Türkiye'de hakimdi Almanya'da şoför oldu: 15 Temmuz'da altüst olan hayatını çizgi romana çevirdi

Okuma Süresi 9 dkYayınlanma Pazartesi, Ağustos 24 2026
Paylaş
X Post
Bir zamanlar Türkiye’de hâkimlik yapan Murat Kara, 15 Temmuz 2016 sonrası hayatının altüst olmasıyla ülkeden ayrılışını, ve Almanya’da ailesiyle yeniden kurduğu hayatı “Kaptan” adlı bir çizgi romana dönüştürdü. Hayatını otobüs şoförü olarak sürdüren Kara, hayat hikâyesini ve kitabın ortaya çıkış serüvenini anlattı.
Türkiye'de hakimdi Almanya'da şoför oldu: 15 Temmuz'da altüst olan hayatını çizgi romana çevirdi

Murat Kara onun gerçek adı değil. Ancak Kara, Türkiye’deki yakınlarının zarar görebileceği endişesiyle çizgi romanında ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarda bu müstear ismi kullanıyor. Onun hikâyesi, Türkiye’de düzenli bir hayat süren bir hâkimden Almanya’da otobüs şoförlüğü yapan bir baba olmaya uzanan, ardından da yaşadıklarını çizgi roman sayfalarına taşıyan uzun ve zorlu bir yolculuğu anlatıyor.


“İyi bir hayatım vardı”

Zaman Amerika’nın haberine göre, Kara’nın geçmişinde hukuk fakültesi, bir meslek, eş, iki çocuk ve düzenli bir aile hayatı var. “İyi bir hayatım vardı” diyerek özetlediği bu yaşam, 2016’daki darbe girişiminin ardından hızla değişmeye başladı. Kendi anlatımına göre adı bir listede yer aldı. Çevresindeki arkadaşları ve tanıdıkları tutuklanmaya ya da ortadan kaybolmaya başladı. Bazıları yıllar sonra bile cezaevindeydi. Kara için artık soru, hayatının eski haline dönüp dönmeyeceği değil, güvende olup olmadığıydı. “Birkaç hafta içinde her şey yerle bir oldu” sözleriyle anlattığı dönemin ardından hayatı uzun süre gizlilik ve korku içinde geçti.


İki yıl ailesinden ayrı yaşadı

Kara’nın yaşadığı en ağır dönemlerden biri, ailesinden ayrı kaldığı yaklaşık iki yıllık süreçti. Eşi ve iki çocuğu başka bir yerde yaşarken o farklı bir şehirde gizlenerek hayatını sürdürdü. Ailesiyle iletişimini mümkün olduğunca dikkatli biçimde devam ettirdi. Çevrelerindeki insanların giderek daha fazla gözaltına alınması, aileye eski hayatlarına dönmenin artık mümkün olmadığını söylüyordu. Sonunda aile için ülkeden ayrılma zamanı gelmişti. İlk giden Kara olacaktı.


Bir tekne, bir nehir ve küçük bir çanta

Kara’nın kendi anlatımına göre Türkiye’den ayrılışı Kasım 2018’de gerçekleşti. Yanında çok az eşya vardı. “Hayatım küçük bir çantanın içindeydi” diye hatırladığı o gecenin sonunda türlü zorlukların üstesinden gelerek sınıra ulaşabildi. Ardından Meriç Nehri’ni bir tekneyle geçti. Nereye gittiğini tam olarak bilmeden ilerliyordu. O an için önemli olan tek şey ülkeden çıkmaktı. Sınırın diğer tarafında ise yeni bir belirsizlik başladı: polis, kamplar, sorgulamalar ve ne olacağını bilmediği bir gelecek. Ancak Kara’nın ülkeden ayrılışı aslında yeni bir hikâyenin de başlangıcıydı.


Önce baba, sonra çocukları ve eşi

Almanya’ya ulaştığında ilk durağı Frankfurt oldu. Ardından çeşitli konaklama merkezlerinde kaldı ve başvuru süreci başladı. Kara, Almanya’ya ilk gelişini bugün bile ayrıntılarıyla hatırlıyor. Bir tren istasyonundaki saatin sesi ve daha önce adını bile duymadığı bir kasabaya yaptığı otobüs yolculuğu hafızasında yer etmiş. Yanında yalnızca bir valiz vardı. Fakat Almanya’ya ulaşması, ailesinin de artık güvende olduğu anlamına gelmiyordu. Ancak bir yıl sonra iki çocuğu onun yanına gelebildi. Eşi ise daha sonra Almanya’ya ulaştı. Bugün dört kişilik aile küçük bir kasabada birlikte yaşıyor. Çocukları okula gidiyor, arkadaşlar ediniyor ve yerel kulüplere katılıyor. Ailenin artık buradan ayrılmak istemediğini söyleyen Kara için bu küçük kasaba, uzun zamandır aradığı güvenli ve istikrarlı gündelik hayatın adresine dönüşmüş durumda.


Eski hâkim artık bir otobüs şoförü

Kara’nın Almanya’daki hayatı yalnızca bir ülke değişikliğinden ibaret olmadı. Mesleğini de geride bırakmak zorunda kaldı. Türkiye’de hâkimlik yapan Kara, Almanya’da bir süre iş ve işçi bulma kurumunda çalıştı. Ardından otobüs şoförlüğüne başladı. Bir zamanlar mahkeme salonlarında görev yapan eski hâkim, bugün direksiyon başında insanlarla karşılaşıyor, yolculara “günaydın” diyor. İlginç olan ise, hiç beklemediği halde bu işten mutluluk duyması. “Gerçekten çok mutluyum” diyor. Kara’nın hikâyesinde belki de en dikkat çekici dönüşüm burada ortaya çıkıyor: Bir zamanlar hayatının merkezinde hukuk ve yargı olan bir insan, bugün kendisine huzur veren şeyin son derece sıradan bir gündelik hayat olduğunu söylüyor.


Sessizliği bozan çizgi roman

Ancak Kara geçmişini tamamen geride bırakmadı. Çocukluğundan beri karikatür çizen Kara, yaşadıklarını “Kaptan” (The Captain) adlı bir çizgi romana dönüştürdü. Kitabın metni, çizimleri ve sayfa düzeni üzerinde yaklaşık üç yıl çalıştı. Kara’ya göre çizim, özellikle gençlere ulaşmak açısından güçlü bir araç. Uzun metinlerin anlatmakta zorlandığı bazı hikâyelerin birkaç kareyle çok daha doğrudan aktarılabileceğine inanıyor. Fakat kitabı hazırlamasının amacı kendisini öne çıkarmak değil. “Ünlü olmak istemiyorum; sadece insanların yaşananları daha iyi anlamasını istiyorum” diyor.


Bu nedenle “Kaptan”, yalnızca Murat Kara’nın kişisel hikâyesi olarak da görülmemeli. Kitap, Kara’nın Türkiye’de bıraktığı ve hâlâ özgürlüğüne kavuşamamış arkadaşlarının hikâyelerine de dokunuyor. Kendi döneminde benzer listelerde isimleri bulunan bazı insanların hâlâ cezaevinde olduğunu belirten Kara, çizgi romanı onların ve yaşadıklarının unutulmaması için de bir araç olarak görüyor. “Sessiz kalmamalıyız” diyor.


Korkunun en ağır anı: Ailesinin evindeki baskın

Çizgi romanın en dokunaklı bölümlerinden biri ise Kara’nın Türkiye’deki ailesini son defa görüşü. Kara, ailesinin evine gittiğinde ihbar edildiğini ve kısa süre sonra evin önünde polislerin belirdiğini anlatıyor. Kitapta bu anlar çizimlerle yeniden canlandırılıyor: Annesi kapıya gelen polislerle konuşurken Kara, evin içinde dar bir dolaba sığınmış halde yaşananları izliyor. Bu sahnenin Kara için anlamı yalnızca yakalanma korkusundan ibaret değil. “Ailem dışında kimse bana yardım etmedi” diyor. “Kaptan”, yalnızca bir ülkeden ayrılış hikâyesini değil; korkuyu, aileden kopmayı, yeniden bir araya gelmeyi ve insanın kaybettiği hayatın yerine yeni bir hayat kurma çabasını anlatıyor.


Bir hikâyeden daha fazlası

Murat Kara’nın hikâyesi bugün Almanya’da oldukça sıradan bir hayatın içinde devam ediyor. Çocuklar okula gidiyor, aile birlikte yaşıyor, Kara otobüs kullanıyor ve insanlarla her gün yeniden karşılaşıyor. Ancak geçmiş tamamen geride kalmış değil. Bir zamanlar hâkim olarak görev yapan Kara, yaşadıklarını çizgi roman kareleriyle anlatıyor. Kendi ifadesiyle bunu şöhret için değil, insanların anlaması için yapıyor. Ve belki de kitabın en önemli mesajı burada yatıyor: Bazen bir insanın bütün hayatı geride bırakmak zorunda kaldığı tek bir çantaya sığabilir. Ancak o insan, yeni bir ülkede yeniden bir hayat kurarken geçmişini de yanında taşımaya devam eder.


Murat Kara’nın “Kaptan (The Captain)” adlı çizgi romanı Almanca ve İngilizce olarak yayımlandı.