Osman Baydemir, Suruç'taki bombalı saldırıyı Davutoğlu'na sordu

HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun cevaplaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına soru önergesi verdi.

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu organizasyonu ile aralarında doktor, öğretmen, sosyolog, işçi, işsiz, üniversiteli, liseli öğrenci bulunan 300'den fazla gönüllünün; dünya siyasi tarihinde karanlığa karşı direniş gösterirken harap edilen Kobani'nin yeniden inşası için Urfa'nın Suruç ilçesine geldiğini hatırlatan Baydemir, şunları ifade etti: "20 Temmuz 2015 günü Suruç Belediyesi'ne bağlı Amara Kültür Merkezi bahçesinde Kobanili çocuklara vermek üzere yanlarında getirdikleri oyuncaklarla amaçlarını anlatan bir basın açıklaması yaptı. Gönüllü grubu amaçlarının Kobani'nin yeniden inşasına katkı sunarak orada bir kütüphane kurmak, bir hatıra ormanı oluşturmak ve yanlarında getirdikleri oyuncakları Kobanili çocuklara vermek olduğunu açıkladı. Basın açıklamasının bitimine doğru şiddetli bir patlama meydana geldi. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle 32 genç parçalanarak yaşamını yitirdi, 100'e yakın kişi de yaralandı. Ne yazık ki, Suruç'tan İstanbul'a, Ankara'ya, Diyarbakır'a, Hatay'a, Mardin'e, Bursa'ya, Dersim'e, Trabzon ve Muş'a cenazeler gitmiştir. Saldırının bir intihar saldırısı olduğu, IŞİD'lı Şeyh Abdurrahman Alagöz'ün bu saldırıyı gerçekleştirdiği, yetkililer tarafından açıklanmış ve son olarak da olay yerinde nüfus cüzdanı bulunmuştur. Tüm dünya tarafından lanetlenmiş, Birleşmiş Milletler nezdinde 'insanlığa karşı suç işleyen' olarak tanımlanan IŞİD terör örgütünün, Türkiye'de nasıl tehlikeli bir şekilde hızla yayıldığını, nasıl Türkiye sınırlarından kolay geçişler yapabildiklerini, Türkiye'nin birçok yerinde nasıl rahatça örgütlendiklerine dair sorular ülke gündeminde geniş yer tutmaktadır. 20 Temmuz Suruç katliamı, sizin tarafınızdan da, en nihayetinde, IŞİD'in bir saldırısı olarak açıklandı, bu ve bunu destekleyen bilgiler tüm kamuoyuyla paylaşıldı. Fakat başta evlatlarını, yakınlarını kaybeden vatandaşlarımız, bu olaydan yaralı olarak kurtulabilen gençlerimiz, Suruç halkı olmak üzere, halkımız halen zihnindeki birçok soruya cevap bulamamıştır."

Baydemir, önergede şu soruları yöneltti: "20 Temmuz'da gerçekleşen saldırı öncesi güvenlik güçlerinin 300 üzerinde gencin Suruç'a geleceği bilgisine sahip oldukları, gençleri güvenlik kontrolünden geçirdikleri gençlerin anlatımıyla, kamuoyuyla paylaşılmıştır. Suruç son dönemlerde Suriye savaşından, güvenlik açısından, ciddi anlamda etkilenen bir ilçemiz olmasına istinaden, bu gençlik grubunun güvenliğini sağlayacak tedbirler yetkililerce alınmış mıdır?

Patlamanın yaşandığı Amara Kültür Merkezi'nin, güvenlik gerekçesi ile mobese kameraları ile takip altında olduğu kültür merkezi çalışanları tarafından tarafımıza bildirilmiştir. Mobese kayıtlarının olay gününe ait olan görüntüleri incelenmiş midir? Bu bilgiler kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?

Saldırıyı gerçekleştirdiği, üst düzey yetkililer tarafında kısa sürede açıklanan fail, olay öncesinde takip altında mıydı?

Fail hakkında emniyet birimlerinde bilgi paylaşımı var mıydı? Fail hakkında arama kararı çıkarılmış mıydı?

Şeyh Abdurrahman Alagöz'ün ailesinin emniyet yetkililerine, çocuklarının kaybolduğuna dair yaptıkları bir başvuru var mıdır?

Adı geçen failin, 5 Haziran 2015'te Diyarbakır'daki HDP mitinginde bombalı saldırıyı yapan ve 5 vatandaşımızın ölmesine, 400'ün üzerinde vatandaşımızın yaralanmasına neden olan Orhan G. ile bir bağlantısı var mıdır?

Saldırının gerçekleşmesine destek veren ikinci bir failden bahsedilmektedir. Bu doğru mudur? Bu şahsın kimliği hakkında neler bilinmektedir?

Kamuoyu bu tür faaliyetlerin vuku bulma riski üzerine bilgilendirilmiş miydi?

Şanlıurfa Valisi İzzettin Küçük, 16 Haziran 2015'te Akçakale Sınır Kapısına inceleme yaptığı sırada bir gazetecinin 'Bazı Tel Abyadlılar Akçakale'de IŞİD'liler bulunduğu ve tedirgin olduklarını, can güvenliklerinin bulunmadığını söylüyor. Bu iddiaya ilişkin bir açıklama yapar mısınız?' sorusuna 'Hiçbir tehdit yok, açıklamalar bu kadar...' cevabını vermiştir. Şanlıurfa Valisi, hangi istihbarı bilgiye dayanarak bu bilgiyi vermiştir?

Suruç ilçemizde yaşanan vahim saldırıda büyük güvenlik zafiyetinin olduğu bölge halkı ve kamuoyu tarafından dile getirilmektedir. Bu minvalde, şehrin huzuru ve güvenliğinden sorumlu yetkililere dair idari soruşturma açılmış mıdır? Açılmamış ise açılacak mıdır?

Basın açıklamanızda da örneğini vermiş olduğunuz Paris saldırıları sonrası, yapılan saldırıyı kınamak ve birlikteliği sergilemek için Paris'te halk sokaklara çıkmış, protestolar gerçekleştirmiştir. Bu protestolara karşı Fransız polisi bırakın engellemeyi, halkla beraber yürümüştür. Bu minvalde, verdiğiniz örnekten yola çıkarak, Suruç'ta yaşanan saldırı sonrası, aynı amaçla, IŞİD saldırısını kınamak için, sokaklara çıkan Suruç halkına ve sonrasında IŞİD'e karşı protestoların gerçekleştiği diğer illerdeki vatandaşlara polisin sert müdahaleleri olmuş, halk saldırıya uğramıştır. Bu minvalde, yaşanan bu müdahalelerin yaşanmaması için bir adımınız olmuş mudur? Müdahale emirlerini veren yetkililer ve müdahaleyi gerçekleştiren emniyet güçleri hakkında idari bir inceleme başlatılmış mıdır?

Türkiye'nin Avrupa'dan gelen IŞİD'lilerin geçiş noktası haline geldiği, Türkiye'de de yüzlerce katilin olduğu, bunların Suriye'den Türkiye'ye geçişler yaptıkları bölge halkı ve kamuoyu tarafından yaygın bir şekilde dile getirilmektedir. IŞİD'in Türkiye sınırlarında örgütlenmesinin önüne geçilmesine ve Türkiye'nin Avrupa'dan IŞİD'e katılım yapmak isteyenlerin geçiş noktası haline gelmesini önlemeye dair ne tür tedbirler alınmıştır, alınmaktadır?

Halkımız, Diyarbakır'da 5 Haziran'da yaşanan saldırı sonrasında, soruşturmanın gidişatı konusunda yeterince bilgilendirilmemiş, bu bilgi eksikliğinin yarattığı durumdan kaynaklı, adeta kendi güvenliğini kendisi alması ihtiyacı duyduğu, bölge halkı tarafından dile getirilmektedir. Suruç Katliamı güven sorununu daha da derinleştirmiş, vatandaşlarımız, her an her yerde her şey olabilir algısıyla endişesiyle yaşamaktadır. Bu korkuyu bertaraf edebilmek için, hükümet ne tür somut adımlar atacaktır? Bu çerçevede IŞİD'le mücadele için ne tür tedbirler alınacaktır? Hangi bakanlıklara ne tür sorumluluklar verilecektir?

Sayın Bülent Arınç 'Ölenlerin arasında HDP'den ne belediyeden bir yetkili var, ne de HDP il ve ilçe yöneticileri var.' diyerek, saldırıda hiçbir HDP milletvekilinin ve belediye başkanının hayatını yitirmemesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirmiştir. Bu rahatsızlık hükümetinizin bir politikası mıdır? Şayet hükümetinizin politikası ise saldırı tam manasıyla hedefini tutturamamıştır. Saldırıdan beklenilen sonucun alınması için yani hükümetinizin tatmini için kaç milletvekili ve belediye başkanı ve yöneticinin ölmesi gerekiyordu? Şayet bu hükümetinizin görüşü değilse Sayın Arınç hakkında bir işlem yapmayı düşünüyor musunuz?" CİHAN
24 Temmuz 2015 15:41
DİĞER HABERLER