14 ülkeden 35 isim Hocaefendi'yi anlattı: Eğitim, diyalog ve şiddetsizlik üzerine uluslararası bir belgesel

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin vefatının ikinci yıl dönümü dolayısıyla hazırlanan GÜLEN: Devoted to Education & Dialogue (Gülen: Eğitime ve Diyaloğa Adanmış Bir Hayat) adlı belgesel, 17 Ekim 2026'da YouTube üzerinden yayımlandı.
14 ülkeden 35 kişinin görüşlerine yer verilen 90 dakikalık yapım, Gülen'in dinî ve düşünsel yaklaşımını, eğitim ve diyalog çalışmalarını ve fikirlerinin farklı toplumlar üzerindeki etkilerini uluslararası isimlerin değerlendirmeleri üzerinden ele alıyor.
Belgeselde Georgetown Üniversitesi'nden Prof. Ori Z. Soltes, Morehouse College'dan Dr. Lawrence Edward Carter Sr., Prof. Scott C. Alexander, Prof. Paul Weller, Prof. Reuven Firestone ve Prof. Abdüsselam Guseynov gibi farklı akademik ve dinî geleneklerden isimlerin görüşlerine başvuruluyor.
Dokuz bölümden oluşan yapım, Gülen'i yalnızca bir din adamı olarak değil; eğitim, sivil toplum, dinler arası diyalog ve şiddetsizlik konularında fikirler geliştirmiş bir düşünür olarak ele alıyor.
Martin Luther King, Gandhi ve Mandela ile aynı düşünsel çerçevede
Belgeselin dikkat çekici bölümlerinden biri, ABD'deki Morehouse College bünyesinde faaliyet gösteren Martin Luther King Jr. International Chapel'in kurucu dekanı Dr. Lawrence Edward Carter Sr.'ın değerlendirmeleri.
2015 yılında Gülen'e verilen Gandhi King Ikeda Peace Award'a da yer verilen yapımda Carter, Gülen'in düşüncelerinin Martin Luther King'in evrensel insanlık ve ahlaki sorumluluk anlayışıyla ortak yönlerine dikkat çekiyor.
Belgeselin açılış bölümünde Gülen'i "ahlaki bir kozmopolit" olarak nitelendiren Carter, onun düşünceleriyle Martin Luther King'in fikirleri arasında bağlantılar gördüğünü anlatıyor.
Carter'ın yaklaşımında dikkat çeken bir başka nokta ise Gülen'in düşüncelerinin farklı dinî geleneklerden insanlar üzerindeki etkisi. Carter, Gülen'in düşüncelerini tanımanın kendi inancını güçlendirdiğini şu sözlerle ifade ediyor:
"Daha iyi bir Hristiyan olmama yardımcı oldu."
Yapımda Gandhi, King ve Mandela ile kurulan benzerlikler, bu isimlerin hayatlarının veya tarihsel rollerinin birbirinin aynısı olduğu iddiasından çok; insanlık sevgisi, şiddetsizlik ve farklılıkları kucaklama anlayışları üzerinden ele alınıyor.
Rusya Bilimler Akademisi Felsefe Enstitüsü Direktörü ve Moskova Devlet Üniversitesi Felsefe Bölüm Başkanı olan Prof. Dr. Abdüsselam Guseynov bu ortak noktayı şöyle açıklıyor:
"Hepsinin en belirgin ortak özelliği, insanlığı kucaklamaya istekli olmaları ve farklılıklarına bakmaksızın bütün insanları sevmeleriydi."
Eğitim: İnancı toplumsal sorumluluğa dönüştürmek
Belgeselin geniş yer ayırdığı konulardan biri, Gülen'in eğitim anlayışı.
Katılımcılara göre Gülen'in yaklaşımı, dinî düşünceyi yalnızca bireysel ibadetle sınırlamak yerine bilim, bilgi, eleştirel düşünce ve topluma hizmetle ilişkilendiriyor.
Küresel İslam Siyaseti Uzmanı Prof. Dr. Greg Barton (Deakin Üniversitesi, Avustralya), Gülen'in eğitim konusundaki yaklaşımını aktarırken onun şu sözlerine dikkat çekiyor:
"Türkiye'de daha fazla camiye gerçekten ihtiyacımız yok. Zaten oldukça fazla camimiz var. İhtiyacımız olan şey daha iyi okullar, daha iyi sağlık hizmetleri ve eleştirel düşünebilen daha iyi medya kuruluşları."
Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri de Güney Afrika'da yaşanan bir deneyim.
Belgeselde konuşan Prof. Scott C. Alexander, Johannesburg'da ziyaret ettiği Hizmet bağlantılı bir okulda öğrencilerin yaklaşık yüzde 85'inin Katolik olduğunu öğrendiği anı anlatıyor.
Alexander, Türkiye'den binlerce kilometre uzaklığa giden Müslüman eğitimcilerin Hristiyan çocuklara daha iyi bir gelecek sunmak için çalışmalarının kendisini derinden etkilediğini belirtiyor.
Duygularını şu sözlerle dile getiriyor:
"Kendi ülkelerinden, Türkiye'den binlerce kilometre uzağa gidiyorlar. Geniş ailelerinden ayrılıyorlar. Benim siyah Güney Afrikalı Katolik kardeşlerimin çocuklarına daha iyi bir yaşam fırsatı sunmak için geliyorlar. Bana göre Hizmet Hareketi'nin özünü bu anlatıyor."
Belgeselde konuşan eski öğrenciler de okulların hayatlarında bıraktığı izleri anlatıyor.
Afganistan’daki Kız Okullarından mezun olan ve şuan Amerika’da üniversite eğitimine devam eden Maryam Nazar, okulundan öğrendiği en önemli değeri şöyle özetliyor:
"Okulum bana daha sorumlu bir insan olmayı öğretti. Yalnızca kendimi değil, başkalarını da düşünmeyi, empati kurmayı öğretti. Okulumu düşündüğümde aklıma hep tek bir kelime geliyor: İnsanlık."
Dinler arası diyalog: Medeniyetler çatışmak zorunda değil
Belgeselin bir diğer önemli başlığı, Gülen'in farklı dinlerin ve kültürlerin bir arada yaşamasına ilişkin düşünceleri.
Yapımda Gülen'in Papa II. Jean Paul ile görüşmesi, farklı inanç toplulukları arasında başlatılan diyalog girişimleri ve Berlin'deki House of One projesi gibi örnekler ele alınıyor.
Doç. Dr. Paolo Branca
Kutsal Kalp Katolik Üniversitesi’nde Arap Dili ve İslam Araştırmaları profesör olan Prof. Dr. Paolo Branca, Hizmet'in yaklaşımını şu sözlerle özetliyor:
"Medeniyetler çatışmamalı. Medeniyetler buluşmalı ve her biri elinden gelenin en iyisini ortaya koymalı."
Belgeselde dinler arası diyaloğun yalnızca karşılıklı nezaket veya sembolik buluşmalarla sınırlı kalmaması gerektiği de vurgulanıyor.
Almanya Erfurt Üniversitesi’nden Kutsal Kitap Araştırmaları Profesörü Prof. Dr. Christoph Bultmann, farklı inançlardan insanların eşitlik temelinde ilişki kurmasının önemini şu sözlerle anlatıyor:
"Birbirimizle konuşuyor, fikir alışverişinde bulunuyoruz. Ve eşitlik düzeyinde bir ilişki kuruyoruz. Bu anlamda bir eşitlik çoğulculuğu var.’’
Katılımcılara göre bu yaklaşım, farklılıkları ortadan kaldırmayı değil, farklılıklarla birlikte yaşamanın yollarını geliştirmeyi amaçlıyor.
Devlet baskısı karşısında şiddetsizlik
Belgeselin en dikkat çekici bölümlerinden biri de Türkiye'de 15 Temmuz 2016 sonrasında yaşanan gelişmelere ayrılıyor.
Katılımcılar, Hizmet Hareketi ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle soruşturulan, tutuklanan, işlerinden uzaklaştırılan veya ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanların yaşadıklarını değerlendiriyor.
Prof. Scott Alexander, hareketin karşı karşıya kaldığı durumu güçlü bir devlet ile silahsız siviller arasındaki eşitsiz ilişki üzerinden ele alıyor:
"Son derece güçlü bir ulus devletin, bütün ekonomik ve siyasi gücünü, hatta belli ölçüde askerî gücünü, silahsız, barış yanlısı sivillerin üzerine yöneltmesinden söz ediyoruz."
Alexander, yaşananların hareket içinde derin bir travmaya neden olduğunu, buna rağmen hareketin varlığını sürdürdüğünü belirtiyor.
Leuven Üniversitesi’nden İktisat Profesörü Prof. Dr. E. Ides Nicaise (Belçika) ise baskılar karşısında şiddet içeren bir karşılık verildiğine ilişkin bir haberle karşılaşmadığını söyleyerek şu değerlendirmede bulunuyor:
"Bunun doğru bir tepki olduğunu düşünüyorum. Uzun vadede bu tutum, Hizmet Hareketi'nin konumunu da güçlendirecektir. Çünkü şiddetsizliğin başka bir alternatifi yok. Şiddete şiddetle karşılık vermek her zaman yeni şiddet doğurur." (01:14:34–
Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi (UNAM)’nin Sosyal Bilimler Fakültesi, Çok Disiplinli Araştırmalar Biriminden Dr. José Arturo Salcedo Mena da, Gülen ve takipçilerinin hukuki mücadeleyi tercih etmesini önemli bulduğunu belirtiyor:
"Asılsız suçlamalar ve insan hakları ihlalleri karşısında gösterdikleri itidal, barışa ve diyaloğa ilkeli bir bağlılığı yansıtıyor."
Bu değerlendirmeler, belgeselde konuşan kişilerin gözlem ve yorumlarını yansıtıyor. Türkiye hükümetinin harekete yönelik suçlamaları ile Gülen'in ve Hizmet mensuplarının bu suçlamalara itirazları ise uzun yıllardır devam eden siyasi ve hukuki tartışmanın parçası.
Türkiye'den dünyaya: Hizmet'in değişen kimliği
Belgeselin son bölümü, Fethullah Gülen'in ölümünün ardından Hizmet Hareketi'nin nasıl bir gelecek inşa edebileceği sorusuna odaklanıyor.
Akademisyenlerin değerlendirmelerinde öne çıkan düşünce, Türkiye'de doğan hareketin giderek farklı ülkelerin toplumsal ve kültürel koşulları içinde yeniden şekillendiği.
Latin Amerika perspektifinden konuşan ve Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi (UNAM),
Sosyal Bilimler Fakültesi, Sosyoekonomik Bilimler Bölümü’nden Dr. Juan Manuel Portilla Gómez, Hizmet'in geleceği için yerelleşmenin önemine dikkat çekiyor:
"Hizmet'i burada yaşatabilmek için onu yerelleştirmeye çalışmalıyız. Başka bir ifadeyle Hizmet, Türkiye'ye ait bir yapı olarak değil, yerel bir hareket olarak var olmalı. Örneğin Meksika'da Meksikalı, Arjantin'de Arjantinli, Brezilya'da Brezilyalı olmalı."
İngiltere’den Uygulamalı ve Mesleki Etik Profesörü olan Rahip Prof. Simon Robinson, bu dönüşümü çok daha kısa bir cümleyle ifade ediyor:
"Artık bağlam yalnızca Türkiye değil. Artık bağlam bütün dünya."
Fas’da ki Şuayb ed-Dukkâlî Üniversitesi’nden Prof. Abdul Majeed Boushabkah da, Hizmet'in barış, sevgi ve evrensel değerlere bağlılığını koruduğunu belirterek hareketi "artık coğrafi sınırlarla kısıtlanmayan küresel bir hareket" (01:25:55–01:26:39) olarak nitelendiriyor.
"Anka kuşu gibi yeniden doğuyorlar"
Belgeselde hareketin geleceğine ilişkin en çarpıcı değerlendirmelerden biri, küllerinden yeniden doğan Anka kuşu benzetmesiyle yapılıyor.
Hizmet'in yaşadığı ağır baskıların ardından farklı ülkelerde yeniden örgütlendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Liza Dumowich şöyle konuşuyor:
"Hareketin mensupları şimdiden kendilerini yeniden organize ediyorlar. Dünyanın farklı yerlerinde kendilerini yeniden keşfediyorlar. İnandıkları şeyleri yapmaya devam etmek için çabalıyorlar. Sanırım Gülen'in takipçilerinin Anka kuşu gibi olduğunu söyleyebiliriz. Kendilerini ve hareketi yeniden var ediyorlar."
Ancak belgeselde gelecek yalnızca iyimser beklentiler üzerinden ele alınmıyor. Hareketin değişime açıklığı, kurumsal yapılanması, kadınların karar alma süreçlerindeki rolü ve geçmişteki hatalardan öğrenebilme kapasitesi de tartışılıyor.
Prof. Ori Soltes bu noktada şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Hatalar önemlidir. Çünkü size bir şeyler öğretir. Yanlış bir şey yapmak da önemlidir. Çünkü düşünen bir insansanız hatalarınızdan öğrenirsiniz."
Leuven Üniversitesi’nden sosyal antropolog Liza Dumowich ise kadınların hareketin geleceğindeki rolüne dikkat çekiyor:
"Kadınlar, erkek üyelerin kendilerine yer açmasını beklemiyor. Kendi yerlerini elde etmek için mücadele ediyorlar."
Bu değerlendirmeler, belgeselin yalnızca geçmişi anlatmakla yetinmediğini, Gülen'in ardından hareketin nasıl değişmesi gerektiğine ilişkin sorulara da yer verdiğini gösteriyor.
"Bir hareketi tanımak istiyorsanız gönüllülerine bakın"
Belgeselin en dikkat çekici mesajlarından biri, bir toplumsal hareketin yalnızca liderinin sözleriyle değil, mensuplarının eylemleriyle değerlendirilmesi gerektiği düşüncesi.
Claremont İlahiyat Okulu Ingraham Kürsüsü Profesörü, Prof. Philip Clayton Hristiyan geleneğinde Hz. İsa'ya atfedilen bir ifadeyi hatırlatıyor:
"Onları meyvelerinden tanıyacaksınız."
Ardından sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Hizmet Hareketi'nin nasıl bir hareket olduğunu öğrenmek istiyorsanız bazı gönüllülerini tanımaya başlayın. Onlarla birlikte çalışın. Nasıl yemek dağıttıklarını, yardım ulaştırdıklarını, küçük çocuklara eğitim verdiklerini görün. Hristiyanlarla, Müslümanlarla ve Budistlerle nasıl diyalog kurduklarına bakın. İnançlarını nasıl merhamet dolu eylemlere dönüştürdüklerini görün."
Ve sözlerini şu cümleyle tamamlıyor:
"Bunları gördüğünüzde, sanırım hareketi anlayacaksınız."
GÜLEN: Devoted to Education & Dialogue, farklı ülkelerden isimlerin kişisel tanıklıkları ve akademik değerlendirmeleri aracılığıyla, Türkiye'de doğan bir hareketin eğitim, diyalog ve toplumsal hizmet anlayışını uluslararası bir perspektiften inceliyor.
Yapımın öne çıkardığı temel soru ise yalnızca Fethullah Gülen'in kim olduğu değil, onun fikirlerinden ilham alan insanların bugün ne yaptığı ve gelecekte nasıl bir toplumsal rol üstleneceği.
Belgesel, bu sorunun yanıtını aramak isteyen izleyicileri farklı görüş, deneyim ve tanıklıklarla buluşturuyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

CUMA KARAMAN

SAFVET SENİH

ERTUĞRUL İNCEKUL

NUMAN YILMAZ YİĞİT

ABDULLAH AYMAZ


Berat Albayrak adını fon vurgununda kullananları d...

Fon vurgunun üstünü kapatmak için işaret fişeğini ...

Şahitleri anlatıyor: Hocaefendi'nin sonsuzluğa yol...

JP Morgan Türkiye'den çekileceğini bildirdi

CHP'de İhraç İstemi: Tarsus Belediye Başkanı ve İk...






