Muhbire teşvik genelgesi

Muhbire teşvik genelgesi
28 Şubat döneminde gizli emirlerle yapılan devlet memurlarının tasfiyesi uygulaması yeniden hortladı.
Başbakan Ahmet Davutoğlu imzasıyla yayımlanan genelge ile amirlere, ihbar ve fişlemeye dayanarak memurlar hakkında keyfî işlem yapma talimatı verildi. Anayasa ve kanuna aykırı genelge sendikaları ayağa kaldırdı.

Resmî Gazete'de dün yayımlanan Başbakanlık genelgesi ile amirlere, “terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla ilişki kuran veya eylem birlikteliği içerisinde olan” suçlaması ile kamu görevlileri hakkında idari işlem yapma talimatı verildi. Böylece kamu çalışanlarının yargı kararı olmadan ihbar ve fişlemelerle, amirlerinin keyfi kararıyla cezalandırılmalarının önü açıldı. Genelge kadrolu devlet memurları gibi taşeron olarak kamuya hizmet veren şirketlerde çalışan işçileri de kapsıyor. “Şu partiden veya bu dini gruptan” diye hakkında ihbar veya fişleme bulunan her kamu çalışanı için yargı kararı olmadan işten atılmaya varabilecek keyfi uygulamalara, bu genelge ile imkân tanındı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu imzası ile yayımlanan genelgeye kamu ve eğitim sendikaları tepki gösterdi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Başkanı Lami Özgen, genelgeyi şöyle değerlendirdi: “28 Şubat'ta irticacı kavramı altında kamu çalışanlarına yürütülen cadı avı neye hizmet ettiyse bu genelge de aynı yere hizmet ediyor. Hükümet, kendi görüşlerine karşı çıkan kamu çalışanlarını sindirmeye, biat ettirmeye çalışıyor. 28 Şubat genelge ve andıçlarıyla geçmişte mağdur olanlar için gerekli düzenleme yapan AKP, şimdi 28 Şubat hukukuna muhtaç oluyor.” Başbakanlık genelgesinin 28 Şubat ve 12 Eylül darbesinin zihniyetini ve çerçevesini taşıdığını belirten Özgen, “Bu genelge bu zihniyetin halen devam ettiğinin somut delili.” tespiti yaptı. Özgen, genelgenin iptali için en kısa zamanda Danıştay'da dava açacaklarını kaydetti.

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ise genelgeyi şu sözlerle eleştirdi: “Hukukun üstünlüğü ilkesini zedelemeden yapmak ve bu işlerle alâkası olmayan diğer memurlarımızı huzursuz etmeden bu faaliyetleri yapmak, titiz bir çalışma gerekmektedir. Terör faaliyetlerine katılanları tespit etmek bir kere hukuk içerisinde olmalı. Türkiye'de maalesef birçok alanda iftiralar, yalanlar havada uçuşuyor. Tespiti nasıl yapacağız? Suçu, günahı olmayan insanları da paralelci ilan etme diye bir moda çıktı. Paralelcilikle hiç alakası olmayan insanları bile paralelcilikle suçlayan insanlar oldu.”

Eğitim-Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca ise Başbakanlık genelgesine ilişkin olarak şu tespitte bulundu: “Bu genelge farklı düşünen herkese karşı bir kıyım makinesi gibi işleyecek. Uygulanan yanlış politikalara gösterilen her türlü demokratik tepkiyi, teröre destek verme kapsamında değerlendirip memurluktan atmaya kadar götürecekler işi. Sorun suç işleyenin işten çıkarılması değil. Uygulanan politikalara tepki gösterenlerin de bu kapsama alınması yanlış. Farklı düşünen herkese karşı bir kıyım makinesi gibi işleyecek bu genelge. 12 Eylül dönemine benzer 1402'likler doğabilir. Bu adım adım örülüyor. Konfederasyon olarak hızlıca hareket edip bu genelgenin iptali için Danıştay'a dava açacağız.”

Aktif Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Osman Bahçe ise genelgeyle ilgili olarak şunları söyledi: “Başbakanlık genelgesi, makul şüphe kavramıyla toplumda yaşanan keşmekeş gibi, ‘legal görünümlü illegal yapılar' kavramıyla yeni keşmekeşlere sebep olacaktır. Kamu kurumlarında güvensizlikten ve amirlerin sübjektif kriterlerle yargılama hatta mahkûm etme heveslerinden dolayı kurumlarda çalışma barışı bozulacak ve kamuda verim düşecektir. Devlet olmanın gereği vatandaşına güvenmek, hukukun üstünlüğünü benimsemek ve masumiyet karinesini dikkate almaktır.”

Hükümete yakın Eğitim Bir Sendikası yetkilileri ise genelge ile ilgili açıklama yapmaktan kaçındı. Sendika yetkilileri, hukuk servislerinin konuyla ilgili bir çalışma yürüttüğünü ve yapılacak değerlendirmenin sitelerinden duyurulacağını belirtti.

KANUN ZIRHINI DELEN GENELGE!

“657 (sayılı devlet memurları kanunu) zırhını kırarız.” diyen Başbakan Ahmet Davutoğlu, ilk adımı genelge yayımlayarak attı. Resmî Gazete'de dün yayımlanan “Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında” Başbakanlık genelgesine göre, “terör örgütleri veya legal görünümlü illegal faaliyet yürüten yapılanlarla ilişki kuran tüm kamu çalışanları, görev başındaki veya görev dışındaki tüm davranışlarıyla izlenecek ve suç teşkil etmesi durumunda ivedilikle işlem yapılacak.” Genelge, hukukun temel ilkesi “kanuna aykırı genelge olamaz”ı yerle bir ediyor.

DERNEK ÜYELİĞİ ARTIK SUÇ!

Genelgede, “Kamu çalışanları, kanunların suç saydığı eylemleri işlemek amacıyla kurulan örgüt veya yapılarla hiçbir şekilde ilişki içine giremez; bu yönde faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamaz ya da bunlara yardım ve yataklık edemezler.” deniliyor. Bu ifadeler devlet memurlarının herhangi bir sivil toplum örgütü, sendika ve derneğe üye olmasını suç haline getiriyor. Örneğin iktidarın destekçisi olmayan bir sendikaya üye olan ya da sosyal etkinliklere katılan memura, bu genelge uyarınca hakkında işlem yapılmasının önü açılıyor.

MEMURUN İŞ GÜVENCESİNE SON

Genelgede amirlerin, maiyetlerinde çalışanların görevlerini Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirip getirmediğini takiple yükümlü olduğu kaydedilirken, şu ifadeler amirleri keyfi uygulamalara teşvik ediyor: “Kamu imkân ve kaynaklarını bu örgüt veya yapıları desteklemeye yönelik kullanan veya kullandıran/Bu örgüt ve yapılarla mücadeleyi engelleyen/Bu örgüt veya propagandasını yapan... kamu çalışanları hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde idari nitelikli işlemler yetkili amirler tarafından ivedilikle yapılacaktır.”

ZAMAN
18 Şubat 2016 08:38
DİĞER HABERLER