Türkiye’nin on yıllık KHK travması: 4 bin 339 kişinin tanıklığında toplumsal, ekonomik ve psikolojik yıkım

Türkiye’nin 81 ilinden 4 bin 339 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen kapsamlı araştırma, idari kararların bireylerin hayatında oluşturduğu sivil ölüm, ekonomik çöküş ve psikolojik tahribatın boyutlarını gözler önüne seriyor.
Örneklem ve Araştırmanın Kapsamı
Aralık 2025 - Ocak 2026 tarihleri arasında CAWI tekniğiyle yürütülen araştırmaya katılan 4 bin 339 kişinin %87,4’ünü (3793 kişi) OHAL ve/veya KHK mağdurları, %8,5’ini (368 kişi) mağdur yakınları ve %4,1’ini (178 kişi) ise doğrudan mağduriyeti olmayan bireyler oluşturdu. Resmi verilere göre KHK'larla adli işlem yapılan 720 bin kişinin doğrudan, 3 milyon insanın ise ikincil (mağdur yakını) düzeyde etkilendiği bu süreç, bireylerin yaşam dünyasında derin bir sosyolojik kırılma oluşturdu.
Araştırma; Giorgio Agamben’in “istisna hâli”, Orlando Patterson’un “sosyal ölüm” ve Dean Spade’in “idari şiddet” teorileri ışığında, mağdurların bizzat kendi anlatıları üzerinden betimsel bir içerik analiziyle ele alındı.
1. Aile Kurumunun Çözülmesi ve Sosyal Tecrit
KHK ihraçlarının bireyler üzerindeki en sarsıcı etkilerinden biri aile ve akrabalık bağlarının kopması oldu. Belirsizlik, ekonomik çöküş ve toplumda yayılan korku iklimi en temel dayanışma ağlarını sarstı:
Boşanmalar ve Duygusal Kopuşlar: Ağır stres ve ekonomik krizler eşler arasında güven kaybına yol açarken, birçok evlilik boşanmayla sonuçlandı ya da çocuklar nedeniyle mecburi birer "ev arkadaşlığına" dönüştü. Katılımcı K1, "Yaşadığımız ekonomik zorluklara eşim daha fazla sabredemedi. 2024 yılı Kasım ayında 20 yıllık yuvamız dağıldı" sözleriyle bu yıkımı özetledi.
Öz Aileler Tarafından Reddedilme: Medya ve siyasetin ürettiği nefret söyleminin aile içine sirayet etmesiyle, bazı mağdurlar anne ve babaları tarafından "terörist" ilan edilerek evlatlıktan reddedildi. K2 kodlu katılımcının "Öz babam 'kefere' dedi. Annem işe dönmemem için dua etti çünkü 'reis' unvanlı birine yanlış yapmışım" şeklindeki ifadesi, siyasi kutuplaşmanın aile bağlarını nasıl zedelediğini kanıtladı.
Akraba Çevresinde Fırsatçılık: Kardeş ve yakın akrabaların selamı sabahı kestiği, hatta "terörist" damgasını fırsat bilerek mağdurların ticari birikimlerini ve miras haklarını gasp ettiği vakalar rapora yansıdı.
Sokakta, camilerde ve sosyal çevrelerde sistematik bir linç kültürüne maruz kalan bireyler, sivil bir tecrite mahkûm edildi. Komşuların esnaflık yapan mağdurları hedef göstermesi ve gizli ihbar mekanizmaları, kişileri tamamen yalnızlaştırdı.
2. Ekonomik Şiddet, Mülkiyet Kaybı ve Emek Sömürüsü
On yıllık mesleki birikimlerini ve kariyerlerini bir anda kaybeden kamu görevlileri, derin bir yoksulluk sarmalına itildi:
Derin Yoksulluk ve Varlıkların Satılması: Avukatlık ve mahkeme masraflarını karşılayabilmek için evlerini, arabalarını, altınlarını ve hatta çocuklarının kişisel eşyalarını satan mağdurlar icralık oldu. TMSF tarafından el konulan altınların yıllar sonra değerinin çok altında ve Türk Lirası olarak iade edilmesi, ekonomik kayıpları katladı.
Ölümcül İş Kazaları ve Emek Sömürüsü: SGK sistemindeki ihraç kodları (Örn: Kod-36) yüzünden kendi mesleklerini yapamayarak çobanlık, hamallık ve ağır sanayi gibi işlere yönelen eski kamu görevlileri, tecrübesizlik nedeniyle ölümcül iş kazalarına kurban gitti. K7 kodlu bir mağdur, bilmediği ağır sanayi işinde çalışırken geçirdiği kaza sonucu %99 engelli kaldığını belirtti. Özel sektörde ise "vatan haini" yaftasının bir tehdit aracı olarak kullanılarak sigortasız ve asgari ücretin altında çalıştırılma vakaları yaygınlık kazandı.
3. Gözaltı, Sorgu ve Cezaevlerindeki Hak İhlalleri
Emniyet ve cezaevi süreçlerine dair paylaşılan ifadeler, masumiyet karinesi ve işkence yasağının ağır şekilde ihlal edildiğini ortaya koydu:
Fiziksel ve Psikolojik İşkence: Gözaltı merkezlerinde kaba dayak, uykusuz bırakma, ölümle tehdit etme ve eş/çocuklara zarar verme şantajıyla itirafçılığa zorlama pratikleri yaşandı. K10 kodlu katılımcı, ezan okunurken durması için yalvarmasına rağmen polisin hakaret ederek şiddete devam ettiğini, bu yüzden hâlâ ezan sesi duyduğunda kulaklarını kapattığını ifade etti.
Cinsiyet Temelli Şiddet: Kadın mağdurların ev baskınlarında ve nezarethanelerde maruz kaldığı çıplak arama dayatmaları, ağır küfürler, insanlık dışı aşağılamalar ve cinsel taciz iddiaları raporun en sarsıcı bölümleri arasında yer aldı.
4. Beden ve Ruh Sağlığında Çöküş: Kronik Hastalıklar ve İntiharlar
Yaşananlar sadece sosyal ve ekonomik bir kriz olmaktan çıkıp halk sağlığı boyutuna ulaştı:
Ölümcül Hastalıklar ve Somatik Tepkiler: Sürekli korku, kaygı ve üzüntü hali; cilt, prostat, meme ve kan kanserleri, kalp krizleri, beyne pıhtı atması, yüz felci ve ağır diyabet gibi kalıcı hastalıklara zemin hazırladı.
İntihar Vakaları ve Teşebbüsleri: Suçsuz yere hapis yatmak, aileye ve çocuklara bakamamak, yoğun bir intihar eğilimi oluşturdu. Birçok mağdur ölümün eşiğinden dönerken, bazıları ve çocukları yaşamına son verdi. Yaşlı anne, baba ve eşlerin üzüntüden felç geçirerek ya da kalp kriziyle hayatını kaybettiği, hapisteki kişilerin cenazelerine katılmasına izin verilmediği kayda geçti.
5. Çocukların Geleceği ve Travmanın Boyutları
KHK sürecinin en ağır faturasını gelişim çağındaki çocuklar ödedi:
Gelişimsel ve Ruhsal Bozukluklar: Gece yarısı ev baskınlarına, anne-babalarının ters kelepçeyle götürülmesine şahit olan çocuklarda konuşma yetisinin kaybı (mutizm), kekemelik, epilepsi ve ağır anksiyete görüldü.
Akran Zorbalığı ve Aidiyet Kaybı: Okullarda "terörist çocuğu" olarak fişlenen ve dışlanan çocuklar eğitimden koparken, ergenlik çağındaki gençlerde devlete ve dinî değerlere karşı yabancılaşma, inanç kaybı ve sekülerleşme eğilimleri gözlemlendi.
Sonuç: Hukuki Restorasyon ve Toplumsal Barış Çağrısı
Raporun sonuç bölümünde ve mağdur beyanlarında; yaşanan onca yıkıma rağmen mağdurların şiddet ve intikamı kesinlikle reddettiği vurgulanıyor. Mağdurlar bir "af" istemediklerini, çünkü suç işlemediklerini belirtiyor; bunun yerine evrensel hukuk sınırlarına dönülmesini, uluslararası yargı kararlarının uygulanmasını ve itibar ile şereflerin iade edilmesini talep ediyor. Krizin çözümünün ise kin ve nefret dilinin terk edilmesinden, geçmişteki haksızlıklarla dürüstçe yüzleşilmesinden ve Türkiye’nin yeniden demokratik bir hukuk devleti zeminine çekilmesinden geçtiği açıkça ifade ediliyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

KADİR GÜRCAN

HÜSEYİN ODABAŞI

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

PROF. DR. ŞERİF ALİ TEKALAN

Kozinoğlu’nun ölümünden önceki son video görüntüle...

KHK'lı askerden haber alınamıyor: Yeni bir kaçırıl...

Kozinoğlu, Fidan, Kurtlar Vadisi... Cevheri Güven'...

Tutuklu yandaş isim Tahir Sarıkaya için MASAK rapo...

Trump karar aşamasında: Masadaki seçeneklerden bir...






