Strazburg’da AİHM Kararları Masada: Ayşe Buğra Kavala’dan AKPM’de "Jeopolitik Çıkar" Uyarısı

⏱ Okuma Süresi 5 dk•Yayınlanma Perşembe, Ekim 1 2026
Paylaş
X Post
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) Strazburg’daki sonbahar oturumunda, Hukuki İşler ve İnsan Hakları Komisyonu bünyesindeki AİHM Kararlarının Uygulanması Parlamenter Ağı tarafından Osman Kavala’nın durumuna ilişkin bir oturum düzenlendi. Oturuma katılan Kavala’nın eşi Prof. Dr. Ayşe Buğra Kavala ve avukatı Prof. Philip Leach, AİHM kararlarının uygulanmamasının insan hakları ve hukuk düzeni açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.
Strazburg’da AİHM Kararları Masada: Ayşe Buğra Kavala’dan AKPM’de "Jeopolitik Çıkar" Uyarısı

İş insanı Osman Kavala, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2019, 2022 ve 2026’daki ihlal ve tahliye kararlarına rağmen 2017’den bu yana cezaevinde tutuluyor.

Oturumda YENİ Parti’den Namık Tan, Yunus Emre ve aynı zamanda AİHM Kararlarının Uygulanması Parlamenter Ağı Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen; DEM Parti’den Sevilay Çelenk; CHP’den Aysu Bankoğlu; AK Parti’den Seda Gören ile Zeynep Yıldız yer aldı.

“Jeopolitik çıkarlar insan haklarının önüne geçmemeli”

Oturumda söz alan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Buğra Kavala, eşinin cezaevinde geçirdiği dokuz yılın ardından geçen her yeni günü kabullenmenin giderek zorlaştığını belirtti. Olası bir yeniden yargılama sürecinin yine aynı hukuksuz sonuçla bitebileceğine dikkat çeken Buğra, AİHM ve Bakanlar Komitesi kararlarının uygulanmamasının doğrudan insan hakları sözleşmesine bir meydan okuma anlamına geldiğini ifade etti.

Türkiye’nin 1949’dan bu yana Avrupa Konseyi üyesi olduğunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni anayasasının bir parçası kıldığını hatırlatan Buğra, jeopolitik ve ekonomik çıkarların insan hakları değerlerinin önüne geçirilmesinin otoriterleşmeyi tırmandırdığı uyarısında bulundu. 2023 Václav Havel İnsan Hakları Ödülü sahibi Kavala’nın davasının kişisel bir trajedinin ötesinde anlam taşıdığını vurguladı.

Kavala’nın avukatı Prof. Philip Leach ise Strazburg Mahkemesi’nin üç ayrı kararına rağmen tahliyenin gerçekleşmediğini hatırlattı. Türkiye’de iç hukuk yollarının artık bir sonuç vermediğini kaydeden Leach, Tamamlayıcı Ortak Prosedür veya henüz başvurulmamış yaptırım mekanizmalarının gündeme gelmesi gerektiğini söyledi. Leach, davanın Avrupa Konseyi ve AİHM için bir güvenilirlik ve prestij testi olduğunu vurguladı.

Vlasenko’dan AKP’li vekile sert tepki: “Muhalefet şerhi değil, AİHM kararı bağlayıcıdır”

Oturumda söz alan AKP milletvekili Seda Gören, Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerine bağlı olduğunu iddia ederek davanın hukuki bir konu olarak görülmesi ve önce iç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiğini savundu. Gören, Ağustos ayındaki Büyük Daire kararında Türkiye hakimi Saadet Yüksel’in düştüğü muhalefet şerhine sığınarak Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvuru sürenin aşırı olmadığını ileri sürdü.

AİHM Kararlarının Uygulanması Raportörü Ukraynalı vekil Sergey Vlasenko, AKP’li Gören’in sözlerine doğrudan yanıt verdi. Karardaki muhalefet şerhlerinin hiçbir hukuki bağlayıcılığı bulunmadığını hatırlatan Vlasenko, “AİHM kararı bağlayıcıdır, muhalefet şerhleri değil. Katılırsınız ya da katılmazsınız ama AİHM kararlarını uygulamak zorundasınız” ifadeleriyle tepki gösterdi. Vlasenko, Türk hükümet yetkililerinin konuyu “iç mesele ve yargı bağımsızlığı” şeklinde sunmasını da eleştirerek, AİHM kararlarını uygulamanın hakimlerin ötesinde doğrudan Türk devletinin ve hükümetinin bir görevi olduğunu vurguladı.

Ermeni milletvekili Aram Vardevanyan da Gören’in tutumunun İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve AİHM’in itibarına açık bir tehdit oluşturduğunu belirtti.

YENİ Parti Milletvekili Yunus Emre, Gezi davasının tamamen siyasi bir nitelik taşıdığını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere hükümetin davaya doğrudan müdahale ettiğini belirtti. Emre, AİHM’in 18. madde ihlali kararının Kavala’nın susturulma amacıyla tutuklandığını hukuken tescillediğini ifade etti.

Gökçe Gökçen ise Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) işlevsizleştirildiğini, Tayfun Kahraman ve Can Atalay kararlarının uygulanmadığını hatırlattı. Gökçen, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Başdanışmanı Mehmet Uçum’un Kavala kararını “siyasi proje” olarak nitelendiren ve gerekirse AİHS’ten çıkmayı öneren açıklamalarını eleştirerek Anayasa’nın 90. maddesinin açıkça ihlal edildiğini dile getirdi.