Eğer bir dağın tepesine indirilseydi...

“Eğer Biz bu Kur’an’ı bir dağın tepesine indirseydik. Allah’a olan haşyetinden korkusundan sen onu param parça olmuş görürdün.” buyuruluyor. “Alâ cebelin” (Dağın tepesine) deyince, elini başına koy” buyurdu. Çünkü bu, ölümden başka her derde şifadır.”
Gerçekten urlara okununca, Allah’ın izniyle şifaya vesile oluyor.
** * *
Fetih Suresinin son âyetin, “Kur’an’ın canlı tefsirleri olan sahabe efendilerimiz bir ekine benzetiliyor. Merhum Elmalılı bu EKİN’i EĞİTİME benzetiyor: “Bu iç eğitim, ekincilerin eğitimcilerin hoşuna gider. Evet ekenlerin hoşuna gider. Toprak sahipleri, eğitim ve öğretim üstadları onları gördükçe imrenir. İşte Resulullah ve ashabı, böyle hoş ve mükemmel ve intizamlı, güzel bir ekin gibi yetiştirilmiş bir ordu. Burada Resulullah’ın ahlâkının bereketi, eğitim ve öğretimle ümmetinin ruh ve cisim yönünden verilen HAYATÎ DÜZEN ve NEŞENİN bir ifadesi ve Mekke Fatihlerinin bir geçit resmi vardır.
Şair Ferezdak’ın dedesi Sa’sa Naci el-Mucâşi; diri diri, kız çocuklarının gömülmesini yasaklamıştı. Gider fidye verir, kurtarırdı. Kendisi diyor ki: “Ey Allah’ın Resulü! dedim. Ben câhiliye döneminde bazı iyi işler işledim, onlar bir ecir ve sevap var mı?” Hz. Peygamber (S.A.S.) buyurdu ki: “Sana onun ecri var. Çünkü Allahü Teâlâ sana nimet olarak bu yüzden İslâm’ı verdi.” (Tabaranî)
** * *
Efendimiz (S.A.S.) rüyasında Ümeyye Oğullarının (Emevilerin) kendi minberine çıktıklarını görünce üzülüyor. Bunun üzerine Kadir Suresi inzâl oluyor. O gecenin bin aydan hayırlı olduğu beyan ediliyor. Bin ay yaklaşık 83 sene oluyor. Gerçi Emevîler 91 sene iktidarda kalıyorlar, ama zaten Emevilerin yıkılışı son sekiz senedir. Âyet “bin aydan hayırlıdır” diyor. O hayırlı üstünlük en az 100 ay eder. O da 8 sene demektir.
** * *
Ağrılı Nusret Hoca’dan naklen:
“Hulusi Ağabey, hasta yatıyordu. Kendisine AFERİN isimli bir hap vermişler. Tebessüm etmiş. Eskiden çalışanlara AFERİN diyorlardı. Şimdi de yatanlara AFERİN veriyorlar.” demiş.
** * *
“Hâdiselerde HİKMET ne kadar büyük ise perde o kadar kalındır. Dünya en HİKMETLİ BİR VİRAJ daha dönmekte.
Allah nurunu tamamlayacaktır.” (H.E.)
“Dertsiz dua soğuktur. Dertli dua gönülden kopar. Öyle dua ediyorsan, Allah istiyor demektir. Kötülere dua imkânı verilmiyor.” (H.E.)
** * *
Ak Muratla bir kardeşimiz anlatmıştı:
“31 Aralık 2014’te rüyamda, simsiyah giyimli düşmanlar bize saldırıyorlardı. Bizler de parça parça bir dağın içindeki bir mağaraya sığınıyorduk. H.E. ve ağabeyler de var. Gruplarımız giriyordu ama saldırganlar da iyice yaklaşıyorlardı. Biz mağaranın kapısının kapatılmasını istiyorduk. Ama H.E. ‘Hayır! Herkes girdikten sonra hemen kapatılsın.’ diyordu. Son grup da içeri girince kapı kapatıldı. Çok kalabalığız ve nefes almakta zorlanıyoruz… Sıkıntı büyük. Fakat bakıyoruz, H. E. Üzerinde tam bir sekine var. Sonra birden sanki bir asansör gibi bulunduğumuz yer yükselmeye başladı…
Sonra kapaklar açıldı. Sanki öldük de âhirete intikal ettik zannettik. Çok güzel bir yerde bulunuyorduk. Ama o gün CUMA imiş… Herkes camiye koşar gibi gidiyordu. (Not: Tevafuk… Ben bunları yazarken de günlerden CUMA idi.) Cami çok büyüktü… İstanbul’daki bizim salâtin camilerden de büyük! Sonra ben bir bölüme geldim, baktım H.E. orada… Yanında M.A.Ş., İ. B. Ç. gibi ağabeyler var. H.S. bir ezan okudu. Mihrap tarafında malum partinin amblemi olan ampulden bir direk var, sağlam gibi ve sanki binayı ayakta tutan bir sütun var. Y.M. hutbe okuyordu. Birden o sütun tuzla buz olup çöktü. Simsiyah bir dumana dönüştü ve hiç kimseye zarar vermeden çekip gitti. Binaya da hiç bir şey olmadı.”
İstişaresiz, insafsız ve vicdansız hareketlere sadece şu söylenebilir: “Senin bir navigasyona ihtiyacın yoktur. Çünkü sen BURNUNUN DİKİNE gidiyorsun.”
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU













