Müezzinoğlu: Doğu ve Güneydoğu'da 29 ambulans kullanılamaz hale geldi

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki sağlık hizmetleri hakkında açıklamalarda bulundu. Sağlık Bakanlığı olarak 24 saat sağlık hizmetini Türkiye'nin her köşesinde her vatandaşa vermeye çalıştıklarını ifade eden Müezzinoğlu, "Özellikle o bölgede teyakkuz halinde çalışıyoruz. Ambulanslarımıza ateş edilmesi, molotof kokteyli atılması, 29 ambulansımızın kullanılamaz hale getirilmesi, ambulans çalışanlarımızın süreli olarak alıkonulması, ambulanslarımızdaki tıbbi malzemelerin alıkonulması ve direksiyon başında acil vakaya giden ambulans şoförümüz Şehmuz kardeşimizin öldürülmesi gibi çok ağır sıkıntı ve bedelleri de ödeyen bir durumdayız. Bütün bunlara rağmen biz ne pahasına olursa olsun sağlık hizmeti sunumunda evrensel sağlık hizmeti sunum değerlerinden uzaklaşmadan sağlık hizmeti sunucusu arkadaşlarımızın can güvenliği olduğu her ortamda 1 dakika aksamadan her türlü hizmeti vermeye duyarlılığını gösteriyoruz." diye konuştu.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Sağlık Bakanlığı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü , Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı bütçe görüşmelerine başlandı.

Bütçe görüşmelerinde Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu sunum yaptı. Sunumun ardından Müezzinoğlu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşananlar ve sağlık hizmetleri ile ilgili bilgi verdi.

Güneydoğu bölgesinde son 5-6 aydır terör eylemleri nedeniyle sağlık hizmeti sunumunda yaşadıkları sıkıntılar olduğunu belirten Müezzinoğlu, "Yine sağlık hizmeti alacak ve ihtiyacı olan vatandaşların sağlık hizmetine ulaşmada soru ve sıkıntıları var." dedi.

Sağlık Bakanlığı olarak olabildiğince 24 saat sağlık hizmeti ister acil ister olağan Türkiye'nin her köşesinde her vatandaşa vermeye çalıştıklarını ifade eden Müezzinoğlu, şöyle konuştu: "Özellikle o bölgede teyakkuz halinde çalışıyoruz. Ambulanslarımıza ateş edilmesi, molotof kokteyli atılması, 29 ambulansımızın kullanılamaz hale getirilmesi, ambulans çalışanlarımızın süreli olarak alıkonulması, ambulanslarımızdaki tıbbı malzemelerin alıkonulması ve direksiyon başında acil vakaya giden ambulans şoförümüz Şehmuz kardeşimizin öldürülmesi gibi çok ağır sıkıntı ve bedelleri de ödeyen bir durumdayız. Bütün bunlara rağmen biz ne pahasına olursa olsun sağlık hizmeti sunumunda evrensel sağlık hizmeti sunum değerlerinden uzaklaşmadan sağlık hizmeti sunucusu arkadaşlarımızın can güvenliği olduğu her ortamda 1 dakika aksamadan her türlü hizmeti vermeye duyarlılığını gösteriyoruz."

Geçtiğimiz Perşembe günü Diyarbakır'da bölgedeki 6 ilin sağlık yöneticileri ile toplantı yaptıklarını anlatan Müezzinoğlu, "Her Salı günü bakanlıkta bizzat yöneticilerimizle ve 112 komuta kontrol merkezlerindeki arkadaşlarla bağlantı yaparak takip ediyoruz. Ama silahın olduğu yerde, ateşin olduğu yerde veya yolların mayınlarla döşendiği veya çukurların kazıldığı, ambulansın gidemediği ortamlarda bizim orada niye ambulans yokun cevabını vermemiz mümkün değil. Cuma günü sabah itibariyle bizzat hiç habersiz yalnız vali beyi, sağlık çalışanları ve hastane başhekimi de dahil hiç kimsenini haberi olmadan hastaneye sabah 07.30'da gittim. 84. Kavşakta 24 saat yaralı varsa destek olmak için duran ambulans ekibinin yanına gittim. Bugün acil sağlık hizmeti sunumunda Türkiye'nin tek bir noktası yok ki bakanlığın acil sağlık hizmeti ulaşamamış olsun. Silah kurşun sesi veya mayın patlaması hariç." şeklinde konuştu.

Dün Uludere'de 1 sağlık aracına konulan patlayıcı nedeniyle bir sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini anlatan Müezzinoğlu, şunları kaydetti: "Bu koşullarda hizmet veren tüm sağlık çalışanlarımıza milletim adına meslektaşlarım adına teşekkür borcum var. Gönüllü 7 hekim ve gönüllü hemşireler var. İzmir, Trabzon'dan Uşak'tan. Biz hiçbir insanın sağlık hizmeti ulaşamadı diye acı çekmesine bile rızamız olmaz bırakın can kaybını. Ama bir yerde ambulansın gidemeyeceği koşullar varsa veya sağlık çalışanının ambulanstan indiği an ateş altında kaldığı fotoğrafları yaşıyorsa ki bunu Cizre'de yaşadık. Eyüp ergen Cizre'nin çocuğu. Bizim sağlık memurumuz. Mesaisi bitince evine gitmek için aracına biniyor. Aracında direksiyon başında vuruluyor ve ambulans ekibi geliyor. Ambulanstan inen ekibe de ateş ediliyor. Ekip araca dönüyor aileye haber veriliyor orada sivil bir halka oluşuyor ikinci ekip Eyüp Ergen kardeşimizi alıyor bir saat 45 dakika zaman kaybediyoruz ve o zaman kaybı nedeniyle Eyüp kardeşimizi kaybediyoruz. Bu koşullarda sağlık hizmeti sunmaya çalışıyoruz. Gönüllü meslektaşlarımız. Fiilen görevli arkadaşlarımız, yöneticilerimizle insani ve mesleki asla etik değerleri zedeleyecek bir tablo hiçbir arkadaşımız yapmadı ve bakanlık olarak bu süreçte çok sıkıntımız oldu hala var. ona rağmen Sur'da Cizre'de sokağa çıkma yasağı var. Şu an bütün aile hekimlerimiz kendi listesinde olan tüm hastalarını, vatandaşları arıyor. Evinde değilse nerede, Diyarbakır'da değilse köyünde mi İstanbul da mı? Arıyor. Hangi hamile anne nereye gitmiş? Aşısı takip edilecek çocuk nerede? Diyaliz hastalarının durumu ne? Bütün bu çalışmaları günlük yapan bir yapımız var. Ama silahın olduğu yerde hizmet sunumunun ne kadar olduğunu takdirlerinize sunuyorum."
CİHAN
10 Şubat 2016 11:57
DİĞER HABERLER