“Cemaat” bahane, "Vurgun" şahane

Son dönemde iktidar, ne zaman köşeye sıkışsa, gündemi değiştirebilmek için çareyi masum insanlara yönelik bir cadı avı başlatmakta buluyor. Bugün Saray’ın etrafında kümelenmiş iktidar elitleri tarafından, buharlaşan milyarlarca dolarlık kayıt dışı fonların, mağdur edilen vatandaşların ve mafya-siyaset üçgenindeki karanlık finansal ilişkilerin hesabını yargı önünde veremeyenler, paçalarını kurtarmak ve gündemi değiştirmek için yine Hizmet Hareketi'ni hedef tahtasına koyuyor.
Kendi mal varlığındaki astronomik artışı izah edemeyen, halkın cebinden milyarlarca lirayı hortumlayan fonlarda parası olduğu iddialarına karşı sessiz kalan Adalet Bakanı’nın "büyük bir başarı" gibi sunduğu sözde operasyonların detaylarına bakıldığında, mevcut rejimin içine düştüğü çaresizlik açıkça görülüyor.
Örneğin dün yaptığı açıklamada tamamen yasal çerçevede yapılan ihracatın karşılığı olan para transferlerini "terörün finansmanı" olarak sunuyor. Alın teriyle yapılan, ülkeye döviz kazandıran şeffaf ve yasal bir faaliyetin suç sayılması, aklın ve evrensel hukukun iflasının en açık itirafı.
Bir başka ilde yapılan operasyonlarda suçlama konusu yapılan "Bank Asya'ya para yatırmak" ve "ByLock kullanmak" gibi iddialar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Büyük Dairesi tarafından verilen Yalçınkaya Kararı ile kesin olarak çürütülmüştü. AİHM, bu eylemlerin rutin ve yasal faaliyetler olduğunu, suç teşkil etmediğini açıkça hükme bağlamışken, Sayın Bakan ve emrindeki yargı mensupları anayasayı ve uluslararası sözleşmeleri çiğnemeye devam ediyor.
İktidar "finans kaynaklarını kurutmaktan" bahsederken asıl korunmaya çalışılan yapının; devletin kurumlarını kendi şahsi kasası gibi kullanan, milyar dolarlık saadet zincirleriyle (fon vurgunları) halkın parasını yağmalayan ve yargıyı bu suçları örtbas etmek için bir sopa olarak kullanan çürümüş düzen olduğunu söylemeye gerek var mı?
Kim hangi yalanın, hangi asılsız suçlamanın veya hangi algı operasyonunun arkasına saklanırsa saklansın; bu hukuksuz operasyonların asıl niyetinin devlet içindeki devasa yolsuzlukları ve fon vurgunlarını perdelemek olduğunun artık Türkiye ve uluslararası kamuoyu da farkında.
İktidar bu gerçeklerin halk tarafından bilinmesini ve konuşulmasını önlemek için anayasayı çiğnemekte, pervasızca medya kuruluşlarına el koymakta, sansür ve engelleme kararlarıyla karartma yapmaktadır. Buna üst üste operasyonlara maruz kalan muhalefetin cılızlığını da ilave etmek gerekir. Tüm bunlara rağmen 24 yıllık itibarı yerle bir olan iktidarın artık sahte algı oyunlarıyla gündemi değiştirmekte de zorlandığı görülüyor.
Bu çaresizlik daha fazla hata yaptırıyor, hukuk ayaklar altına alınıyor, masum insanlara yönelik sistematik zulümler her geçen gün öncekini aratır hale geliyor. Ancak şu unutulmamalıdır ki şafak zifiri karanlığın ardından söker. Türkiye'de adaletin, evrensel hukukun ve şeffaflığın yeniden tesis edileceği günlerin yakın olduğuna inancımız tam.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. ŞERİF ALİ TEKALAN

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

CUMA KARAMAN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL


Şamil Tayyar’dan AKP Kulislerini Karıştıran "Hatır...

Rusya'nın Devlet Borcu Rekor Seviyede Büyüdü: Aske...

Esenyurt’ta Kayyım Bürokratının Rüşvet Çarkı Çöktü...

İHD Raporu Cezaevlerindeki Sağlık Alarmını Açıklan...

Para Bulmakta Zorlanan Erdoğan Hükümeti Kamu Arazi...







