15 Temmuz operasyonu'nun yurtdışı ayağı: Maarif Vakfı üzerinden Hizmet Okullarına küresel baskı

“Turkish Maarif Foundation and the Global Attack on Gülen Schools” başlıklı rapora göre, 2016’dan bu yana 29 ülkede en az 162 eğitim kurumu kapatıldı, el konuldu veya devredildi. Bu kurumlardan 131’inin doğrudan Türkiye Maarif Vakfı’na devredildiği, yaklaşık 7.800 eğitim çalışanının ise bu süreçlerden etkilendiği belirtiliyor.
Rapor, söz konusu uygulamaların yalnızca idari ya da eğitim politikası kapsamında değerlendirilemeyeceğini, Türkiye’nin 15 Temmuz Operasyonu sonrasında yurtdışına taşıdığı daha geniş bir baskı stratejisinin parçası olduğunu savunuyor. Buna göre Ankara, Gülen hareketiyle bağlantılı kişi ve kurumları yalnızca Türkiye içinde değil, farklı kıtalardaki diplomatik ve siyasi mekanizmalar üzerinden de hedef aldı.
Afrika, Asya ve Latin Amerika’dan 14 ülke örneğini inceleyen raporda, birçok okul devrinin yoğun diplomatik baskıların ardından gerçekleştiği ifade ediliyor. Bazı ülkelerde okulların kapatıldığı, bazılarında yönetimlerinin değiştirildiği, bazılarında ise doğrudan Türkiye Maarif Vakfı’na devredildiği aktarılıyor.
Rapora göre bu süreçlerin önemli bir kısmında şeffaf hukuki prosedürler işletilmedi. Etkili yargısal denetim sağlanmadı, mülkiyet hakları ve çalışma hakları göz ardı edildi, mağdur edilen okul sahipleri, yöneticiler ve eğitim çalışanları için yeterli tazmin mekanizmaları oluşturulmadı.
Türkiye Maarif Vakfı, 2016 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen bir kanunla kuruldu. Vakfın resmi amacı, yurtdışında Türkiye adına eğitim faaliyetleri yürütmek olarak açıklandı. Ancak rapor, vakfın kuruluş zamanlamasının ve sonraki faaliyetlerinin, 15 Temmuz Operasyonu sonrası Gülen hareketine yakın eğitim kurumlarının tasfiyesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguluyor.
Raporda, yaşananların yalnızca okul sahiplerini veya yöneticileri değil, öğretmenleri, öğrencileri, velileri ve yerel eğitim topluluklarını da etkilediğine dikkat çekiliyor. Okulların kapatılması veya devredilmesiyle binlerce eğitim çalışanı işini kaybederken, öğrencilerin eğitim hayatlarının da ciddi biçimde kesintiye uğradığı belirtiliyor.
Solidarity With OTHERS, bu uygulamaları Türkiye’nin ulusötesi baskı politikalarının eğitim ayağı olarak değerlendiriyor. Rapora göre okul devirleri, kapatmalar, mal varlığı transferleri, sınır dışı etme girişimleri ve bazı ülkelerde yaşanan kaçırma vakaları birlikte ele alındığında, ortaya koordineli ve sistematik bir baskı modeli çıkıyor.
Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri ise uluslararası ceza hukuku değerlendirmesi. Raporda, ortaya konan bulguların bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Roma Statüsü’nün 7. maddesi kapsamında insanlığa karşı suç işlendiğine dair “makul bir temel” bulunduğu sonucuna varılıyor. Bu değerlendirme, özellikle hedef alınan sivil grup, uygulamaların yaygın ve sistematik niteliği ve devlet politikası unsurları üzerinden temellendiriliyor.
Rapor, uluslararası kuruluşlara ve ilgili devletlere çağrıda bulunarak, Türkiye Maarif Vakfı’na devredilen veya kapatılan okullarla ilgili süreçlerin bağımsız biçimde incelenmesini talep ediyor. Ayrıca mağdurlar için etkili başvuru ve tazmin yollarının oluşturulması, ulusötesi baskı politikalarına karşı daha güçlü koruma mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Solidarity With OTHERS tarafından İngilizce yayımlanan raporun tamamına kuruluşun internet sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ERTUĞRUL İNCEKUL

ABDULLAH AYMAZ

ARİF ASALIOĞLU

KADİR GÜRCAN

NUMAN YILMAZ YİĞİT

AP Raportörü Sánchez Amor'dan sert çıkış: İmamoğlu...

Motorine zam üstüne zam: 1 TL 31 kuruşluk artışın ...

İBB duruşmasına getirilmemişti: İmamoğlu, 'Bu huku...

Ankara'da NATO karşıtı eyleme sert müdahale

Özel'den Erdoğan'a sert eleştiri: “Muhalefete huku...






