Özel'den Erdoğan'a sert eleştiri: “Muhalefete hukuksuzlukla müdahale ediliyor”

CHP’nin grup toplantısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) Ankara’daki NATO Zirvesi nedeniyle kapalı olması nedeniyle Eskişehir’de gerçekleştirildi. Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’ne değinen Özel, başkentte haftalardır olağanüstü tedbirlerin uygulandığını anımsattı. “Daha önce NATO zirvelerine ev sahipliği yapan hiçbir ülkede böyle bir özgüvensizlik görülmemiştir” diyen Özel, “Muhalefete saldırıp kendinden olmayana hukuksuzlukla müdahale eden bir iktidarın Türkiye’nin milli menfaatlerini savunamadığını ve savunmayacağını üzüntüyle görüyoruz” şeklinde konuştu. Zirve öncesi yapılan gözaltılar ve tutuklama kararlarına tepki gösterdi.
Özgür Özel’in açıklamalarının önemli bölümleri şöyle:
2 Temmuz’da Sivas’ta Madımak Katliamı’nın acısını paylaştık, ailelerle kucaklaştı. 33 yıldır gözyaşı dinmeyenlerle, içindeki kor ateş sönmeyenlerle birlikteydik. Buradan bir kez daha Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük utançlarından birinde orada kaybettiklerimizi saygıyla anarken, Madımak’ın utanç müzesi olacağı ve o günün utanç günü olarak kanunla Meclis’ten geçeceği güne kadar o acıyı yüreğimizde taşımaya devam edeceğimizi ifade ediyorum.
Değerli arkadaşlar yıllardır bitmeyen, kronik hale gelen, öyle başladığı yılla filan anılmayan, 10 yılı bulan çoklu krizler ortamının içindeyiz. 2018’de parlamenter sistem ortadan kaldırıldı, yerine tek kişilik bir yönetim anlayışı getirildi. Üzerinden tam 8 yıl geçti. O tarihten bu tarihe bırakın, ‘Verin yetkiyi görün etkiyi’ diyenlerin, enflasyonla, hayat pahalılığıyla mücadele, dövizin düşürülmesi, işsizliğin azaltılması, o günden bugüne memleket bir felaket yaşıyor. O günden bugüne milletin yüzü hiç gülmedi.
Demokrasi zedelendi, adalet keyfileşti. Liyakatsizlik derinleşti. İşsizlik, yolsuzluk, enflasyon, hayat pahalılığı, enflasyon her birisi daha kötüye gitti. ‘Enflasyonun belini kıracağız’ dediler, kırılan vatandaşın beli oldu. ‘Yeni bir sistem getireceğiz, iyi olacak’ dediler bu sistem Türkiye’ye gelmedi. Maalesef o günden bugüne Türkiye’ye AK Parti’nin kara düzeni yerleşti. Avrupa’da yoksullukta birinciyiz. Avrupa’da işsizlikte birinciyiz. Avrupa’da yüksek faizde birinciyiz. Gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa’da birinciyiz.
Neden bu milletin hakkını yiyenlere kimse dokunmazken bu düzene karşı duranlara karakol, hapis, sürgün görülüyor? Hiç şüphe yok ki Türkiye’yi bu hale ülkeyi 24 yıldır yönetenler getirdi. Çünkü onlar kendi çıkarlarını milletin çıkarlarının önünde tuttular. Bizi var eden demokrasiden, adaletten saptılar. Demokrasiyi neredeyse tamamen ortadan kaldırdılar. Kendilerinden olmayanlara zulümle muamele etmeye başladılar. Sonunda yozlaşmış, baskıcı, otoriter bir iktidara dönüştüler.
Bugün yıllık enflasyonun yüzde 32,11. Bu oranla Avrupa’da birinci, dünyada beşinci sıradayız. Öyle bir noktadayız ki dünyada enflasyonu bizden daha kötü olan sadece beş ülke var. Bugün Türkiye’de açlık sınırı 35 bin 750 lira. Yoksulluk sınırı 116 bin 500 lira. Ama yeni düzenlemeyle, daha ödenecek zamlı haliyle ödenecek en düşük emekli maaşı 23 bin 500 lira, asgari ücret sadece 28 bin lira. Kaba bir hesapla bugün ülkede sabit aylık alan 29 milyon emekli, işçi, engelli, dul ve yetim var. Hepsi açlık sınırının altında maaş alıyorlar. Bir de hiç ücret almayan 12,5 milyon işsizimiz var. Toplam 41,5 milyon kişiden bahsediyoruz.
Şimdi sadece ve sadece Ocak’tan bugüne kadarki enflasyon kadar, ki kanunen zorunluluk, zam yaparak 23 bin 500 liraya emeklilere ‘Geçinin’ diyor. Altı aydır 28 bin lira diye verdikleri asgari ücret o günkü alım gücüyle 23 bin liraya düştüğü halde, asgari ücrete bütün itirazlarımıza rağmen hiçbiri iyileştirme yapmadılar. Son 10 yılda emekli sayısı yüzde 34 arttı. Yani 10 emekli varken, 13,5-14 emekliye çıktı. Ama emeklilerin milli gelirden aldıkları pay yüzde 15 küçüldü. Emeklilere verecekleri 3 bin 500 liralık zammı, 20 binden 23 bin 500 yapıyor ya, maliyeti 79 milyar lira. Büyük para gibi anlatıyorlar. Oysa bu iktidarın bu yılın ilk beş ayında sadece beş ayında faize ödediği para 1,5 trilyon lira. Yani emeklilere verilen zammın tam 19 katı. Yani bir gün geçmişte ‘Nas’ diyen, o yüzden faizi ellemeyen, o yüzden enflasyonu yüzde 14’lerden yüzde 90’a, gerçekte yüzde 120’ye çıkana kadar seyreden, ‘Faizden korkarım. Nas dururken nasıl faiz vereceksin?’ diyen Erdoğan, bugün emekliye verdiğinin 19 katını sadece beş aylık sürede faiz lobilerine ödemiş durumdadır.
O yüzden bu iktidar emekliye, işçiye değil; faizcilere, tefecilere çalışan, onları zengin eden bir iktidardır. Ne yazık ki bu kara düzende otoyollarda geçiş garantisi vardır. ‘Otoyol yapacağız, cebinizden bir kuruş para çıkmayacak’ diye tarihin en büyük yalanını attılar. Tek bir örnek vereceğim. Son genel seçimlerin yapıldığı Mayıs 2023’te en düşük emekli maaşı 7 bin 500 liraydı. Siz en son oy sandığının başına gittiğinizde, en düşük emekli maaşı 7 bin 500 liraydı. Bugün zamlanmış haliyle söylüyorum. 23 bin 500 lira. Yüzde 213 arttı. O gün son oy verdiğiniz gün Osmangazi Köprüsü’nün geçiş ücreti 184 liraydı, bugün bin 170 lira. Yüzde 534 arttı. Emekliye verilen para yüzde 213 artarken, köprüyü yapan müteahhide verilen para veya köprüden geçiş ücreti yüzde 534 artı.
Değerli arkadaşlar, ülkemiz bugün ve yarın devlet başkanlarının da bulunacağı NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor. (…) Haftalardır Ankaramızda olağanüstü hal uygulanmaktadır. Kendi insanına çile çektiren ve anlamsız paranoyak bir olağanüstü halin içerisindeyiz. Protesto gösterileri yapılabilir diye 225 insan ev baskınlarıyla gözaltına alınmış, önce 178’i tutuklanmış, daha dün 100 gözaltı işlemi daha yapılmıştır. Daha önce NATO zirvelerine ev sahipliği yapan hiçbir ülkede böyle bir özgüvensizlik görülmemiştir.
Elbette NATO üyesiyiz, NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahibiz. Ama NATO’ya körü körüne bağlı olamayız. Her yanlışın arkasında sessiz duramayız. Rusya ve Çin ile doğru, kurumsal, istikrarlı ve güçlü temeller üzerinde yükselen ilişkiler kurmak durumundayız. Unutmayın ki NATO’nun Doğu kanadındaki Soğuk Savaş döneminde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile sınır komşusu olmuş ve batı ittifakının bir bileşeni olmuş ve bu denge politikasının yıllarca dış politikadaki becerikli, iyi eğitimli, geleceği öngören, Türkiye’nin tüm menfaatlerini birlikte gözeten diplomatlarımız ve dışişleri politikalarımız sayesinde çok doğru bir şekilde yürütmüş, böyle bir mirasa sahip bir ülkeyiz. Trump yönetimine tamamen bağımlı bir dış politikanın ülkemize fayda getirmediği ve getirmeyeceği açıktır. Bu nedenle stratejik adımları ortak akılla atmak gerekir. Bu konuda her zaman olduğu gibi yapıcı öneriler sunmaya devam edeceğiz.
O Trump yönetimi ki bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na ‘Aptal olma’ diye mektup yazıp yollayabilmiştir. O Trump ki bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nı malvarlığıyla tehdit edip, geri adım attırabilmiştir. Gazze’de 75 bin kişiyi, çoğu çocuk ve kadın 75 bin insanı katledenlerle bu şekilde yürünemez. Bize her türlü ambargoyu uygulayanların ambargodan vazgeçmeleri için ağzının içine bu şekilde bakılamaz. Türkiye Cumhurbaşkanı’na ‘Biz ona onda olmayanı veriyoruz, meşruiyet veriyoruz. Geri kalan her şeyi onlardan alıyoruz’ diyenlere sessiz kalamaz. ‘Bizden 5 dakika randevu almak için bize yalvarıyorlar’ diyen Dışişleri Bakanıyla iki gün sonra Oval Ofis’te şakalaşılamaz.
O Trump ki Türkiye’ye gelip Anıtkabir’i ziyaret etmeyen bir Amerikan Başkanıdır. 1959’da Eisenhower‘ın, 1991’de baba Bush’un, 1999’da Clinton’ın, 2004’te oğul Bush’un, 2009’da Obama’nın Anıtkabir ziyaretleri kayıtlarda iken taslak programa ‘Anıtkabir ziyareti’ yazıp, sonra o ziyareti çıkarıp da Ankara’ya gelen bir Amerikan Başkanı’nın bugün Erdoğan tarafından çocuklarla karşılanacağının haberleri geçmektedir. Eğer Amerikan Başkanı çocuklarla karşılanacaksa o çocuklar ellerinde İran’da öldürülen 165 kız çocuğunun resmini tutmalıdır. Beş ay sonra ülkesinde topal ördek haline gelecek, belki her iki tarafta birden gücünü kaybedecek birisine yaranmak için böyle bir ilişki ağı asla ve asla savunulamaz.
Demokrasinin, adaletin, ekonominin bu kadar kötüye gittiği bir süreçte onların istediği bizi daha kötüye götürmek, susturmak, sindirmek, teslim almak iken bütün hesapların tersine döndüğünü büyük bir memnuniyetle görüyorum. Butlan kararından beri sabırla, sağduyuyla bekliyoruz. Aklıselimin hakim olmasını bekliyoruz. Milletin safında durmaya devam ediyoruz. Çarşıda, pazarda, sokakta, meydanda milletle birlikteyiz. Partimizi geri almak için sonuna kadar hukuki, siyasi ve fiziki bir mücadeleyi veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Ama işgal bitmezse kimse enseyi karartmasın. Ne bu parti ne bu millet çaresiz değildir, seçeneksiz değildir.
Bu yürüyüş; benden, benim adımdan, arkadaşlarımızın adından çok daha büyük bir yürüyüştür. Bu yürüyüş; Ekrem Başkan’ı unutmayan, Mansur Başkan’dan ayrılmayan, Yılmaz Hoca’nın elini bırakmayan bir yürüyüştür. Bu yürüyüş; kimse endişe etmesin ki millete güvenenlerin milletle birlikte başaracakları, milletle birlikte hedefe ulaşacakları bir yürüyüştür. Oy oy, zarf zarf, sokak sokak kazanacağız. Köy köy, belde belde, şehir şehir kazanacağız. Sokak sokak, meydan meydan büyüyoruz, büyümeye devam edeceğiz. Bu yürüyüşte pusulamız millettir, rotamız iktidardır, hedefimiz iktidardır. Hepinize inanıyorum, hepinize güveniyorum. Yolunuz açık olsun, yolumuz açık olsun.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

KADİR GÜRCAN







