Pencereden seyredilen yıkılış!

Okuma Süresi 6 dkYayınlanma Pazartesi, Nisan 20 2026
Paylaş
X Post
Pencereden seyredilen yıkılış!

Hürmüz Boğazı'na sıkışan bir aylık İran-ABD krizi nedense bu hafta popülaritesini geçici olarak Macaristan seçimlerine bırakıverdi. Her gün takip ettiğim yabancı haber sitelerinde gezerken, bir an browser'in Ortadoğu krizi öncesi haberlere takılı kaldığı endişesine bile kapıldım. Google Chrome'un bu tür sürprizleri olmuyor da değil hani!


Uzun süre iktidarda kalan liderlerin beklenmedik bir anda seçim kaybetmeleri genç yaşta gelen kalp krizlerine benziyor; gelince affetmiyor. Partinin eski olması direncinin de nihai olmasını gerektirmiyor. Doktorlar bu beklenmedik krizlerin öldürücü olduğunu söylüyorlar. Onaltı yıldır iktidarda kalan Orban'ın otokratik rejimine alkış tutanların yakalandığı derin sarsıntıya şaşırmayın; aniden geldi ve kalıcı hasar bıraktı.


Avrupa'nın bir taraftan Putin-Ukrayna, diğer taraftan İsrail-Filistin-Lübnan üçgeni ve son olarakta İran açmazında kafasını kaşıyacak hali yoktu. Macaristan seçimlerini de kendi haline bırakmışlardı ki, demokrasi adına beklenmedik bir netice çıktı. Seçimle gitmemeye kararlı otokratik idarelerin iktidarda ebedi kalışlarını perçinlemek için ellerinden geleni yaptıkları bir zamanda olmadık ve beklenmedik değişimler her zaman mümkün. 


Macaristan bu tecrübeyi Avrupa ülkesi olmaya, bir de eski liderinin dünya ile sürekli çatışma üzerine kurduğu önü karanlık sürtüşmelere borçlu olduğu kesin. Macaristan halkı on altı yıldır dinlediği soğuk savaş marşlarından iyice sıkıldığını seçim sandığına yansıtarak gösterdi. Öyle olmalı ki, yeni lider seçimi kazanır kazanmaz, devlet televizyonunu kapatıverdi. Macar aydın ve entelektüeller için demokratik havanın eseceğine dair en önemli işaret bu olsa gerek. “Devlet Televizyonu!” anlayışı, soğuk savaş dönemlerinin sembol kavramlarından biri olarak hatırlanıyor.


Türkiye'de iktidarın yakından takip edip de umursamaz görünmeye çalıştığı iki hareketlenme var; biri sosyal patlamalar, diğeri otokratik iktidarların devrilmesi. Diger siyasi değişikliklerle fazla ilgilenmiyorlar. Son yirmi yıldır iktidarın yanında yer aldığı ülkelere bakınca ne kadar haklı olduğumuzu daha iyi anlıyoruz. İran'da on beş günlük sokak gösterilerinde verilen can kaybına sessiz kalıp sistemi meşrulaştırma gayretleri bu yüzdendi. Savaşa rağmen İran'da rejim aleyhtarı gösterilerde suçlu bulunanların yargısız infazlara suskunluk da benzer reflekslerin bir neticesi.


Macaristan seçimlerindeki sürprizin parça tesirini hafifletmek için kolları sıvayan Saray Medyası mevcut iktidar hakkında akla gelebilecek şüphe ve endişeleri gidermeye çalışıyorlar. Akıllarınca “Tamam, bizim de iktidarımız çeyrek asra dayandı ama, biz öyle değiliz!” demeye çalışırken “Şecaat arzederken, sirkatin söyler!” tuzağına düştüklerinin farkında değiller. “Türkiye'de otokrasi var!” demenin, başta cumhurbaşkanına hakaret olmak üzere, devlet güvenlikte yargılanmanın en meşru gerekçesi olduğunu hatırlayıp, burada nokta koyalım.


Macaristan halkı son seçimlerle iktidar değişimini gerçekleştirmekle kalmadı, demokratik egzersizlere devam edeceği sinyalini de vermiş oldu. Viktor Orban 2016'da seçimleri kazandığında, seçim başarısını “Başarımız ta ay'dan görülebilecek kadar görkemli!” diyesiymiş. 2016'da Çin Seddi, Piramitler ve bir de Orban'ın seçim zaferi ay'dan görülme ayrıcalığına ulaşmış. Liderin kutsandığı yerlerde, sıradan bir seçimin bile kozmolojik hadiselere dönüşmesine nedense pek yabancı değiliz. 


Demokratik tecrübelerde iktidarı kaybetmek büyük yıkılış ve devrilişlerin değil, bir sonraki iktidar yarışının başlangıç tarihi olarak kabul ediliyor. Sürekli tekrarlanan seçim aktivitesinin Ay'dan görülüp, yıldız yağmuru ile kutsanmasına gerek yok. Öyle olmalı ki, Orban'ı koltuğundan eden yeni lider “Seçim zaferimiz ay'dan görünmüyor ancak, on altı yıldır evlerine hapsolan bütün Macar Halkı'nın mütevazi pencerelerinden seyrediliyor!” esprisi çok daha anlamlı ve yerinde.


Otokrasiye düşkün divanelerin Macaristan benzeri her tecrübede tansiyonlarının yükseldiğini tahmin ediyoruz. Macaristan Halkı şimdi, on altı yıldır dünyaya kapalı pencerelerinden geçmiş seçimin ani kalp krizi ile yere serdiği iktidarın enkazını da  seyrediyor olmaktan dayanılmaz bir mutluluk yaşıyor olmalı. Liderin değil, otokrasinin yıkılışından...