Hüseyin Çelik’ten Fon Skandalı İçin Ezber Bozan Uyarı: "Siyasi Nüfuzunu Kullananlar Da Hesap Vermeli"

⏱ Okuma Süresi 6 dk•Yayınlanma Çarşamba, Ekim 14 2026
Paylaş
X Post
Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, yatırım fonlarında yaşanan vurgunla ilgili soruşturmanın fon yöneticileri ve şirket sahipleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Siyasi nüfuzunu kullanarak sorumluları koruyup kollayanların da hesap vermesi gerektiğini vurgulayan Çelik, “İşin ucu kime dokunursa dokunsun, sorumluluğu bulunan herkesten hukuk önünde hesap sorulmalıdır” dedi.
Hüseyin Çelik’ten Fon Skandalı İçin Ezber Bozan Uyarı: "Siyasi Nüfuzunu Kullananlar Da Hesap Vermeli"

Eski Milli Eğitim Bakanı ve AKP’nin kurucularından Hüseyin Çelik, yatırım fonlarında yaşanan büyük vurgun iddialarına ilişkin sosyal medya hesabından dikkat çeken bir açıklama yaptı. Çelik, fon işlemlerinde siyasi nüfuz kullanılıp kullanılmadığının, denetim kurumlarının sorumluluğunun ve siyasi bağlantıları nedeniyle korunan kişiler bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirtti.

Çelik, kamuoyunun yalnızca yatırımcıların zararlarının nasıl karşılanacağını değil, sorumlulardan hesap sorulup sorulmayacağını da merak ettiğine işaret etti.

Denetim kurumlarının görevlerini yerine getirip getirmediğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini vurgulayan Çelik, “Denetimle görevli kurumların ne yaptığı ve varsa siyasi nüfuzun bu işlemlerde nasıl kullanıldığı açıklığa kavuşmadan kamu vicdanını rahatlatabilir miyiz?” diye sordu.


SİYASİ NÜFUZUYLA SORUMLULARI KORUYANLAR DA HESAP VERMELİ

Soruşturmanın fon yöneticileri ve şirket sahipleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Çelik, siyasi nüfuz kullanarak sorumluları koruyan kişilerin de araştırılmasını istedi.

Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi üzerinde durmamız gereken, soruşturmanın fon yöneticileri ve şirket sahipleriyle sınırlı kalıp kalmayacağıdır. Bu işlemlere aracılık edenlerin, denetim görevini yerine getirmeyenlerin ve varsa siyasi nüfuzuyla sorumluları koruyup kollayanların da hesabı sorulmalıdır. İşlemleri yapanlara dokunup onlara bu imkânı sağlayanları makamları veya siyasi yakınlıkları sebebiyle koruyacaksak, adaleti nasıl savunacağız? Böyle bir tutumla cezasızlık algısını da pekiştirmiş olmaz mıyız?”

214 KİŞİ VE ŞİRKETİN 187,6 MİLYAR LİRALIK KAZANCI

Fon tasfiyelerinin boyutuna da dikkat çeken Çelik, tasfiye kapsamındaki 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunduğunu hatırlattı.

Adalet Bakanı’nın açıklamalarına atıfta bulunan Çelik, incelenen üç fon grubunda 141 gerçek kişi ve 73 şirketin toplam 187 milyar 653 milyon lira kazanç elde ettiğinin tespit edildiğini belirtti.

Söz konusu kazançların hangi işlemlerle sağlandığının ve hukuka aykırılık bulunup bulunmadığının ortaya çıkarılmasını isteyen Çelik, yatırım yapmanın veya kazanç elde etmenin tek başına suç sayılamayacağını vurguladı.

Çelik, “Ancak masumiyet karinesini, makam sahiplerinin ve siyasi nüfuz kullananların sorumluluğunu araştırmamanın gerekçesi hâline de getiremeyiz. Hukuk, herkes için aynı ölçüyle uygulanırsa hukuktur” ifadelerini kullandı.

“YARGI İNCELİYOR” DENİLEREK MECLİS DENETİMİ DEVRE DIŞI BIRAKILIYOR

Geçmişte yargının siyasi ve ideolojik tutumlarına karşı çıktıklarını hatırlatan Çelik, aynı anlayışın bugün farklı siyasi tercihlerle sürdürülmesinin kabul edilemeyeceğini belirtti.

İktidarın yaklaşımını da eleştiren Çelik, nepotizmin (kayırmacılık) “küçük ayrıntı” olarak geçiştirildiğini, Türkiye’nin ise özgürlük, adalet ve demokrasi bakımından dünyanın en ileri ülkelerinden biri olarak sunulduğunu ifade etti.

Çelik, “Yargı zaten inceliyor, Meclis’in araştırmasına gerek yok” denilerek parlamenter denetimin gereksiz görüldüğünü vurguladı.

Ekonomi yönetiminin geçmişteki açıklamalarına da göndermede bulunan Çelik, bir menkul kıymetin kısa sürede 1000 kat değer kazanmasının halkın “teveccühü” ile açıklanmasını eleştirdi. Yüz milyon liralık bir olayın yarattığı rahatsızlığın da maddi kayıptan çok “kandırılmış olmaya” bağlandığına dikkat çekti.

“AK PARTİ’NİN KURULUŞUNDA SAVUNDUĞUMUZ DEĞERLERLE BAĞDAŞTIRAMIYORUM”

AKP’nin kuruluşunda savunulan ilkelerle bugünkü uygulamalar arasında büyük bir çelişki bulunduğunu belirten Çelik, partisinin geldiği noktaya yönelik eleştirilerde bulundu.

Çelik, şu ifadeleri kullandı:

“AK Parti’nin kuruluşunda savunduğumuz hukuk devleti, demokrasi ve adalet anlayışıyla bugün karşı karşıya olduğumuz manzarayı bağdaştıramıyorum. Yolsuzlukla mücadele iddiasının yerini siyasi yakınlığa dayalı ayrıcalıkların, şeffaflık sözünün yerini açıklanmayan hesapların, yasaklarla mücadele sözünün yerini eleştiriyi susturma çabalarının aldığına tanık oluyoruz.”

Vatandaşların adalete ve yöneticilere duyduğu güvenin zedelenmesinin birkaç görevlinin hatası olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Çelik, geçmişte karşı çıktıkları anlayışın bugün iktidarın uygulamalarına hâkim olduğunu savundu.

Çelik, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Geçim sıkıntısı içindeki vatandaşın adalete ve yönetenlere duyduğu güveni kaybetmesini, sadece birkaç görevlinin yanlışı olarak görüp geçiştiremeyiz. Benim itirazım, geçmişte şiddetle karşı çıktığımız anlayışın bugün iktidarın uygulamalarına hâkim olmasıdır.

Hukuk devleti olma iddiasının gereği olarak, işin ucu kime dokunursa dokunsun, sorumluluğu bulunan herkesten hukuk önünde hesap sorulmalıdır.”