Bugün kimin hayatına dokundunuz?

Günün sonunda çoğumuzun aklından geçenler hemen hemen aynıdır: Bugün ne kadar iş yaptım, neleri tamamladım, ne kadar ilerledim? Bir e-postayı daha yanıtladık, bir toplantıyı bitirdik, hedeflerimizden birine biraz daha yaklaştık. Gün bittiğinde, yaptıklarımızı sıraladığımız bir liste oluşuyor. Oysa hayatımız yalnızca tamamladığımız görünür işlerden ibaret değildir. Bazen günün asıl izini, bir başkasının hayatında bıraktığımız küçük bir değişiklik taşıyor. Birinin yükünü hafifletmek, bir derdini dinlemek, zor bir anında yanında olmak… Bunların çoğu yapılacaklar listesine hiç girmiyor. Ama belki de günün bize nasıl hissettirdiğini belirleyen şeyler tam olarak bunlardır.
Yeni bir araştırma, anlam duygumuzun yalnızca başarılarımızla ya da yakın ilişkilerimizle sınırlı olmadığını gösteriyor: başkalarının hayatında olumlu bir fark yarattığımızı hissetmek de günlük anlam algımızı doğrudan besliyor — üstelik bunun için olağanüstü bir şey yapmaya gerek yok. Küçük bir yardım, bir destek, birinin yükünü hafifletmek bile bu duyguya eşlik edebiliyor. İlginç olan şu ki, yardım ederken bazen yoruluyor, vaktimizden feragat ediyoruz — yani bu bizi illa daha "keyifli" hissettirmiyor. Buna rağmen hayatımızı daha değerli bulmamız, mutluluk ile anlamın aslında farklı kaynaklardan beslendiğini gösteriyor.
Belki de bu yüzden bazı günler, çok şey başarmış olsak bile içimizde tuhaf bir eksiklik kalıyor. Bazı günlerse yaptığımız şey dışarıdan bakıldığında oldukça önemsiz: birini dinliyoruz, bir işi kolaylaştırıyoruz, bildiğimiz bir şeyi paylaşıyoruz, zorlanan birinin yanında duruyoruz. Fakat o gün eve dönerken içimizde başka bir duygu oluyor: bugün bir işe yaradım. Hayatımızı anlamlı kılan, yalnızca ne kadar ilerlediğimiz değil; varlığımızın başka birinin hayatında neye dönüştüğüdür.
Bir işi başarıyla tamamladığımızda kendimizi iyi hissetmemizin nedeni açıktır. Ama başkasına yardım ettiğimizde hissettiğimiz şey daha farklı bir yerden gelir — ne başardığımızla değil, kimin hayatına dokunduğumuzla ilgilidir.
Bu duygunun gündelik hayattaki yeri, sandığımızdan farklı olabilir. Bir arkadaşın zor gününde yanında olmak, bir yaşlının işini kolaylaştırmak, bir çocukla ilgilenmek… Bunların çoğu başarı hanesine yazılmaz. Oysa günün sonunda bizde kalan, yalnızca tamamladığımız işler ya da başarılar değil, bir başkasının hayatına iz bırakmış olmanın verdiği o eşsiz huzurdur. Değerli olduğumuzu belirleyen yalnızca ne başardığımız değil, basit bir şekilde de olsa işe yaradığımızdır.
Bu duygunun kaynağı nerede?
Beynimiz bunu yalnızca "iyi bir davranışta bulundum" diye kaydetmekle kalmaz; ödül mekanizması ve sosyal bağlarla ilişkili sinirsel sistemleri de devreye sokar. Yani başkası için yaptığımız şey beynimiz için karşılıksız bir hareket değildir — beynimiz davranışın kendisine ve sonucuna dikkat kesilir. Birinin yüzündeki rahatlamayı görmek, "İyi ki yanımdaydın" sözünü duymak ya da yaptığımız küçük bir şeyin gerçekten işe yaradığını fark etmek, beynimize bu davranışın değerli olduğu sinyalini gönderir. Bunun karşılığını yalnızca zihnimizde değil, bedenimizde de buluruz: kendimizi daha enerjik, daha canlı, daha pozitif hissederiz. Sanki zihnimiz "bu davranışın bir anlamı var, bunu kaydet" der.
Aynı zamanda karşımızdakine davranış şeklimiz bir köprü görevi üstlenir ve herkese eşit davranmayı teşvik eder; böylece nefsimizin üstten bakma zaafı devre dışı kalır. İyi hissetmemizin bir nedeni de belki budur: bir başkasının hayatına yaklaştığımızda, kendimizi ondan ayrı bir yerde değil, onunla aynı hayatın içinde hissederiz.
Bütün bunlar, anlam arayışımız hakkında sandığımızdan daha basit bir şey söylüyor. Hayatı değerli kılmak için her zaman daha fazlasını yapmak, daha çok kazanmak ya da daha büyük hedefler koymak gerekmiyor. Bazen hayatın anlamı, dikkatimizi kendimizden çıkarıp başkalarına yönelttiğimiz anlarda ortaya çıkıyor.
Küçük gibi görünebilen bazı davranış şekilleriyle insanlarla aramızdaki mesafenin aslında hayali olduğunu hatırlıyoruz ve daha samimi davranabiliyoruz. Bir başkasına iyi geldiğimizde yalnızca onun hayatında bir iz bırakmıyoruz, kendi hayatımızın sınırlarını da genişletiyoruz.
Günün sonunda hepimizin elinde bir liste kalıyor: tamamlanan işler, ertelenenler, kazanılanlar, kaybedilenler. Ertesi gün o liste yeniden oluşuyor. Ama çoğu zaman yazıya dökülmeyen başka bir liste daha var: kimin yükünü biraz hafiflettik, kimin kendini daha az yalnız hissetmesine yardımcı olduk, kime "yanındayım" duygusunu verdik?
Hayatın anlamını yalnızca büyük başarılarda aradığımız için, elimizin altındaki küçük karşılıkları gözden kaçırıyoruz. Çünkü bazen bir günün sonunda kendimizi iyi hissetmemizin nedeni, çok şey başarmış olmak değil; birinin hayatında iyi bir şeyin parçası olduğumuzu bilmektir. Anlam, uzakta aranacak bir şey değil, her gün elimizin altında, fark etmeyi beklediğimiz bir şeydir.
Belki bu akşam kendimize soracağımız soru, "bugün ne yaptım?" ile birlikte biraz daha farklı bir yerden gelmeli: bugün kimin hayatına iyi geldim? Kimin hayatın dokundum?
Yazıyı dinlemek isterseniz:
https://open.spotify.com/episode/3f2JzNODxBKg04UR11Ck88?si=idu3h5vgTry3LCPP9ELBWQ
[email protected] X:@esrabc
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

KADİR GÜRCAN

ABDULLAH AYMAZ
ESRA BÜYÜKCOMBAK

HARUN TOKAK










