79 ay hapisten sonra bitmeyen işkence: 'İş birliği yapmazsan üzerinden geçerim'

Geçen hafta Fatoş Pınar Türker’in anlatımlarıyla yeniden gündeme gelen ‘işkence ve tehditle ifade alma’ yöntemi, emniyet ve savcılıklarda rutine dönüşen bir hukuksuzluk. KHK mağduru edebiyat öğretmeni Hasan Aksoy’un anlatımları, bu hukuksuzluğun en yeni örneği oldu.
AİHM’in suç olmadığını tescillediği faaliyetleri yüzünden 79 ay hapis yatan Hasan Aksoy, tahliye olduktan sonra da polis takibinden yakasını kurtaramadı. Bir hafta arayla iki kez ‘tanık’ olarak çağrıldığı ifadede Hasan Aksoy, tehditle itirafçı olmaya zorlandığını belirtti.
‘’Yardımcı Olmazsan Üzerinden Geçerim Senin’’
Yaşadıklarını Bold Medya’ya anlatan Hasan öğretmen, Mersin KOM Şube’de bir hafta içinde iki kez uğradığı psikolojik işkenceyi şu sözlerle özetledi: ‘’İki kişiydiler; biri iyi polisi diğeri kötü polisi oynuyordu. Fotoğrafını gösterdikleri isimler aleyhinde beyanda bulunmamı istediler. Tanımadığımı söyleyince İbrahim polis, öfkelendi. ‘Sizin Allah’ınız da yok, peygamberiniz de, kitabınız da. Bak bunu abdestli halimle söylüyorum’ sözlerini ısrarla tekrar etti. Dini değerlerime hakaret ederek beni kışkırtmaya çalıştı. İstediği cevabı alamayınca, ‘Bize yardımcı olmazsan seni burada yaşatmam. Nasıl olsa bir gün elime düşersin. O zaman üzerinden geçeceğim senin’ diyerek tehditlerini sürdürdü.’’
Elemanlaştırma Taktiği: Vaadler ve Tehdit
Tanık olarak çağrıldığı halde gördüğü muameleyi, ‘elemanlaştırma’ manevrası olarak yorumlayan Hasan Aksoy, anne babasının da baskılardan payını aldığını söyledi. ‘’Evimizi gece yarısı bastılar; ‘Yanlış adresmiş’ deyip gittiler. Yüksek tansiyon hastası annem, kalp hastası babam çok endişeye kapıldı.’’ diyen Hasan Aksoy, evin önünde günlerce park ederek gözdağını sürdüren polisin, istenen ifadeyi vermesi durumunda iş ve maddi refah vaad ettiğini vurguladı.
Sosyal soykırımdan kaçarken 2018’de eşini ve evladını Ege sularında kaybettikten sonra 6,5 yıl hapis yatan Hasan Aksoy’un karşı karşıya kaldığı hukuksuzluk, emniyet süreciyle sınırlı değil. Hapis günlerinde sayısız ayrımcılık örneği yaşadığını anlatan Aksoy, Tarsus Cezaevi’ndeki hukuksuzlukların, infaz koruma memurları ve cezaevi ikinci müdürünün keyfi ve kindar tutumlarından kaynaklandığını belirtti.
Abdullah Hoşaf’ın Derebeylik Düzeni
Hasan öğretmen, cezaevindeki keyfi işleyişi şu örnekle anlattı: ‘’İnfaz koruma memuru Sofi Hasan, etrafına güler yüzlü davranır, bizim koğuşa gelince birden değişirdi. Kaba ve sert konuşur, yemekleri az vererek, kapıyı çarparak hepimizi huzursuz etmekten haz duyardı. Vardiyada bot giyme zorunluluğuna rağmen Sofi Hasan, sürekli terlikle dolaşırdı. İkinci müdür Abdullah Hoşaf’a çok yakın olduğundan ona kimse ses çıkaramazdı. Cezaevindeki tüm hukuksuzluklar, ikinci müdür Abdullah Hoşaf’ın korumasındaki memur Sofi Hasan ile baş memurlar Yahya ve Alpaslan’ın icraatıdır. Tüm çalışanların çekindiği bu dörtlü, cezaevinde adeta terör estirirdi.’’
”Bütün Keyfilikleri Kayda Geçirdim”
Cezaevinde kaldığı süre içinde sağlığa erişimden gördüğü ayrımcılığa kadar hukuksuzlukları dilekçeyle kayıt altına aldığını anlatan Hasan Aksoy, sözlerini şöyle tamamladı: ‘’Mücadeleci karakterim yüzünden gardiyanlar bile tahliyeme şaşırdılar. Benim dünyada kaybedecek bir şeyim zaten kalmamıştı. Haksızlığı yapanın yanına kalmaması için elimden geleni yaptığımı düşünüyorum.’’
Türkiye’de son 10 yıla damgasını vuran KHK kıyımını iliklerine kadar yaşadığını dile getiren edebiyat öğretmeni Hasan Aksoy, tahliye sonrası bile yakasını bırakmayan hukuksuzluk yüzünden Almanya’ya sığındı. 37 yaşındaki Aksoy, özgür ve güvenli yeni bir hayat kurmak için Alman otoritelerinin kararını bekliyor.
KAYNAK: BOLD MEDYA - NECDET ÇELİK
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ARİF ASALIOĞLU

ABDULLAH AYMAZ

KADİR GÜRCAN
ESRA BÜYÜKCOMBAK












