Talih kuşu da First Class uçuyor!

⏱ Okuma Süresi 7 dk•Yayınlanma Pazartesi, Kasım 2 2026
Paylaş
X Post
Talih kuşu da First Class uçuyor!


Tesadüflerle hayatları değişiveren ve ondan sonra yokuş aşağı tam gaz ya da atmosfere doğru roket hızı ile yükselen genç talihlilere imrenmemek mümkün mü?  Hepsinin de biyografilerini renklendirecek birbirinden özel rastlantı ve başarı hikayeleri var. Başarınız varsa anlattığınız hikayeye herkes kulak kesilir.


Musk'ın annesi oğlu Elon'ın hala garajda yattığını paylaştı. Bir süreliğine (dört ay) Trump kabinesinde misafir oyuncu olarak katılan aynı Musk Oval ofisin bitişiğindeki odada şişme yatak üzerinde uyumuş. Olayı yakından bilenler, Musk'ın gecenin geç saatlerine kadar internette oyun oynadığını söylüyorlar. Oğul Musk'ın artık bu tür hikayelerle piyasa ve takipçi oluşturmaya ihtiyacı yok ama yine de milyonlarca alıcısı var.


Fon skandalı herkesin yediği ama kokusundan rahatsız olduğu sarımsağa döndü. Gelin etseniz talibi yok. Medya da hızının kesildiğine bakmayın. Derin kulislerin en civcivli konusu hala o! Dini hassasiyeti olduğu izlenimi verenlerin “Biz fon bilmezdik. Uçak yolculuğunda yanımda oturan biri “Şöyle bir şey var! Bir koyuyorsun üç ay sonra kazancın üçe katlanıyor!” diye kanıma girdi!” diye skandala bulaşmış olmanın pişmanlığını paylaşmış. Ee, zaten birbiri ardına patlayan saadet zinciri dolandırıcılık şebekeleri böyle oluşmuyor mu? Mahallenin en şerli ve ipsiz-sapsız tipleri için “İyi çocuktu. Arkadaşları kanına girdi!” diyerek evlatlarına toz kondurmayan aile fertleri başka nasıl teselli olacak?


Borsada iş yapmanın dini hükmü bu satırların yazarını ilgilendirmiyor. Şüphelerden uzak kalmanın dini bütünlüğün önemli göstergesi olmaktan çıkalı uzun zaman oldu. Genç girişimci ve modern hayattan kıyasıya nasibini almanın peşine düşmüş yeni jenerasyonlar için ahlaki tavsiyeler borsada işlem hacmi oluşturmuyor.


Doğru zamanda doğru yerde doğru insanlarla bulunmak herkesin kârı değil. Halbuki modern zamanın zenginleri bu üçlemeyi bir araya getirdikleri ya da aynen yukarıdaki “masum delikanlılar!” gibi kaderin yollarına su döküvermesi ile piyangoyu vuruyorlar. Memur, emekli, dul ve yetim maaşı ile geçinmeye çalışanlar, ömür tüketip elde ettikleri emekliliklerinin bile kendilerine çok görülmesini sineye çekmek durumundalar.


Piyasaların altını üstüne getiren borsa krizinde ismi geçenler hakkında ilginç ceza ve yaptırımlar konuşuluyor. Ekonomiden sorumlu bakanın ilk aklına gelen “gönüllü iade!” oldu. Acaba o da, hadiseyi iktidar için çalışan adalet mekanizması gibi zamana yaymaya mı karar verdi dersiniz? Halbuki herkes sayın bakandan fon krizi öncesi ve sonrasında oluşan kara deliğin nasıl kapatılacağı konusunda rakamlara bağlı makul izahlar bekliyordu. Bu konuda resmi rakamları paylaşması gereken de o. Yoksa, ağzında bakla ıslanmayan ve meclis mesaisini kulis dedikoduları ile geçiren devletliler zaten yeterince kirlilik oluşturuyorlar.


Geç de olsa -zaten her zaman geç kalıyor- Saray'dan yapılan açıklamalar dahi kriz konusundaki merak ve endişeleri dağıtmaya yetmedi. Son yapılan anketler beklenenin ötesinde halkın fon krizi ile ilgilendiğini tesbit etmiş.


Memur, emekli, dul ve yetimler kategorisine mahkum olanlar için çok fazla seçenek yok. Neyse, bu halimizle Nasrettin Hoca'nın kaderine ortak olmak gibi bir ayrıcalığımızdan dolayı sevinebiliriz. Merhum yakın arkadaşına “Evde şeker olsa un yok. Un olsa şeker yok. İkisi olsa yağ yok. Üçünün bir yerde olduğu yerde de ben yokum!” diye dert yanar. Hem genç değiliz, hem girişimci sayılmıyoruz, hem de uçak yolculuklarında yan koltuğa hayatımızı değiştirecek devlet kuşları oturmuyor. Yoksa bu devlet kuşları sadece first class uçan talihlilerin omuzuna konuyor olmasın?


Daha yirmi beş yaşında uçakta tanıştığı birinin tavsiyesi (!) ile bir anda milyarder oluveren genç girişimcilerin acemilik ve toyluklarına kurban gittiklerini anlıyoruz da, saçı başı ağarmış, âbâ-emcâd yoksulluk yüzü görmeyecek kadar ileri yaş hırslarına yenilen iktidar mensuplarının elle tutulacak yeri yok!