Helikopterle Yunanistan’a sığınan KHK’lı 8 askerin hikâyesi belgesel oldu

Proto Thema’nın Youtube kanalında yayınlanan ve 139 bin izlenen Medusa adlı belgesel, 9 dakikalık uçuştan sonra Dedeağaç’a iniş yapan 8 KHK’lı askerin hem Türkiye’de hem de Yunanistan’da başlarından geçenleri anlatıyor. Belgeselin merkezinde ise olayın Türk-Yunan ilişkilerinde nasıl bir krize dönüştüğü ve sonraki yıllarda yaşanan diplomatik ve hukuki süreç yer alıyor.
YUNANİSTAN’A İNMEDEN ÖNCE TÜM ASKERİ BELGELERİ İMHA ETTİLER
TR724'ün haberine göre belgeselde, daha önce kamuoyuna yansımayan dikkat çekici önemli bir bilgi de ilk kez paylaşılıyor. İktidar medyası tarafından günlerce “darbeci” ve “hain” ilan edilen 8 KHK’lı, yanlarında bulunan teçhizat ve gizli materyalleri, Türkiye’ye ait askerî bilgilerin açığa çıkmasını önlemek amacıyla Dedeağaç’a inmeden önce imha ettikleri anlatılıyor.
Gazeteciler Marinos Aleiferis ve Giannis Charamidis’in hazırladığı belgeselde, dönemin Yunanistan Millî Savunma Bakanı Panos Kammenos, dönemin Savunma Bakan Yardımcısı Dimitris Vitsas, 8 askerle dört yıl yaşadıkları hücrede görüşen yazar Apostolos Doxiadis, askerlerin Yunanistan’da avukatlığını yapan hukuk profesörü Christos Mylonopoulos ve Süleyman adlı KHK’lı bir askeri evinde saklayan ekonomist Miranda Xafa’nın tanıklıklarına yer veriliyor.
Proto Thema televizyonu, büyük bir titizlikle hazırladığı belgeseli, “8 Türk askerin kamuoyundan gizlenen hikayesi”, “askerlerin dört yıl yaşadığı yerlerden daha önce yayımlanmamış fotoğraflar”, “duvarlara çizdikleri çocuklarının resimleri ve yazdıkları şiir ile aileleriyle buluşma görüntüleri ilk kez yayımlandı” gibi spotlarla izleyicilerine duyurdu. Türkiye’nin ısrarla iadelerini istediği askerlerin, Yunanistan’dan ayrılarak farklı ülkelere yerleştiklerini de belirtti.
YUNANİSTAN ONLARI “SEKİZLER” OLARAK TANIYOR
Etkileyici bir girişle başlayan belgeselde, 8 askerin ilk kez yayınlanan fotoğrafları şu cümleler eşliğinde verildi:
“2016 yılının Temmuz ayında bir sabah, sekiz Türk askeri kendilerini bir helikopterle Ege’nin öte yakasında buldu. Arkalarında Türkiye bir darbe girişiminin kaosuna sürüklenirken, önlerindeki Yunanistan birkaç dakika içinde onlar için tek çıkış yolu haline geldi. Çoğu kişi için ‘sekizlerin’ hikâyesi, üzerlerindeki kamuoyu ilgisi sona erdiğinde bitmişti. Oysa gerçekte hikâye tam da o zaman başlıyordu. Kapalı kapılar ardında yaklaşık beş yıl… Sürekli güvenlik önlemleri altında, Türkiye’ye geri gönderilme ihtimalinin yarattığı endişeyle geçen yıllar… Bu mekânlarda yaşadılar. Bu duvarların arasında geride bıraktıkları hayatlarından bir parçayı korumaya çalıştılar. Çocukları, duvarlara kurşun kalemle çizdikleri yüzlere dönüştü.”
ÜÇ HELİKOPTER MÜRETTEBATIYDI, BİR ASKER TÜRKİYE’DE KALDI
Belgeselde anlatılanlara göre başlangıçta üç farklı helikopterde görev yapan üçer kişilik toplam 9 asker vardı. 15 Temmuz'un ardından bir araya gelen askerler, bir süre Karadeniz yakınlarında saklandı. Telefonlarını kapatarak geceyi burada geçiren askerler, sabah Türkiye’de yaşananları öğrendikten sonra ülkeden ayrılmaya karar verdi.
Romanya, Ukrayna, Bulgaristan, Almanya ve Yunanistan seçeneklerini değerlendiren gruptan bir asker Türkiye’de kalmayı tercih etti. Diğer 8 asker ise helikopterle Yunanistan’a doğru yola çıktı. Belgeselde, Türkiye’de kalan askerin daha sonra müebbet hapis cezasına çarptırıldığı belirtiliyor.
DÖNEMİN SAVUNMA BAKANI’NDAN İLGİNÇ AÇIKLAMA
Dönemin Savunma Bakan Yardımcısı Dimitris Vitsas, helikopterin gelişiyle birlikte ilk olarak bunun Türkiye tarafından gerçekleştirilen bir provokasyon olabileceğini düşündüklerini anlatıyor.
Vitsas, “İlk düşündüğümüz şey şuydu: Bu gerçekten bir sığınma talebi miydi, yoksa Yunanistan’ı zor durumda bırakmak amacıyla gerçekleştirilen bir provokasyon muydu? Ancak bu gerçek bir sığınma talebiydi” diyor.
Belgeselde dikkat çeken ikinci önemli bilgi ise, dönemin Savunma Bakanı Panos Kammenos’un açıklaması. Kammenos, Yunanistan Millî Savunma Genelkurmay Başkanlığı’nın daha Mayıs 2016’da Türkiye’de bir “darbe” ihtimali bulunduğu konusunda kendilerini bilgilendirdiğini ve uyardığını söylüyor.
OLAYIN MEDYAYA YANSIMASI, İADE EDİLMELERİNİ ZORLAŞTIRDI
Belgeselde anlatılan en dikkat çekici ayrıntılardan biri de 8 askerin Dedeağaç’a inişinin kamuoyuna yansımasının sonraki süreci nasıl etkilediği.
Havaalanına inen askerler çevrede bulunan kişiler tarafından cep telefonlarıyla görüntülendi. Görüntüler kısa sürede televizyonlarda yayımlandı.
Belgeselde konuşan isimlere göre olayın kamuoyuna mal olması, 8 askerin sessizce Türkiye’ye geri gönderilmesini zorlaştırdı. Dosya kısa sürede, Atina ile Ankara arasında önemli bir siyasi ve diplomatik krize dönüştü.
YUNANİSTAN SADECE HELİKOPTERİ GERİ VERDİ
Ankara, darbe girişimine katılmakla suçladığı 8 askerin Türkiye’ye iade edilmesini istedi. Askerler ise darbeye katılmadıklarını belirterek Yunanistan’dan siyasi sığınma talebinde bulundu.
Yunanistan, askerlerin kullandığı askerî helikopteri Türkiye’ye iade etti. Ancak 8 askerin iadesi yargıya taşındı.
Dosya Yunanistan Yüksek Mahkemesi Areios Pagos’a (Yargıtay gibi yüksek bir mahkeme) kadar gitti. Mahkeme, KHK’lıların Türkiye’ye gönderilmeleri halinde adil muamele göreceklerine, işkence ya da insanlık dışı muameleye maruz kalmayacaklarına ilişkin yeterli güvence bulunmadığı gerekçesiyle iadelerini reddetti.
Böylece Ankara’nın ısrarlı taleplerine rağmen 8 asker Türkiye’ye gönderilmedi. Dava sürecini yakından takip eden yazar Apostolos Doxiadis, hâkimlerden ve avukatlardan sürekli bilgi almaya çalıştığını anlatıyor. Doxiadis, mahkeme çevresinde gördüğü atmosferi “korku” olarak tanımlıyor.
“ÇİPRAS ERDOĞAN’A SÖZ VERMİŞTİ AMA YERİNE GETİREMEDİ”
Doxiadis, dönemin Başbakanı Aleksis Çipras’ın diplomatik bürosunun başındaki Vangelis Kalpavakis’in de süreçte önemli bir rol oynadığını öne sürüyor.
Anlattığına göre Kalpavakis kendisiyle görüşmek istedi ve ona, “Yaptığınız şeyin ne anlama geldiğinin farkında değil misiniz? Eğer bu mesele kapanmazsa Türkiye ile savaş çıkacak” dedi. Doxiadis, “Buna gerçekten inanıyor musunuz? Bu mesele yüzünden savaş mı çıkacak?” diye sordu. Aldığı cevap, “Evet. Siz bizim bildiklerimizi bilmiyorsunuz” oldu. Doxiadis ise bildiklerinin yanlış olduğunu düşündüğünü ve sonuçları ne olursa olsun 8 askerin haklarını savunacağını söyledi.
Doxiadis’in belgeselde dile getirdiği bir başka iddia ise dönemin Başbakanı Çipras’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a askerlerin iade edileceği yönünde söz verdiği. Doxiadis’e göre 8 askerin iade edilmemesi iki ülke arasındaki krizi daha da büyüttü.
BODRUM KATINDAKİ HÜCREDE YILLAR SÜREN BEKLEYİŞ
Belgeselde tanıklıklarına ve görüşlerine en çok yer verilen isimlerin başında yazar Apostolos Doxiadis geliyor.
Doxiadis, 8 askeri dört yıl boyunca tutuldukları Atina’daki bir polis merkezinin bodrum katındaki hücrede ziyaret etti. Onlarla yaptığı görüşmeden çok etkilendiğini anlatan Doxiadis, yanlarından ayrılırken her birine sarıldığını ve “Size yardım edeceğim, sizin için mücadele edeceğim” dediğini söylüyor.
Belgeselde ilk kez, askerlerin burada yaşadığı döneme ilişkin fotoğraflar da yayımlandı. İki bölümden oluşan hücrede bir yatakhane ve yemek bölümü bulunuyor.
DUVARLARA ÇOCUKLARININ RESİMLERİNİ ÇİZDİLER, ŞİİRLER YAZDILAR
Yıllarca çocuklarından ayrı kalan askerler, onların yüzlerini kurşun kalemle duvarlara çizdi. Belgeselde ilk kez yayımlanan fotoğraflarda bu çizimlerin yanı sıra duvarlara yazdıkları şiirler de görülüyor.
Duvarlardan birinde şu şiir yer alıyor:
“Bir gün, kim bilir, evlerimize döneceğiz.
Bütün eşler umut diyor.
Bir gün her gözyaşının ardından yeniden gülümseyeceğiz.
Kim bilir, bir gün gökkuşakları çıkacak.
Bir gün çocuklarıma sarılacağım.
Kim bilir, kim bilir…
Umut ediyorum, bir gün…”
AİLELERİ MERİÇ’TEN YUNANİSTAN’A GEÇTİ
Yıllar süren tecrit sırasında askerlerin eşleri ve çocukları da Türkiye’den ayrılarak Meriç üzerinden Yunanistan’a geçti.
Belgeselde ailelerin kavuşma anlarına ait daha önce yayımlanmamış görüntülere de yer verildi. Özellikle askerlerden birinin eşiyle buluştuğu görüntüler belgeselin dikkat çeken bölümleri arasında yer aldı.
Ailelerden bir diğerinin yolculuğunun son derece tehlikeli koşullarda gerçekleştiği, kısa süre önce doğum yapan bir kadının kucağındaki bebeği ve iki çocuğuyla tekneyle Meriç’i geçtiği anlatıldı.
SERBEST KALDILAR AMA ÖZGÜR DEĞİLLERDİ
Areios Pagos Mahkemesi’nin kararı hukuk mücadelesinde önemli bir dönüm noktasıydı. Ancak hukuk mücadelesinin kazanılması özgürlük anlamına gelmedi.
Yunanistan’daki davaları olumlu sonuçlanınca serbest bırakılan askerler, bu kez Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından kaçırılma endişesi yaşamaya başladı. Hukuk profesörü Christos Mylonopoulos, “Kaçırılmaktan korkuyorlardı. Farklı yerlerde saklanıyorlardı” dedi.
İlk serbest bırakılan askerlerden Süleyman’ın hikâyesi ise dikkat çekici bir ayrıntıyı ortaya çıkardı. Süleyman, serbest bırakılmasının ardından ekonomist Miranda Xafa’nın evinde 10 gün kaldı. Evin Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği’ne çok yakın olduğu belirtildi. Xafa, Süleyman’ın Türk makamlarının kendisine ulaşmasından korktuğunu belirterek, “Türkiye Büyükelçiliği hemen yanımızdaydı. Balkona bile çıkmak istemiyordu” dedi.
Doxiadis ise Süleyman’ın takip edilmesini engellemek amacıyla polis merkezinden çıkarıldıktan sonra üç farklı araç değiştirdiklerini anlattı.
HEPSİ YUNANİSTAN’DAN AYRILDI
Uzun hukuk mücadelelerinin ardından 8 askerin tamamına Yunanistan’da sığınma hakkı verildi. Ancak hiçbiri bugün Yunanistan’da yaşamıyor.
Belgeselde verilen bilgiye göre yolları ayrılan 8 asker, Avrupa’da ve Avrupa dışındaki farklı ülkelere yerleşti. Bazılarının gittikleri ülkelerde daha sonra vatandaşlık almaya başladığı da belirtildi.
Christos Mylonopoulos, Süleyman ve diğer askerlerle bağının tamamen kopmadığını anlattı. Süleyman’ın bugün iyi olduğunu ancak MİT’in bir gün kendisini bulabileceği korkusunu hâlâ taşıdığını söyledi.
Belgesel, 8 askerin hikâyesini şu sözlerle noktalıyor:
“Darbe girişiminin üzerinden on yıl geçti. Atina ile Ankara yeniden güvensizliğin arttığı bir dönemden geçiyor. Sekiz asker artık Türk-Yunan ilişkilerini belirleyen bir mesele değil. Ancak onların hikâyesi, Türkiye’nin içinde başlayan bir krizin ne kadar hızlı biçimde sınırları aşarak Yunanistan’ın da meselesine dönüşebileceğini hatırlatmaya devam ediyor. Dokuz dakikalık bir uçuş bunun için yeterli oldu. Ardından yaşananlar ise yıllarca sürdü.”
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. ŞERİF ALİ TEKALAN

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

CUMA KARAMAN

SAFVET SENİH

NUMAN YILMAZ YİĞİT


Gökyüzünde dehşet: Pilotun Flydubai uçağını düşürm...

Siyasette bu konuşuluyor: İstanbul Büyükşehir Bele...

Helikopterle Yunanistan’a sığınan KHK’lı 8 askerin...

Nevbahar Dergisi’nin Ekim 2026 sayısı yayımlandı

Fon skandalı AKP içinde kavgaya döndü, AKP'li veki...





