Misal olur mu?

Okuma Süresi 9 dkYayınlanma Pazartesi, Eylül 7 2026
Paylaş
X Post
Misal olur mu?

Yazarınızın mütevazi de olsa dikkatli araştırmaları iktidar ve Saray'ın kronik takıntılarını keşfetme konusundaki tesbitleri mükemmel olmasa da vasatın üzerinde sayılabilir. Alın size bir yenisi!


Sözkonusu tek yumurta ikizinin eski İBB Başkanı'ndan sonra en nefret ettiği şey “Bu karar emsal teşkil eder mi?” sorusu. AİHM'den çıkan bir kararın Türkiye'deki diğer davalara da misal olabileceği endişesi iktidarın sinir uçlarına dokunuyor. Dört ayda bir AİHM'de Türkiye aleyhine sonuçlanan her karardan sonra “Dinlemeyiz kardeşim. Dediğimiz dedik çaldığımız düdük. Misal, emsal tanımayız, AİHM'de takmayız. AB'den de çıkarız. İki ay içinde beş yeni pakt'ta daha gireriz de feleğinizi şaşırırsınız!” diyerek düvel-i muazzamaya dirsek gösteriyorlar.


Devletliler, birkaç hafta önce Kuzey Suriye'ye yapılan saldırıyı bahane edip hır-gür çıkarmak için kullanacaklardı ki, Suriyeli yetkililer meselenin Türkiye ile alakasının olmadığını ve yakın bir gelecekte söz konusu bölgede ortak bir çalışmanın düşünülmediğini paylaştılar. Daha anlaşılır bir avamca ile  “Samimiyeti fazla abartmayın! İşinize bakın!” demeye getiriyorlar. 


Suriye'deki gelişmeler, orayı haddinden fazla sahiplenen ve yeni hükümete arka bahçe muamelesi yapan bizim gedikli siyasilerin yelkenlerini doldurmaya yetmiyor. Bu konuda “Dostum Trump” tan da sadra şifa bir şey yok. Taşeron işlerle de ancak bu kadar oluyor. Türk Hükümeti'nin bu tür aşırı gayretkeşliklerle, İran'ın Lübnan'daki pozisyonuna düşme ihtimali var ki; denenmişi deneme gibi bir yanlışa yuvarlanıyorlar. Lübnan yirmibeş yıldır ülkeye çöreklenen ve dışarıdan desteklenen terör örgütlerinden kurtulmayı hükümetin ana hedefi haline getirmiş. Suriye hükümeti şu an sebeb ne olursa olsun İsrail ile çatışmak istemiyor ve Türk Hükümeti'nin bunu anlamasını bekliyor.


Suriye'nin 47 yıl sonra terör ve terör destekçisi devlet listesinden çıkarılması ülke için önemli bir kazanç. Şara' hükümetinin değişime yönelik eğilimlerine anında cevap veren ABD'nin, devam eden ilişkileri geliştirmekte cömert ve istekli olduğu anlaşılıyor. Daha önce Türkiye üzerinden devam ettirilen görüşmelere ihtiyaç kalmadı. Şara', Beyaz Saray'ın çat-kapı misafirlerinden biri oldu.


Eğer yazarınızın iyice zayıflayan gözleri yanıltmadıysa Suriye Devlet Başkanı Şara' geçen hafta dostları ile içtiği kahvenin ücretini Visa kartı (Debit ya da Credit Card) ile ödedi. Hükümet başkanının içtiği kahve parasını ödeme centilmenliği yanında ödeme metodu ile de modern dünya  ile entegre olma noktasındaki eğilimi önemliydi. Kredi kartı hizmeti sunan şirketi protesto edip Emevi Camii önünde bir tomar dolar yakarak anti-modern, anti-Amerikan, anti-semitik ya da anti-batı öfkelerinden oluşan ortaya karışık protestoların işe yaramadığını çoktan anlamış görünüyor. İsrail ile yetmiş beş yıldır devam eden Golan Tepeleri krizini, eğer Türk Hükümeti fazla burnunu sokmazsa, barışçı yollar ile çözecek gibi görünüyorlar. Suriye Hükümeti'nin Türk iktidar mensuplarına vermeye çalıştıkları son uyarıdaki asıl nokta işte o!


Suriye'deki rejim değişikliğinin üzerinden şunun şurasında üç yıl geçti. Suriye yeni hükümet ile ülkenin başına musallat olan baba-oğul Esedler ile neredeyse üç çeyrek asırdır alamadığı mesafeyi geçtiğimiz üç seneye sığdırmayı başardı.


Savaş sonrasında barış dönemine geçişi, dünya standartlarında giydiği takım elbise ile gösteren Şara' ülke içinde eski hesapların kapatılıp birlik ve beraberliği sağlayacak uzlaşma kapılarını da açık tutuyor. Yeni hükümet ile çalışma sinyalleri veren ve silah bırakma iradesi ile dikkatleri üzerine çeken Mazlum Abdi (Bizim iktidar ve havuz medyasının belalısı!) dış basının ilgi odağı haline geliverdi. Kararın ardından Abdi, Şara' kabinesine danışmanlık gibi önemli bir pozisyona getirildi. Suriye'deki demokrasi ve modern dünya ile barışık yaşama talebinin bu kadar hızlı gelişeceğine kimse ihtimal vermiyordu.


Gelişmeleri tahmin noktasında sürekli ıskalayan havuz medyasının ağzını bıçak açmıyor.


İllede bir açıklama yapması gereken Dışişleri Bakanı ne yapsın? Utana-sıkıla “Gelişmeleri sahada takip edeceğiz!” diyebildi. Aman, sahaya fazla inmeyin! Orada da nerede duracağınızı bilemiyorsunuz! 


Barış sürecinin hukuki işlemleri hala devam ediyor. İktidarın dayatmalarından dolayı on yıldır hapis yatan Demirtaş “Ankara'da olabilecek en iyi pozisyonda hizmet etmeye hazırım!” mesajı verdi. Umulur ki, iktidarın siyasi yüzleri, silah bırakma kararından sonra Mazlum Abdi'ye uygun görülen görevin bir benzerini barış süreci hatırına Demirtaş'tan esirgemezler. İktidarın asıl korktuğu da işte bu beklenti! Yani Suriye'deki bu olumlu gelişme “Misal teşkil eder mi?”. İktidar ve Saray'ın kan beynine çıkmasın mı?


Dışişleri Bakanı'nın bir sonraki Suriye görüşmelerinde masanın bir yerinde oturan Mazlum Abdi ile karşılaştığında yüzünün alacağı rengi merak etmiyorum desem yalan olur. Aynen Şara gibi, Abdi de dün terörist idi bugün bir siyasetçi olarak ülke kaderi hakkında söz söyleme ayrıcalığına sahip.


Akıllı bir okuyucum, “Onu merak edeceğine, İmralı'daki ile muhafazakar-milliyetçi kanadın liderini niye yan yana düşünmüyorsun? Çok mu uzak ihtimal?” diye uyardı. Bir okuyucudan yenebilecek ters köşe golü bu olsa gerek ama çok haklı!


Bu haberler de ilginizi çekebilir