Avrupa Konseyi’nde Türkiye’ye Yönelik Yeni Yargı Tartışması: Hakim ve Savcılara Yaptırım Çağrısı

Tasarıda özellikle Osman Kavala davasına dikkat çekilerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin başlattığı ihlal sürecine rağmen Kavala’nın hâlâ serbest bırakılmamasının ciddi bir hukuk ihlali olduğu vurgulandı. Metinde, yargı sürecinin Selahattin Demirtaş davasında olduğu gibi siyasi amaçlarla kullanıldığı ve bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesinin ihlali anlamına geldiği ifade edildi.
Tasarı yalnızca bireysel davalarla sınırlı kalmadı. Yalçınkaya v. Turkey kararına da geniş yer verilen metinde, bu kararın “Türkiye’de hukukun üstünlüğünün bulunmadığını gösteren bir dönüm noktası” olduğu belirtildi. AİHM’in bu kararında, “kanunsuz suç olmaz” ilkesinin (AİHS md. 7) sistematik biçimde ihlal edildiği tespitine atıf yapılarak, söz konusu ihlallerin on binlerce davayı etkilediği kaydedildi.
Tasarıda, AİHM içtihatlarına aykırı karar vermeye devam eden yargı mensuplarının bireysel sorumluluğunun altı çizilirken, bu durumun münferit değil, yaygın bir yargı pratiğinin parçası olduğu değerlendirmesi yapıldı.
Metnin en dikkat çekici bölümü ise yaptırım çağrısı oldu. AKPM, daha önce aldığı 2518 (2023) sayılı karara atıfta bulunarak, Avrupa Birliği ve üye devletleri Magnitsky Yasaları benzeri mekanizmaları devreye sokmaya davet etti. Bu kapsamda, insan hakları ihlallerinden sorumlu olduğu değerlendirilen hakim, savcı ve diğer yetkililere yönelik bireysel yaptırımların uygulanabileceği ifade edildi.
Söz konusu yaptırımlar arasında seyahat yasakları, malvarlığı dondurma ve uluslararası finans sistemine erişimin kısıtlanması gibi önlemler yer alıyor. Ancak bu tür yaptırımların hayata geçirilmesi, doğrudan AKPM’nin değil, Avrupa Birliği ve üye ülkelerin siyasi kararına bağlı bulunuyor.
Uzmanlara göre, bu girişim Türkiye’ye yönelik doğrudan bir yaptırım kararı anlamına gelmese de, uluslararası alanda yargı uygulamalarına yönelik baskının artacağının işareti olarak görülüyor. Özellikle Yalçınkaya kararının tasarıya dahil edilmesi, tartışmanın bireysel dosyaların ötesine geçerek sistematik bir hukuk sorunu olarak ele alındığını ortaya koyuyor.
AKPM’deki bu adımın, önümüzdeki dönemde Avrupa kurumları ile Türkiye arasındaki hukuk ve insan hakları tartışmalarını daha da yoğunlaştırması bekleniyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

PROF. DR. OSMAN ŞAHİN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

HÜSEYİN ODABAŞI













