bu görevlerinden ayrılmışlardır.

İstifa ettirenler, Anayasanın dışına çıkmış, istifa edenlerde daha önce istifaları gündemde değilken, ortaya çıkan bu irade karşısında, istifalarını isteyenlerin eylemlerine iştirak etmişler ve bu suçu birlikte işlemişlerdir.

İstifayı sağlamak amacıyla, genel başkan ve genel başkan vekili, gerekirse bakanlık yetkilerinin kullanılabileceği, istifa etmezlerse sonuçlarına katlanmaları gerektiği yolunda açıklamalar yaparak, iktidar partisinin kamuda sahip olduğu gücün, cebir ve tehdit niteliğinde kullanılabileceğini ortaya koymuşlar, yapılan görevden ayrılmalar konusundaki beyanlardan da, bu yolda eylemlerin sergilendiği anlaşılmıştır.

Belediye başkanlarının görevden ayrılmaya mecbur bırakılması eylemleri ve onlarında bu eylemlere iştiraki, yerel yönetimler yönünden anayasadaki demokrasi ve hukuk devleti esasının dışına çıkılması karşısında, anayasayı ihlal suçunu ve ayrıca siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturmaktadır.

Recep Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım, bu eylemlerini parti genel başkanı ve genel başkanvekili sıfatı ile gerçekleştirmişlerdir. Partilerinin gelecekteki durumu nedeniyle, görevden ayrılmaların yapılacağını ve yapıldığını ifade etmekle Erdoğan ve Yıldırım, kamudaki görevlerinden değil, partideki sıfatlarından hareketle bu eylemlerini gerçekleştirdiklerini ortaya koymuşlardır.

Görevden ayrılmayanlar olursa İçişleri Bakanlığı yetkilerinin kullanılacağı yolundaki açıklamalar, görevden ayrılanların açıklamaları, parti genel başkanı ve genel başkanvekilinin açıklamaları sonrası istifa süreçlerinin başlaması gözetildiğinde ve soruşturma sırasında toplanacak kanıtlarda dikkate alındığında, atılı suçların her durumda sabit olduğu görülecektir.

SONUÇ VE İSTEK

Yukarıda açıklanan neden ve gerekçelerle, atılı suçlardan sanıklar hakkında soruşturma açılması ve iddianame düzenlemesini ister ve dilerim."
02 Kasım 2017 19:01
DİĞER HABERLER