Yeni Dünya Düzeninde İki Dev: Rusya ve Çin’in Stratejik İşbirliği ve Gelecek Perspektifi

Geçen hafta Moskova ve Pekin, dünya kamuoyuna güçlü bir ittifak mesajı verdiler. ABD'nin başını çektiği, Batı ülkelerinin uygulamalarına karşı alternatif bir güç merkezi olma hedefi aleni beyan edildi. Bunun yanında iki başkent, ekonomik ve politik bir denge unsuru olmayı; enerji, askeri işbirliği, teknolojik gelişmeler ve ticarette ortaklığı pekiştirme çalışmalarında da çıtayı yükseltti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Pekin’de, Çin Devlet Başkanı Şi Jinping ile buluşması, iki ülkenin küresel stratejide ortak bir yol haritası çizdiğini gösteriyor. Batı’nın politikalarına karşı birlikte pozisyon alıyorlar ve dünya dengelerini değiştirme hedeflerinde ilerleme sağlıyorlar. Yani bu, “Dünya artık sadece Batı eksenli değil, yeni alternatif merkezlere sahip olacak” mesajı anlamına geliyor. Dünya, ABD ve Batı bloğunun baskıları, ekonomik yaptırımlar ve jeopolitik gerilimler ile karakterize edilen bir dönemden geçiyor. Bu ortamda, Rusya ve Çin işbirliği, ikili ilişkilerin ötesinde küresel yeni bir yapılanmanın göstergesi haline geldi.
Çin yönetimi, ABD ile uzun vadeli ve stabil bir anlaşmaya varmanın tek taraflı çıkar amaç odaklı olduğuna kanaat getirdi. Yani Washington’un talepleri yerine gelirse ilişkilerin normal seyrinde gitmesi muhtemel, aksi durumda yaptırımlar ve tehditler başlıyor. Bundan dolayı Çin, tüm yönlerde konumunu güçlendirmek zorunda olduğunu hissediyor. Bu açıdan Rusya, Pekin için en önemli komşu, kaynak ortağı ve büyük potansiyele sahip bir güç olarak öne çıkıyor.
Putin ve Şi Jinping, çok kutuplu dünya düzeni ve daha adil uluslararası ilişkilerin modeline dair bir bildiriye imza attılar. Bildiride, uluslararası ilişkilerin demokratikleştirilmesini; eşit ve güvenli küresel yönetim sisteminin iyileştirilmesi; ülkelerin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı; şeffaf bir küresel ekonominin inşaası; hegemonik ve baskıcı politikalara karşı çıkılması; kriz anında barışçıl çözümler gibi vurgular öne çıkıyor… Vaktinde Kominist rejimin beşiği bu iki başkentten gelen mesajların içeriği insanı gerçekten hayrete düşürüyor…
Rusya ve Çin’in Ortak Bildirisi ve Gelecek Planları
Görüşmelerin ardından Rusya ve Çin, 40’tan fazla anlaşma ve belge imzaladı. Ayrıca, karşılıklı vizesiz rejim 2027 yılına kadar uzatıldı ve çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkilerin oluşumuna dair ortak bir deklarasyon imzalandı. Ekonomik, siyasi ve askeri alanda derinleşen bağlar, iki ülkeyi uluslararası sistemdeki belirsizlikler karşısında daha da güçlü kılacak gibi. İkili ticaret hacmi, 25 yılda 30 katın üzerinde büyüdü. Bu büyüme, sadece ekonomik değil, siyasi, askeri ve teknolojik alanda da derin bir işbirliğinin göstergesi olarak öne çıkıyor. Pekin ve Moskova, uluslararası arenadaki artan gerilimler ve belirsizlikler karşısında, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar temelinde küresel gelişmenin yönünü belirlemeye çalışıyor.
İki ülke, dolar bağımlılığını azaltmak için ruble ve yuanla ticaret yapıyor. Enerji, teknoloji ve tarım alanlarında derinleşen işbirliği, Batı’nın ekonomik baskılarını atlatmaya yardımcı oluyor. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası platformlarda ortak tutum sergileyen Rusya ve Çin, çok kutuplu bir dünya düzeninin inşasını hedefliyor. Savunma sanayiinde ortak projeler, yapay zeka ve uzay teknolojileri alanındaki işbirliği, iki ülkenin küresel rekabet gücünü artırıyor. 5G, kuantum bilgisayarlar, ortak Ar-Ge çalışmaları yürütülüyor. BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) gibi platformlarda alternatif küresel yapılar oluşturma çabaları bulunuyor.
Batı yaptırımlarına karşı birbirlerinin pazarlarını kullanma, ticareti yerel para birimleriyle yürütme gibi stratejiler söz konusu. Yeni İpek Yolu (Belt & Road) projeleriyle ticaret güzergahları çeşitlendiriliyor. Küresel yönetimde daha fazla söz sahibi olmayı istiyorlar, BM gibi uluslararası platformlarda işbirliğini artırmayı planlıyorlar. NATO’nun bölgedeki etkisine karşı birlikte hareket etmeye çalışıyorlar. İki ülke, askeri alandaki işbirliği mekanizmalarını geliştirme kararı aldı. Rusya ve Çin, silahlı kuvvetler arasındaki dostluğu güçlendirmeye ve çeşitli tehditlere birlikte yanıt vermeye devam edecek.
Global Güç Dengeleri Yeniden Çiziliyor: 50 milyar metreküp doğal gaz projesi
Rusya ve Çin, "Sibirya’nın Gücü-2" doğal gaz boru hattı projesinin uygulanmasını hızlandırmak üzere anlaşmaya vardı. Rusya’nın Gazprom şirketi ile Çin Ulusal Petrol ve Doğal Gaz Şirketi (CNPC), Eylül 2025’te "Sibiryanın Gücü-2" boru hattının inşası konusunda anlaşmaya varmıştı. Projenin yıllık kapasitesi 50 milyar metreküp doğal gaz olacak. Boru hattı, Moğolistan üzerinden geçecek ve toplam uzunluğu yaklaşık 6.700 km olacak. Bu proje, Rusya’nın Asya-Pasifik bölgesindeki enerji ihracatını çeşitlendirmesi ve Çin’in enerji güvenliğini artırması açısından büyük önem taşıyor.
İki ülkenin elbette rekabet alanları konusunda da riskli alanları mevcut. Sonuçta komşular ve tarihin beraberinde getirdiği sorunlar da var. Mesela Sibiryanın Gücü-2 boru hattına Pekin hemen tamam demedi. Olgunlaşma sürecine bıraktı. Pekin, gaz fiyatlarında daha avantajlı koşullar talep ediyor ve tek bir tedarikçiye bağımlı olmaktan kaçınmak istiyor. Bunun yanında Pekin, Trump’ın ziyaretinde ABD’de aradığı ilişkinin mahiyetini yapıcı stratejik istikrar olarak formüle etmişti. Putin’in ziyaretinde ise Rusya ile ilişkilerde eşgüdümlü stratejik ortaklık tanımı öne çıkarılıyor. Çin, Rusya’yla artan ilişkileri, ABD rekabetinde elbette kaldıraç olarak kullanmaya çalışıyor. Karmaşık ve değişken küresel ortamda iki ülke ilişkileri bir bakıma dayanıklılık testinden geçmiş oldu.
Ortak basın toplantısında, Şi Jinping’in şu sözlerini bu açıdan ele almak gerekir: Tek taraflılık ve hegemonya arayışlarının yükseldiğini, güçlü olanın haklı sayıldığını, orman kanunlarına dönüş tehlikesi belirdiğini vurguladı. Ardından tek taraflı zorbalık ve orman kanunlarına karşı Çin ve Rusya’nın sorumluluk üstlenerek uluslararası düzeni, adaleti ve eşitliği koruması gerektiğini söyledi. “Günümüzde dünya barıştan uzak, tek taraflı ve hegemonya ciddi tehdit yaratıyor”. “Faşizmi ve militarizmi atlamaya yönelik gelişimleri karşı durulması gerekiyor”. Trump‘ın İran’a yeniden saldırma tehditlerini ilişkin olarak ta, gecikmeden kapsamlı bir ateşkes sağlanmalı, düşmanlıkları yeniden alevlendirmek kabul edilemez mesajı verdi.
İki ülke Trump’ın son üç ay askeri harekatlarından ciddi zarar gördü
Trump yönetiminin Ukrayna Savaşı’nda faturayı Biden dönemine kesmesi ve Zelenski yönetimini Moskova’yla anlaşmaya zorlaması, önemli ölçüde Rusya-Çin yakınlaşmasının Batıda yarattığı kaygılarla ilgili. Yani Amerikan hegemonyası için Çin ekonomik teknolojik ve askeri olarak en büyük tehdit konumuna gelmişken, onun yanına Rusya’nın eklenmesi ciddi bir sorun. Bunu önlemeye çalışıyorlar. İki ülke Trump’ın son üç ay askeri harekatlarından da ciddi zarar gördü. Venezuela‘ya yapılan operasyon, bu ülkedeki Çin ve Rusya’nın çıkarlarına darbe indirdi. Hürmüz boğazının kapatılması ve Iran’a deniz ablukası Çin için deniz yoluyla giren petrol arzını tehlikeye soktu. Çin iran’ın petrol ihracatını yaklaşık yüzde seksenini satın alıyor.
Sonuç olarak Rusya ve Çin arasındaki stratejik ortaklık, sadece ikili ilişkiler çerçevesinde değil, küresel siyasetin geleceğini şekillendirecek bir güç olarak öne çıkıyor. Uluslararası arenadaki belirsizlikler ve çatışmalar, bu ittifakı daha da değerli kılıyor. Her ne kadar iki ülke tam bağımlı hale gelmekten kaçınsalar bile, "karşılıklı saygı, adalet ve ortak çıkarlar" ilkesini benimseyerek, 21. yüzyılın dünya düzenini yeniden tanımlama yolunda ilerliyor. Bu bağlamda, Rusya-Çin işbirliği, sadece ekonomik veya askeri bir ittifak olmaktan öte, küresel barış ve istikrarın inşası için ortak bir vizyonu temsil ediyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir
En Çok Okunanlar

ARİF ASALIOĞLU

ABDULLAH AYMAZ

CUMA KARAMAN

KADİR GÜRCAN













