Bir Zalim Düzen ve Üstad

Okuma Süresi 7 dkYayınlanma Çarşamba, Nisan 8 2026
Paylaş
X Post
Bir Zalim Düzen ve Üstad


Üstadı okumak bende hep geleceğe umutla bakmayı sağlıyor ve mücadele azmimi kamçılıyor. Emirdağ Mektuplarında geçen bu bahis de günümüzdeki ciğersiz hadiselere ne kadar benziyor. O günkü zalimler bugünkülerle ne kadar benzeşiyor. Mazlumların tıpkı o günküler gibi ne kadar ortak noktaları var. Tıpkı belki bir gün insafa gelirler diye o zaman nasıl beklendiyse bugün de beklenmiyor mu? Belki bir küçük ihtimal bile olsa…


Ey Emirdağı hükümeti ve zabıtası!


Bu konuşmayı bir yıl önce yazmıştım, fakat vermeyip saklamıştım. Şimdi ise beş farklı şekilde kanunsuz uygulamalara maruz bırakılarak, özel ikametgâhımda bir hizmetçiden bile mahrum edilmem ve müdahale edilmesi gibi dünyada benzeri görülmemiş bir tarzda mutlak baskı altına alınıyorum.


Kanun adına kanunsuzluk yapanları, insafa gelmeleri ümidiyle dile getiriyorum.


İçişleri Bakanı ile yapılan görüşmeden bir parçadır.


Tarih boyunca ve yeryüzünde benzeri görülmemiş bir zulme, birçok yönden kanunsuz baskı ve eziyete hedef oldum. Şöyle ki:


Şiddetli bir suikast sonucu zehirlenmiş ve hasta bir hâlde bulunuyorum.
Çok zayıf, yetmiş bir yaşında yaşlı bir insanım.


Kimsesiz ve gurbet içinde, acınacak bir durumda yaşıyorum.
Ceketimi, fanilamı ve ayakkabılarımı satarak geçimini sağlayan fakir biriyim.


Yirmi beş yıl boyunca yalnız bir hayat sürdüğüm için, bin kişiden ancak gerçekten güvenilir bir kişiyle görüşebilen, insanlardan uzak yaşamayı tercih eden biriyim.


Yirmi yıl boyunca hayatım ve eserlerim üç mahkeme ve Ankara’daki uzmanlar tarafından ayrıntılı şekilde incelenmiş; oybirliğiyle beraat ettiğime ve eserlerimin vatana ve millete zarar değil, fayda sağladığına karar verilmiş masum bir insanım.


Eski Dünya Savaşı’nda önemli hizmetlerde bulunmuş bir vatan evladıyım.
Şimdi ise bu milleti ve vatanı anarşiden ve yabancıların bozucu etkilerinden korumak için eserlerimle bütün gücümle çalışan biriyim.


Mahkemede yetmiş şahitle ispat edildiği gibi, yirmi beş yıl boyunca bir gazete okumamış, siyasete ilgi duymamış; eserlerimde de açık delillerle siyasetten tamamen uzak olduğumu göstermiş, dünyanıza karışmadığım resmî makamlarca kabul edilmiş zararsız bir insanım.
Ahiretimi ve samimiyetimi korumak için halkın aşırı ilgisinden kaçan, kendisi hakkında yapılan övgülerden rahatsız olan bu zavallı Said’e; başta İçişleri Bakanı olmak üzere, Afyon Valisini ve Emirdağı zabıtasını üzerime göndererek, her gün bir ay boyunca tek kişilik hücre cezası çektirmek ve tamamen yalnız bırakmak hangi yarara hizmet eder? Hangi kanun bu kadar ağır bir haksızlığa izin verir?
Bunu, kamu hukukunu korumakla görevli yüksek adalet makamı aracılığıyla İçişleri Bakanı’na bildiriyorum.


Haksız yere bütün medeni ve insani haklarından, hatta yaşama hakkından mahrum bırakılan
Said Nursî


Evet, zulüm kılıf değiştirse de amacı değişmiyor. Mazlum üzerinden kendi iktidarını ve gücünü devam ettirmek. Korku salarak hakkı ve hakikati savunanları susturmak. Kendi yanına hırs, para, makam, şöhret, korku damarını kullanarak taraftar kazanmak, insan devşirmek ya da devirmek. Kendi kanlı iktidarını mazlumlar üzerinden sözde mağdur göstermek. En çok faydalı olabilecek, ülkenin geleceğini birlikte kurabileceği nitelikli insanları şeytanlaştırmak ve etkisiz hâle getirmek.


Zulmettikleri insanlar ne diyor? Neler yapıyor? Üstad’ın veya Hocaefendi’nin yazdığı eserleri, öğretilerini, söylediklerini ne kadar okudular? Ne kadar dinlediler? Hepsi hasedin kör gözünde yok olup gidiyor maalesef! Ve ışıktan yoksun kapkara bir hayata kendilerini mahkûm ediyorlar.


Sosyolojik gerçekliklerle baş edemeyeceklerdir. Üstad dönemini tamamladı, eserlerini yazdı ve hâlâ eserleri ve fikirleri ile yaşamaya devam ediyor. Fethullah Gülen Hocaefendi de fikrî mirasını ve dünyanın dört bir yanında açılan müesseselerden yetişen veya sempati duyan milyonlarca takipçisini geride bırakarak bu âlemden göçtü. Kabil’in, Ebu Cehil’in, Halife Mansur’un kötülüğünde boğulmasına mukabil Habil, Hz. Ömer, Ebu Hanife ise adaletin, iyiliğin ve aydınlığın temsilcileri olarak yad ediliyorlar.


Günümüz fantastik karakterlerinden örnek verilecek olursa, Gollum’un yüzüğün karanlık cazibesine kapılarak kötülüğün girdabında yavaş yavaş kayboluşuna şahit olurken; Frodo gibi iyiliği temsil eden kahramanların umut ve kararlılıkla zafere yürüdüklerini görürüz. Dünya, tarih boyunca iyilerle kötülerin bitmeyen mücadelesine sahne olmuş; ancak ne olursa olsun, iyiliğin gücünü insanlığın hafızasından silmeye hiçbir kuvvet yetmemiştir.


https://open.spotify.com/episode/6XIDOI3Nu044avE7y5k52M?si=yIYoCbeoTga6fwlTHoubqg