'Casus' itiraf etti, 15 Temmuz sonrası Fuat Oktay’a bağlı fişleme faaliyetleri gün yüzüne çıktı

Okuma Süresi 6 dkYayınlanma Pazartesi, Mayıs 11 2026
Paylaş
X Post
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün yargılandığı “casusluk” davasının ilk duruşması bugün Silivri’de görülüyor. Casusluk iddiasıyla yargılanan Hüseyin Gün'ün Hizmet Hareketi gönüllülerine yönelik itirafı ise savunmasına damga vurdu. Gün, bizzat dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yurt dışındaki Hizmet Hareketi gönüllülerini fişlemek ve Türkiye'ye iadesini kolaylaştırmak için tam yetkili olarak görevlendirildiğini söyledi.
'Casus' itiraf etti, 15 Temmuz sonrası Fuat Oktay’a bağlı fişleme faaliyetleri gün yüzüne çıktı

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Silivri’de görülen “casusluk” davasının ilk duruşması, yoğunluk ve salon krizi nedeniyle gecikmeli başladı. Dava kapsamında Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün “siyasal casusluk” suçlamasıyla yargılanıyor.

Davanın ilk duruşması bugün Silivri’de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince görülüyor. Duruşmada, savunma yapan Gün, “casus” olmadığını savunurken 15 Temmuz’dan sonra devlet adına Hizmet Hareketi gönüllülerini fişlediğini itiraf etti.

Hüseyin Gün, mahkemedeki savunmasında sıradan bir sanık değil, sistemin içindeki bir operatör olarak konuştuğunu belirterek; yaptığı tüm çalışmaların devletin en üst makamlarının bilgisi dahilinde gerçekleştiğini iddia etti.

Gün, savunmasında “Çünkü ben ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım ve şunu da önemle söylemek isterim: Kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri, başka hiç kimseye casus iftirası atamaz” dedi.

‘İLK KEZ BURADA SÖYLEMEK ZORUNDA KALIYORUM’

Duruşma Hüseyin Gün’ün savunmasıyla başladı.

Etkin pişmanlıktan faydalanarak ifade veren Hüseyin Gün sözlerine “Kendimden eminim casus değilim” diyerek başladı. Hüseyin Gün “Bunu ilk kez burada söylemek zorunda kalıyorum” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

“15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yurt dışında üstlenmiş olduğum önemli görev ve sorumluluklar göz önünde bulundurulduğunda iddianamede isimlerine atıfta bulunulan yabancı devlet adamları, siyasiler, bürokratlar, emekli askerler ve istihbarat mensuplarıyla görüşmemde hayatın olağan akışına aykırı herhangi bir durumun bulunmadığı kolaylıkla tespit edilebilir.” dedi.

Gün sözlerinin devamında “Kendimi Jön Türk olarak tanımlıyorum” ifadelerini kullandı. Hüseyin Gün “Ekrem İmamoğlu’nu hayatımda bir defa gördüm. Bir de şimdi aynı yerdeyiz” dedi.

Hüseyin Gün’ün sözlerinden öne çıkanlar şöyle:

‘KİMSEYE CASUSLUK İFTİRASI ATMADIM’

“15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti devleti adına üstlendiğim görev ve sorumluluklara atıfta bulunarak, iddianamede yer aldığı şekliyle yurtdışında istihbarat görevlileri ve önemli kişilerle görüşmem hayatın doğal akışına uygundur.

‘AÇIK KİMLİKLERİNİ, ADRESLERİN MAL VARLIKLARINI TESPİT EDEREK BİLDİRDİM’

15 Temmuz darbe girişiminin ardından F... ile mücadele için devletim adına görev yaptım. Firari F...cülerin açık kimliklerini, adreslerini, mal varlıklarını tespit ederek yoğun destek verdim. Telefonumda da yetki belgesinin ekim 2016’da 1 mayıs 2017’ye kadar tam yetki. Dönemin başbakanlık müsteşarı ve cumhurbaşkanı başdanışmanı olarak görev yapan sayın Fuat Oktay tarafından tam yetkilendirmemin olduğu da ortada. Bunun belgesini de sunabiliriz.

‘KARA HÜCRE ADLI RAPORLARI HAZIRLADIM’

Devlet sırrı olduğu belirtilen ‘kara hücre’ adlı raporları, F... ile ilgili bilgileri bizzat ben hazırladım. Devletin resmi makamlarına iletilmesini sağladım. İddianamenin eklerinde ‘kodlamalar’ başlıklı yazışmalar da F... ile mücadelede proje yöneticisi olduğum belirtilmiştir. İlk defa bana ifademde sorulduğunda devlet sırrını ifşa etmemek için ticari faaliyet dedim. Ama iddianamede görünce şok oldum.”

Hüseyin Gün’ün savunması şöyle:

“Diğer taraftan iddianamede eklerindeki yazışmalarda sayın mahkemenizce yaptırılan Türkçe tercümelere bakıldığında, İstanbul TEM’de ve Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgum sırasında ayrıntılı biçimde belirttiğim üzere 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından F... ile mücadele için devletim adına yurt dışında aktif biçimde görev yaptığım ve bu kapsamda bilhassa Avrupa ve Amerika’da firari olan önde gelen F...cülerin açık kimliklerini, adreslerini, oradaki ilişki ağlarını, mal varlıklarını Türkiye’den çalınan, tespit edilerek ülkemize iadesi için yoğun destek verdiğim kolaylıkla tespit edilebilmektedir. Nitekim emniyet güçlerinin el koyduğu cep telefonumda avukatıma teslim edilen imajında da imajına bakıldığında yetki belgesinin ekimde, ekim 2016 yani darbenin sıcak günlerinde, 1 Mayıs 2017’ye kadar geçerli olan tam yetki, full yetki, dönemin 2016-2018 yılları arasında dönemin Başbakanlık Müsteşarı ve 2018-2023 yılları arasında ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak görev yapan Sayın Fuat Oktay tarafından Trident ve GPlus şirketlerine ülke ilişkileri ve tanıtımı yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda Türk devleti adına tam yetkiye haiz olduğu açıkça görülmektedir ve avukatım da size bu yetki belgesinin kopyasını ve resmi tercüman Türkçe tercümesini de size takdim edecek.”