Ekonomi Yönetimin Korku Dağları Sardı! MSCI Kararı Sonrası Açıklamalar Sıralandı!

⏱ Okuma Süresi 7 dk•Yayınlanma Cuma, Ekim 16 2026
Paylaş
X Post
MSCI’nın Türkiye piyasalarına yönelik sert uyarısının ardından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz peş peşe açıklama yaptı. Şimşek, yeni yasal düzenlemelerin 2027 başına kadar tamamlanacağını söyledi. Yılmaz da yeni bir kanun teklifinin hazırlandığını açıkladı.
Ekonomi Yönetimin Korku Dağları Sardı! MSCI Kararı Sonrası Açıklamalar Sıralandı!

MSCI’nın Türkiye sermaye piyasalarında bazı endeks değişikliklerini dondurmasının ardından ekonomi yönetiminden art arda açıklamalar geldi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sermaye piyasalarında şeffaflığın artırılması, fon yoğunlaşmalarının sınırlandırılması ve “koordineli işlemler” dahil piyasa suçlarıyla mücadele için yeni düzenlemeler yapılacağını duyurdu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise sorunlu fonların tasfiyesine devam edildiğini, gelecek hafta Meclis’te görüşülmesi beklenen kanun teklifinin ardından sürecin hızlanacağını söyledi.

Her iki açıklamada da önümüzdeki dönemde yeni kanuni ve idari düzenlemeler yapılacağı vurgulandı. Şimşek 2027 yılı başına kadar sermaye piyasası suçlarıyla mücadeleyi güçlendirecek yasal değişikliklerin tamamlanmasını hedeflediklerini belirtirken, Yılmaz sermaye piyasalarında “yapısal iyileştirmeleri” içeren yeni bir kanun teklifi üzerinde çalışıldığını açıkladı.

Şimşek: “Yasal düzenlemeleri tamamlayacağız”

Mehmet Şimşek, uluslararası endeks sağlayıcıların değerlendirmelerinin dikkate alındığını belirterek SPK’nın son dönemde attığı adımları sıraladı. Şimşek’in açıklamasının tamamı şöyle:

“Sermaye piyasalarında şeffaflığı artıran ve yatırımcı güvenini güçlendiren önemli düzenlemeler ilgili kurumlar tarafından yapılmaktadır.

Uluslararası endeks sağlayıcıların değerlendirmelerini de dikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulunun düzenlemeleriyle bilgi akışı güçlendi, nihai pay sahipliği daha şeffaf hale geldi.

Ağustos ayı sonunda açıklanan Fon Rehberi ile serbest fonların portföylerini haftalık açıklaması, TEFAS’ta işlem gören fonlarda belirli pay sahipliği eşiklerinin aşılması veya altına düşülmesinin duyurulması sağlandı. Fonlara yoğunlaşma limitleri getirildi. Borçlanma işlemlerinin organize piyasalarda ve teminatlı yapılması zorunlu oldu.

Düzenlemelerin sonuçlarını yakından izleyerek, tüm paydaşlarımızla istişare içinde gereken ilave adımlar gecikmeden atılacaktır.

Önceliğimiz, sorunlu fonların tasfiyesini tamamlamak ve yatırımcıların haklarını korumaktır. Piyasaların adil ve rekabetçi işleyişini bozanlara karşı yaptırımlar kararlılıkla uygulanacaktır.

Fonların koordineli işlemleri dahil sermaye piyasası suçlarıyla mücadeleyi güçlendirecek yasal düzenlemeleri 2027 yılı başına kadar tamamlamayı planlıyoruz.

Amacımız yatırımcı haklarının korunduğu şeffaf, güvenilir ve etkin bir sermaye piyasası oluşturmaktır.”

Yılmaz: “Kanun teklifi sonrasında süreç daha da hızlanacak”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da kısa süre sonra yaptığı açıklamada, sorunlu fonların olağan ve olağanüstü yöntemlerle tasfiye edildiğini ve yeni düzenlemeler üzerinde çalışıldığını bildirdi. Yılmaz’ın açıklamasının tamamı şöyle:

“Sorunlu fonlarla ilgili gerekli adımlar atılmaktadır. Meclisimizde gelecek hafta görüşülmesi beklenen Kanun Teklifi sonrasında süreç daha da hızlanacaktır.

Bir yandan sorunlu fonlar olağan ve olağanüstü usullerle tasfiye edilerek sermaye piyasalarımızın yapısı güçlendirilirken, diğer yandan benzer sorunların bir daha yaşanmaması için gerekli idari adımlar atılmaktadır. Önümüzdeki dönemde sermaye piyasalarımıza ilişkin yapısal iyileştirmeleri öngören Kanun Teklifi hazırlıkları da kapsamlı bir şekilde sürdürülmektedir.

Kalkınma politikalarımızın kıymetli bir unsuru olarak gördüğümüz sermaye piyasalarını uluslararası standartlar çerçevesinde idari kararlarla ve Kanuni düzenlemelerle güçlendirmeye devam edeceğiz.”

Tartışma yalnızca kanun eksikliği değil

Şimşek ve Yılmaz’ın açıklamalarında çözümün önemli bir bölümü yeni kanunlara, yeni idari düzenlemelere ve yapısal değişikliklere bağlanıyor. Ancak fon krizinde cevap bekleyen temel mesele yalnızca mevzuatın yeterli olup olmadığı değil; mevcut denetim ve gözetim yetkilerinin neden zamanında kullanılmadığı.

Şimşek’in açıklamasında dahi “fonların koordineli işlemleri”, fon yoğunlaşmaları ve piyasaların adil işleyişini bozan işlemler açık biçimde sorun olarak sıralanıyor. Fon krizinden önce olağanüstü getiriler, belirli hisselerde yoğunlaşmalar ve sert fiyat hareketleri uzun süre devam ederken düzenleyici kurumların neden daha erken müdahale etmediği ise yeni kanunlardan bağımsız olarak yönetim ve denetim mekanizmasının nasıl işletildiği sorusunu gündemde tutuyor.

Dolayısıyla yeni düzenlemeler gelecekte benzer olayların önüne geçmek açısından önemli olsa da mevcut dosyada asıl cevap bekleyen sorulardan biri değişmiyor: Kurumların elindeki mevcut yetkiler neden zamanında ve etkili biçimde kullanılmadı?

MSCI ne demişti?

Mehmet Şimşek ve Cevdet Yılmaz’ın açıklamaları, MSCI’nın 15 Ekim’de Türkiye için aldığı kararın hemen ardından geldi.

Dünya çapında büyük yatırım fonlarının takip ettiği endeksleri hazırlayan MSCI, Türkiye hisselerine ilişkin bazı olumlu endeks değişikliklerini derhal ve ikinci bir duyuruya kadar dondurdu. Buna göre yabancı yatırımcıya açık kabul edilen pay oranlarındaki artışlar, hisse sayısındaki yukarı yönlü değişiklikler, MSCI Turkey Investable Market Index’e yeni şirket girişleri ve şirketlerin daha üst ölçekli endekslere yükseltilmesi uygulanmayacak.

MSCI kararının gerekçesinde, kurumsal yatırımcıların bazı küçük halka açık şirketlerle yakından bağlantılı fonlar üzerinden “olası koordineli işlemlere” ilişkin ciddi kaygıları bulunduğunu belirtti. Kuruluş, bunun halka açıklık oranlarının güvenilirliğini ve piyasa bütünlüğünü zedelediğini açıkladı.

MSCI ayrıca gerçek pay sahipliğinin daha açık hale getirilmesini, koordineli işlemlere karşı güçlü gözetim ve yaptırım uygulanmasını ve gerçek halka açıklık oranlarının bağımsız olarak doğrulanabilmesini istedi. Türkiye’nin attığı son adımları ise “başlangıç niteliğinde” değerlendirdi. 

En kritik uyarı ise Haziran 2027 için yapıldı. MSCI, bu tarihe kadar yeterli ilerleme görülmezse Türkiye’nin halen bulunduğu “Gelişen Piyasa” kategorisinden “Sınır Piyasası” veya “Bağımsız Piyasa” statüsüne geçirilmesinin değerlendirmeye alınabileceğini açıkladı.